cak Allahu tealâ ilmi ile bilir.) dedi. Bu vâdinin adı VEYL idi.
Yılanların ve akreplerin çokluğu ve iriliği de buradaki azabın şiddeti hakkında fikir veriyordu.
Cehennemin altıncı tabakasının kapısı açıldığında yine ateşten bir vâdi göründü. Üstü de yine ateşten bir örtü ile örtülmüştü. Cebra'il kardeşir: (Yâ Resûlallah!. Bu vâdiye SIC- CIYN vâdisi denir. Burası kıyamet ve hesap gününe kadar kapalı kalacaktır. O gün, burada kâfirler, âsiler ve zâlimlerle, terazi ve ölçeklerinde eksik verenler ve adaletten ayrılarak zulme sapanlar, bu SICCIYN vâdisinde azap göreceklerdir. Allahu zül-celâl vel-kemal hazretleri, onlardan mutlâka intikam alacaktır:
Vallâhü aziyzün züntikam...
Al-i-Imran: 4 (Allahu tealâ, her hükmünde galiptir. Azap etmekten men'edilemez. Kendisine isyan edenlere intikam eder.)
Cehennemin yedinci katı bana gösterildiğinde, oradaki meleklerin kaba saba, asabi, şiddetli ve kuvvetli olduklarını gördüm. Bunların sayılarını Allahu sübhanehu ve tealâ'dan gayrı kimsenin bilmediğini Cebra'il haber verdi. Bunların ellerinde ateşten çengeller bulunuyordu. Bu derekede azap görenleri bir kuyudan çıkarıyor, diğer bir kuyuya atıyorlardı. Daha sayamayacağım ve anlatamayacağım şekilde azap görenler vardı. Bunlar:
Yâ Gıyâs-el-müstegiysin agısnâ!..
diyerek feryat ediyorlar, fakat melekler onların feryat ve figanlarına aldırış etmeksizin azaplarını sürdürüyor ve kendilerine aslâ merhamet etmiyorlardı. Hattâ, bir çoklarının azapları daha da artırılıyordu.
Cebra'il aleyhisselâma:
— Ey Cebra'il kardeşim!.. Bunlardan daha şiddetli azap görenler de var mıdır? diye sordum.
— Vardır yâ Resûlallah! diye cevap verdi. Daha korkunç azaplara duçar olanlar vardır ki, bu gördükleriniz onun yanında azap değil merhamet gibi kalır.
Ateşten bir takım tabutlar gördüm, bunların kilitleri dahi ateştendi. Cebra'il aleyhisselâm bana bunları göstererek:
— Yâ Resûlallah! Bu tabutlarda, halka zulmeden zâlimlerle, tevazû içindeki halka karşı kibirlenen ve bu kibirleri yüzünden şeytan gibi hakka karşı gelen münkirler azap görürler.
dedi.
Kâfirleri, zâlimleri ve kibirlileri bu tabutlar içine koyarak başaşağı asarlar ve ateşe atarlar, bu dere o kadar derindir ki dibine inmek mümkün değildir. Ayrıca, bunların azaplarını arttırmak için yılanlar ve akrepler de vardır. O vâdide bir çok ağaçlar gördüm ki, üzerlerinde ateşten meyveleri bulunuyordu. Korkunç bir değirmende zâlimlerin başları un gibi ezilip ufalanıyor ve sonra tekrarlamıyordu. Bu vâdide görünenlerin hepsi siyahı zifir gibi idiler. Cebra'il aleyhisselâm bana o ağaçların ZAKKUM olduğunu ve meyvelerini cehennem ehlinin yediklerini bildirdi:
Le-âkilune min şecerin min zekkumin femâliune minhel-butüne feşâribane aleyhi min-el-hamiym...
El-Val'a: 51-52 -98 (Muhakkak ki zakkum ağacından yiyecek, karınlarınızı onunla dolduracaksınız. Üstüne de Hamiym denilen o kaynar sudan içeceksiniz.)
Evet, cehennem ehlinin yiyecekleri ZAKKUM ve içecekleri HAMİYM'dir. Bütün bu azap ve ıztıraplar, Allahu tealâ'ya
- 663 → inanmayan, kıyamet ve âhirete, peygamberlere, semavi kitaplara iyman etmeyen, Allahu sübhanehu ve tealâ hazretlerine ortak koşan, yetim malı yiyen, haksız yere adam öldüren, zinâ ve livata eden, içki içen, anaya babaya ve ders gördüğü hocaya meşrû emir ve işlerde itaat etmeyen ve ihsanda bulunmayan, dedikodu eden, düşmana sırt çevirerek savaş alanından kaçan, namuslu kadın veya erkeklere iftirada bulunan, yalancı şahitlik yapan, faizcilik ve tefecilik ederek halkı soyan, ömürleri boyunca küfür ve isyan üzere yaşayan kâfirleri, zâlimleri, suçluları bekleyen korkunç âkibet bunlardır. (Allahümme ecirnâ min-en-nâr...)
Resûlulllah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyorlar ki:
— Gördüğüm bu yedinci kat cehennemin adı HAVIYE idi. Bu derekedeki azap ve ıztırap, diğerlerinden çok daha fazlaydi. Sordum: (Yâ Mâlik!.. Bu korkunç derekede kimler azap göreceklerdir?) Cevap verdi: (Yâ Resûlallah!.. Burada, Fira'- vun ile Karun ve Haman ve onların hallerine mirasçı olan zâlimler, Hz. Isa aleyhisselâma semadan sofra indirdiği takdirde kendisine iyman edeceklerini söyleyip, inen o sofradan yemek yedikleri halde yine de Hz. Isa aleyhisselâma iyman etmeyen sofra ashabıyla senin ümmetinden münafık olanlar, cehennemin bu derekesinde azap göreceklerdir.) dedi.
Ey ehl-i irfan!..
Cehennem derekelerinin ve isimlerinin tertibi üzerinde âlimler ihtilâf etmişlerdir. Biz, bu ihtilâfları te'life çalışarak sizlere kısa da olsa bazı bilgiler sunmak istedik. Buna nazaran:
Altıncı tabakanın ismi CAHİYM'dir ve burada müşrikler azap görürler.
Beşinci tabakanın ismi SAKAR'dır ve burada yıldızlara tapanlar azap görürler.
Dördüncü tabakanın ismi LEZZA'dır ve burada Iblis ve tâbileri hapsolunacak ve azap göreceklerdir.
Üçüncü tabakanın ismi HUTAME'dir ve burada Yahudi'-
ler ve hakkı inkâr eden hahamlar azap görürler. (Bunlar, Hz.
Isa aleyhisselâmın nübüvvetini inkâr etmişlerdi.)
Ikinci tabakanın ismi SA'IYR'dır ve burada Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin nübüvvetini inkâr edenler azap görürler.
Birinci tabakanın ismi de CEHENNEM'dir ve cehennemin en üst katıdır. Diğer altı tabaka, bunun altında yaratılmıştır. Cehennem adı verilen bu tabakanın azabı ve ateşi, diğerlerine nazaran daha az ve hafiftir. Bu tabakada, ateşle dolu denizler ve deryalar bulunduğunu bildiren muhbir-i sadık efendimiz, Cebra'il aleyhisselâma atfen şu bilgileri vermektedir:
— Cebra'il kardeşim bana dedi ki: (Yâ Resûlallah!.. Yedi kat yerleri ve yedi kat gökleri bu deryalardan herhangi birisine atsalar ve bulunması için bir meleğe emir verseler, bin yıl arasa bulması mümkün değildir. Orada vazifeli bulunan zebaniler o kadar cesim-ül-cüsse yani iri gövdeli idiler ki, Cebra'il kardeşimin haber verdiğine göre, bunlardan birisi yerleri ve gökleri bir tarafına koyacak olsa, diğer tarafının haberi bile olmazmış. Bu ateş denizlerinin dalgaları öyle korkunç sesler çıkarıyorlardı ki, gürültüleri dünyaya aksederek yankılansa, yeryüzünde canlı mahlük kalmazdı. Diğer derekelerde azap görenlerden birisi bu derekeye getirilecek olsa, bin yıl buradaki azabı duymaz, ancak bin yıl sonra azaba giriftar olduğunu anlayabilir. En hafif azabın bu derekede olduğu düşünülecek olursa, daha aşağıdaki altı tabakada tatbik olunan azabı tahmin etmek belki biraz kolaylaşır.
Resûl-ü zişân aleyhi ve âlihi salâvatullah-il-Mennân efendimiz buyuruyorlar ki, Mâlik'e cehennem adı verilen bu birinci derekede kimlerin azap gördüklerini sorduğumda, Mâlik başını önüne eğdi, yüzünü yere döndürdü ve bu soruma cevap vermedi, daha doğrusu sükûtla karşıladı. Israr ettim ve sorumu tekrarladım. Yine cevap vermedi ve Cebra'il aleyhisselâma gizlice bir şeyler söyledi. O zaman, Cebrail kardeşim ona emretti: (Yâ Mâlik!.. Alemlerin efendisi soruyor, mutlâka cevap vermelisin...) dedi. Mâlik: (Yâ Resûlallah!.. Beni mâ'zur