Ara
Menü
ذ

Cemâl

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü · Prof. Dr. İsmail Parlatır

Sözlük anlamı “Yücelik, hâkimiyet’ olan bu söz, “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah’ın güzel isimleri)dan olup “Allah'ın mutlak güzelliği” anlamında Allah’ın ismi ve sıfatıdır. Allah’ın isim ve sıfatlan “celâl” ve “cemâl” olmak üzere iki önemli kola ayrılmıştır. Bu ayırıma göre “Allah’ın lutuf ve rızasına delâlet edenler” cemâl sözü ile ifade edilmiştir. Sûfîler, genellikle insanlarm karakterlerini celâl ve cemâl tecellisinden aldığım; bundan dolayı cemâl sıfatınm tecellisine sahip olanlar güzel, halim selim olduğu için onlara “abdülcemâl” vasfı uygun görülmüştür. Buna en güzel örnek olarak da Hz. Ebubekir gösterilmiştir.

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

1. Güzellik.

Kadın ya malı, ya cemâli veya dîni için alınır. Siz dîni için alınız. Malı için alan, malına kavuşamaz. Yalnız cemâl için alan cemâlinden mahrûm kalır. (Hadîs-i şerîf-Menâic-ül-İbâd)

2. Allahü teâlânın lütuf ve rızâ sıfatı.

Allahü teâlâ kıyâmet günü mahşer yerinde, kâfirlere ve günâhı olan mü'minlere, kahr ve celâl, sâlih olan mü'minlere ise lütuf ve cemâl sıfatiyle muâmele edecektir. (Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî).

3. Zât, yüz.

Resûlullah'ın mübârek cemâlini bir kere görmek ve biraz huzûrunda oturmak insanı öyle derecelere kavuşturur ki, bunlar başka türlü hiç bir şeyle ele geçmez. (Ebû Tâlib-i Mekkî)

4. Çirkinliği gidermek, vakar sâhibi olmak ve şükr etmek için nîmeti göstermek.

Çirkinliğe, başkalarının iğrenmelerine, hakâret etmelerine sebeb olacak şeyleri yapmamak, bunları gidermek.Cemâl için temiz, güzel giyinmek mübahdır. Bunun için bulunduğu yerde âdet olan şeylerden haram olmıyan en iyilerini kullanmak lâzımdır. Gösteriş ve öğünmek için nîmeti göstermek, cemâl olmaz, kibir (büyüklenmek) olur. Nefsin zaîf, azgın olduğunu gösterir. (Seâdet-i Ebediyye)

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça. Güzel, güzellik, iç ve dış güzelliğini ifâde eder. İki türlü cemâl olduğu söylenir, birisi halkın bildiği güzellik, ikincisi hakiki güzellik. Bu da her uzvun, olması gerektiği karakter ve hey’etin en faziletlisi üzere bulunmasıdır. Cemâl, Allah’ın müşâhede-i ilmiyye olarak, kendi Zâtında ilk müşahede ettiği ezelî bir sıfatıdır. O, müşâhede-i ayniyye olarak yarattıklarında bu sıfatı görmek diledi, bunun üzerine ayna gibi kendi cemâlinin aynını görmek üzere âlemi yarattı. Cürcânî’ye göre cemâl, rıza ve lütfa taalluk eden sıfatlardandır. Kâşânî’ye göre de, el-Cemâl, Allah’ın lütf ve rahmetinin vasıflarıdır. Kâşânî konuyla ilgili olarak şöyle devam eder: Cemâl; Allah’ın, Zâtı için vechi ile tecellî etmesidir. Allah’ın mutlak cemâli için bir celal vardır ki, bu da, O’nun veçhiyle tecellî ettiği sırada herşeyi kahretmesidir. Bu şekilde O’nu görecek kimse kalmaz. O, cemâli yüce olandır. Cemali için bir yaklaşma vardır; işte o, bize bununla yaklaşır. O’nun herşeydeki zuhuru, şu beyitte zikrolunduğu gibidir:Hakikatların hepsinde cemâlin seyreder Celâlinden gayri yoktur onu setredecekCemâl için bir celâl vardır. Bu da, kainatın taayyünleri ile cemalin perdelenmesidir. Her celâlin ardında da, bir cemâl vardır. Allah celâl ve kahriyle bütün mevhum varlıkları ortadan kaldırır, böylece cemâlini ortaya çıkarır. Bu sebeple, celâl cemâlin aynıdır. Erzurumlu ibrahim Hakkı’nın “Kahrın da hoş, lütfün da hoş” diye terennüm etmesi, hakikatte cemal ve celalin aynılığına işaret etmek içindir. Bu konudaki bazı atasözleri şu şekildedir: “Celâli de hak, Cemâli de hak”, “Celâlinden Cemâline sığın”, “Cemâlin hakkı için”.Görmek ister isen yârin cemâlinden eser Gayrîden saf eyleyip âyînene gel kıl nazarD. Z. Mehmet

Sözlüğe dön