Cehennemi kilitler ve hattâ ateşini söndürür.
Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretleri bir Hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:
— Tevhid eden, yani diliyle LA ILAHE ILLÂLLAH diyen ve kalbiyle de bu kelime-i münciyyeyi tasdik eden iyman ehline, ölümünde şiddet ve acı kabrinde zulmet ve vahşet, haşir gününde havf-ü haşyet yoktur.
Bir diğer Hadis-i şeriflerinde de (Cennetin bahası, LÂ İLÂHE İLLÂLLAH'tır.) buyurulmuştur.
Kelime-i Tevhid (LÂ İLÂHE İLLÂLLAH MUHAMMEDÜN RESÜLULLAH) yedi kelimedir. Vücut da yedi azadan ibarettir. Cehennem yedi tabakadır. Onun için bu yedi kelimeyi dil sıdk-ü sadakat ile söyler ve kalp de tasdik ederse, o kişinin o yedi azası, cehenneme haram olur.
Tevhid kelime-i tayyibesi yirmi dört harften ibarettir. Gece ile gündüz de yirmi dört saattir. Binaenaleyh, bu kelime-i mübarekeyi günde bir kerre söyleyenin, yirmi dört saat içinde işlediği cürüm ve günahların af ve mestur olmasına sebeptir. Sakın, şeytana veya nefsine uyarak:
— Nasıl olur? deme...
Bu kelime-i münciyye-i mübarekeyi ömründe bir kerre söyleyen cehennemde ebediyyen kalmaz. Bir kerre aşk ile AL- LAH diyenin bütün günahları sonbaharda sararan yaprakların, rüzgâr esintisiyle dökülmesi gibi dökülür.
Bir kez Allah dese aşk ile lisan, Dökülür cümle günah misl-i hazân...
LA İLÂHE İLLÂLLAH diyen zâkir, bu kelime-i mübarekeyi söylerken, Allahu azim-üş-şânı bir vechile muhafaza etmezse, tevhid tatile varır. Bir vechile muhafaza ederse, teşbihe varır. Zâkir, tevhidi TATIL ve TEŞBIH'ten kurtarmak için, Cenab-ı Hakkın tevhid ile ne arzu ve isteği olduğu üzere tevhid ettigine niyyet etmelidir. Her tevhid ettiginde kalben MUHAM- MEDÜN RESÜLULLAH'ı hatırına getirmeli, LÂ İLÂHE ÎL- LÂLLAH diye tasdik ettiğinde kalben Allahu tealâ akılların idrakinden münezzeh bir vücud ile mevcut, kemal sifatları ile muttasıf, âsar-ı ilâhi ile meşhud, noksan sıfatlardan münezzehtir, mülâhazasında bulunmak zâkire ve sâlike lâzımdır.
Bir kâfirin, ömür boyu küfür necaseti ile paslanmış ve tıpkı paslı bir demir gibi olan kalbi, kısmet olurda son nefesinde bir defa tevhid ederse, iyman nuru ile altun gibi pırıl pırıl olur. Hal böyle olunca, ömür boyunca Allahu tealâ'yı zikredenlerin indallâh faziletlerini ve kazandıkları ecir ve sevabı tasavvur ve tahayyül edebilmek mümkün değildir. Bu zevatın indallah eriştikleri derece ve mertebeyi, ancak ve yalnız Allahu sübhanehu ve tealâ hazretleri bilir.
Resûl-ü ekrem sallallahu tealâ aleyhi ve sellem efendimiz hazretleri bir Hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadırlar:
— Lisanı Allahu tealâ'yı zâkir, kalbi Hakkın kendisine bahş ve ihsan buyurduğu ni'metlere şâkir, vücudu belâ, musibet ve tâ'ate sâbir olanlara, Allah azze ve celle muhabbet nazarı ile nazar eder.
Zikrullah, kalbin cilâsı ve ruhun gıdasıdır. Zikrullah, amellerin en yücesi ve üstünüdür. Kur'an-ı aziymde: (Allahu tealâ'yı çok çok zikrediniz ki, felâha ve necata dahil olasınız.)
buyurulmuştur. Zikrullah, iymanın alâmetidir. Namaz ibadeti için Allahu tealâ ZIKR-I EKBER yani büyük zikir buyurmuştur. Kur'an-ı kerimi tilâvet de ZİKR-I EKBER'dir. Cenab-1 Feyyâz-ı mutlâk hazretleri, Kur'ân-ı azim-ül-bürhan içinde bir çok âyet-i kerimelerde ZİKİR tâbirini kullanmıştır. Kur'an-ı aziymi okuyan, Allahu tealâ ile sohbet etmiş olur. Bir kimse Kur'an-ı kerimi okuduktan sonra gelip yemin etse:
— Allahu azim-üş-şân ile konuştum, dese o kimse bu yemininde yalancı değildir, demişlerdir.
Kur'an-ı kerimde, öyle bir sûre-i celile vardır ki, Kitabullah'ın kalbi mesâbesindedir. Zikri-i ilâhi olan Kur'an-ı aziymin zikridir. İşte o YA-SIN sûre-i celilesidir. Sizlere, bu sûre-i celilenin kıymet, ehemmiyet ve faziletinden, denizlerden bir katre ve güneşten bir zerre miktarı kadar dahi olsa bir nebze bahsetmek isterim ki, bilmeyenlerin dertlerine devâ ve marazlarına şifa olsun. YA-SİN sûre-i celilesi Mekki (Yani Mekke-i mükerreme'de nâzil olmuştur.) olup seksen üç kadar âyât-ı kerimeyi havi ve nice esrarı câmidir. Ibn-i Abbas radıyallahu anh, iki cihan serverinden rivayetle şu Hadis-i şerifi haber vermişlerdir:
Inne ehl-el cenneti yürfa'u anhüm-ül-Kur'anü fela yekra'une siva Tâ-Ha ve Yâ-Sin...
(Muhakkak ki, cennet ehlinden cennette bulundukları zaman Kur'an-ı kerim ref'olunacak, onlar Tâ-Hâ ve Yâ-Sin sûre-i celilelerini okuyacaklardır.)
Diğer bir Hadis-i şerifte de şöyle buyurulmuştur:
Men kera'a sûrete Yâ-Sin leyle't-el-cumua't-i esbaha mağfûren lehu...
(Herkim; Yâ-Sin sûre-i celilesini cuma gecesi okursa, günahları affolunmuş ve bağışlanmış olarak sabaha vasıl olur.)
Bir diğer Hadis-i şerifte de: (Kur'an-ı azlymde bir sûre-i celile vardır ki, bu süreyi okuyan ve dinleyen kimselere şefaat edecektir. Ey ashabım ve ümmetim!.. Bilmiş olun ki, bu süre-i celile Yâ-Sin'dir. Bu sûre-i şerifenin bir kaç ismi daha vardır. Bir ismi de EL-MU'IMME'dir.) buyurulmuştur. Ashab-ı kirâm, bu ismin verilmesi sebebini sordukları zaman Resûl-ü zişân saadetle:
— Bu sûreyi okuyan, dünyada hayır ile sahibini şümullendirir ve okuyandan âhiret şiddetini def'eder, diğer bütün belâları da ref'eder. Bu itibarla DAFÎ'A ve bütün ihtiyaçların husulüne sebep olduğu için de KADIYE isimleriyle de isimlendirilmiştir, buyurmuşlardır.
Inne li-külli şey'in kalben ve kalb-ül Kur'ani Yâ-Sin...
(Herşeyin bir kalbi vardır. Kur'an-ı kerimin kalbi de Yâ- Sin'dir.)
Yukarıdaki Hadis-i şerifi, Tirmizi namındaki Hadis kitabında Enes bin Malik radıyallahu anh rivayet etmiştir.
Malik bin Yesar radıyallahu anh, Yâ-Sin sûre-i celilesine Kur'anın kalbi denilmesinin sebebini Ebu-Davud, Neseî ve İbn-i Mâce müsnedi ibni Hanbel ve Taberani nam hadis kitaplarına göre şu Hadis-i şerifle açıklamıştır:
Kalb-ül Kur'anl Yâ-Sin lâ yekra'uha recülün yüridullahe ved-dâr-el-âhirete illâ gufire lehu ikre'uhâ alâ mevtâküm...
(Kur'an-ı aziymin kalbi Yâ-Sin sûre-i celilesidir. Bu sûre-i şerifeyi Allah rızasıyçün ve âhiret sevabını murad ederek okuyan kimse, herhalde mağfiret-i ilâhiyye nail ve mazhar olur.
Öyle ise, sizler bu sûre-i mübarekeyi ölüleriniz üzerine de okuyunuz.)
Yâ-Sin sûre-i celilesi, Allah rizasıyçün ölmüşlerimiz üzerine okunur ve sevabı ölenlerin ruhlarına bağışlanırsa, onların
ruhları Allahu tealâ tarafından ikram buyurulacak sevaba mazhar olur. Hâlet-i ihtizarda, yani ruhunu teslim etmek üzere bulunan kimsenin yanında da Yâ-Sin sûre-i celilesi okunmalıdır ki, sevabı ve berekâtı sayesinde ölüm acılarını duymadığı gibi iyman ile çene kapamasına sebep olur.
Yâ-Sin sûre-i celilesi nasıl ki Kur'an-ı azim-ül-bürhanın kalbi ise, bu sûre-i şerifenin kalbi de ihtiva ettiği bir âyet-i ke.