— Ehl-ü iyâl kaydında olanlara desturdur, geriye karılarının yanlarına gitsinler. Biz, buraya geri dönmek için gelmedik. Rahat isteyen bu yola yaraşmaz. Bizi isteyip yolumuza can ve baş feda edecek yiğitler ölümden korkmazlar. Ölümden korkanlar geri dönsünler, düşmanla çarpışacak mertler benimle gelsinler. Eğer, içinizde er yoksa, ben yalnız giderim, diye haykırmış ve onun bu cesaret ve celâdeti, âsileri yıldırmış ve neticede Çaldıran, Mercidabık ve Ridaniye fetholunarak büyük bir zafer kazanılmıştı. Yukarıda da işaret ettiğimiz gibi, Yavuz Sultan Selim Han, iki cihan serverinin Bedir gazasındaki cesaret ve celâdetini taklit ederek sünnet-i seniyyelerine tâbi olmuş ve bu teba'ıyyet ve teslimiyyet onu eşsiz bir zafere ulaştırmıştır. Zira, Uhud'da Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme tâbi olmayanların da acı bir mağlûbiyete uğradıklarını elbette biliyordu.
Bunun üzerine, muhaciriyn ve ensâr kendilerine tâbi olarak Bedir yolunu tuttular. Fakat, ne Ebu-Süfyân ne de ordusu görünürde yoktu. İki cihan serveri ve maiyyet-i seniyyelerindeki islâm mücahitleri Medine-i münevvere'ye döndüler ve işte o zaman Allahu sübhanehu ve tealâ hazretleri bu âyet-i kerimeyi inzâl buyurdu.
Diğer bir âyet-i kerimede de şöyle buyrulmaktadır:
Ves-sâffâti saffen fez-zâcirati zecren fet-taliyati zikren..
Es-Saffat: 1-2-3 (Yemin ederim o saf saf duranlara... O sevk ve zecredenlere.. Allahu tealâ'yı zikir ve Kur'an-ı aziymi tilâvet eyleyenlere...)
Müfessirlerden bazıları buyurmuşlardır ki, bu âyet-i ke rimelerin mâ'nayı münifi şudur:
(Biz azim-üş-şânın emrine uyarak gazaya giden, din ve devlet düşmanlarına karşısında savaşmak üzere saf saf duran ve düşmanlarını ürkütüp korkutmak için arslanlar' gibi kükreyerek zikrullah ile, tehlil ve tekbirlerle, Fetih sûre-i celilesini okuyarak ALLAH ALLAH sayalarıyla hücuma kalkan mücahid gaziler üzerine yemin etmekle, onların ind-i ilâhiyyemdeki şeref, itibar ve faziletlerini gafillere açıklarım.) demektir.
Innallâhe yıhibbülleziyne yukatilüne fi sebiylihi saffen ke'ennehüm bünyânün mersûs...
Es-Saf: 4 (Allahu tealâ, rizayı ilâhisi yolunda birbirlerine kurşunla kenetlenmiş yekpâre müstahkem bir yapı gibi saf olup savaşanları sever.)
Yâ eyyühelleziyne âmenü hel edüllüküm alâ ticaretin tünciyküm min azabin eliym tü'minüne billâhi ve Resülihi ve tücahidûne fi sebiylillAhi bi-emvâliküm ve enfüsiküm zâliküm hayrün leküm in küntüm tâ'lemûn...
Es-Saf: 10
(Ey iyman edenler!.. Sizi elim bir azaptan kurtaracak bir ticaret salık vereyim mi? Allahu tealâ'ya ve Resûl-ü müctebâ'- ya iyman edersiniz, Allah yolunda mallarınız ve canlarınızla cihad eylersiniz. Eğer, bilirseniz bu sizin hakkınızda pek hayırlıdır.)
Esstrilo Cât sitei,, Vel-adiyati dabhan fel-müriyâti kadhan fel-mugiyrâti subhan fe-eserne bihi nek'an fe-vasatne bihi cem'an...
El-Adiyât: 1 - 5 (Gaza meydanında nefes nefese koşan atlar hakkıyçün, tırnakları ile taştan ateş çıkaran atlar hakkıyçün, sabahleyin baskın eden ve tozu dumana katarak düşman ordularını yaran atlar hakkıyçün..)
Aziz kardeşlerim ve sevgili Hak yoldaşlarım!..
Bu konuda daha bir çok âyet-i kerimeler vardır. Biz, bu kadarıyla yetindik ve aklımız erdiği, gücümüz yettiğince, denizlerden bir katre ve güneşten bir zerre misali, ciladın kıymet, ehemmiyet ve fazileti hakkındaki âyet-i celileleri ahkâmıı asla eskimeyecek ve kıyamete kadar bâki kalacak olan kitabullah'tan tefsire cür'et ettik.
Şimdi de, siz mü'min kardeşlerime cihadın kıymet, ehemmiyet ve faziletini belirten ve açıklayan bazı Harlis-i şerifleri beyan edelim:
Mesabih-iş-şerifede rivayet olunan şu Hadis-i şerif, cihad hakkında insanlara cidden ibret verici ve irşâd edici mahiyettedir. Birgün, huzur-u fâiz-in-nûru cenab-i Fahr-i Risaletmeab efendimize kabul buyurulan bir zat sordu:
— Yâ Resûlallah!.. Allahu tealâ katında hangi amel daha efdaldir?
Habib-i edib-i Kibriyâ efendimiz saadetle buyurdular:
(Amellerin en efdali, en şerefli ve yararlısı, gıllû-gış'tan yani bir nevi gönül affetsizliği olan kin, gizli düşmanlık ve hıyanetten tamamen arınmış, her türlü kuşku ve işkillenmekten paklanmış bir kalple Allahu talâ'nın varlığına ve birliğine iyman etmek ve bu iymanını dili ile de ikrar etmek ve Allah yolunda, Allah için, Allah'ın kullarına yapılan zulmü, fesadı ve zararı def'etmek için din ve millet düşmanları ile cihad eylemektir.)
Bugün, milyonlarca mazlûm ve mâ'sum insanın, zâlimlerin yumruğu altında inlemekte bulundukları gözönüne getirilirse, bu zavallı insanları ve topyekûn insanlığı benzeri felâket ve musibetlerden korumak ve kurtarmaktan büyük cihad ve büyük sevap düşünülemez.
Mesabih adındaki eserde rivayet edilen diğer bir Hadis-i şerif de şöyledir:
(Ümmetimden hamiyyetli bir mü'min, Allah yolunda gaza eden bir gaziyi teçhiz etse ve ona at, silâh ve benzeri harp teçhizat ve malzemesi sağlasa, tıpkı o gazi gibi gaza etmiş sevabına mazhar olur. Allahu tealâ, kendisine din ve devlet düş manları ile göğüs göğüse savaşmışcasına ecir ve sevap bahş ve ihsan buyurur.)
Diğer bir Hadis-i şerifte de şöyle buyurulmuştur:
(Harbe giden bir gazinin geride bıraktığı evlât ve iyâline Allah rizası ve din gayreti ile yardım elini uzatan ve o kimsesizlerin her türlü ihtiyaçlarını sağlayarak kimseye muhtaç etmeyen mü'mine, Allahu sübhanehu ve tealâ hazretleri, bizzat savaşa katılarak din ve millet düşmanlarıyla savaşmışcasına sevap ihsan buyurur, o kişi gaza ecrine nail olur, derecesi yüceltilir.)
Yine Mesabih-i Şerif'te rivayet edilen bir Hadis-i şerif de aynen şöyledir:
Şehitler için, indallah altı haslet ve keramet vardır:
1. Şehidin damarlarından akacak ilk damla kanla, onun küçük veya büyük bütün günahları af ve mağfiret olunur.
2. Ruhu henüz bedeninden ayrılmadan cennet-i âlâda kendisi için hazırlanan makam ve ihsan buyurulacak bütün ilâhi mükâfatlar şehide gösterilir.
3. Fira'un ve kavminin ruhları sabah ve akşam ateşe yaklaştırılarak kendilerine nasıl azap olunuyorsa, Allah yolunda şehit olanların ruhlarına da Allahu tealâ tarafından bahş ve ihsan buyurulan mükâfat ve iltifat olunur ve zevk, sürur ve ferahlık içinde bulunurlar. Zira, şehitler Allahu tealâ katında hayat-ı hakiki ile hay, yani diridirler. Onların mübarek ve mukaddes ruhlarına cennet ni'met ve dereceleri arzolunur.
4. Şehitler kabir azabı görmezler, mahşer gününün şiddet ve dehşetinden emin olurlar ve başlarına dünya ve dünya ile ilgili herşeyden hayırlı yakuttan bir vakar tâcl konulur.
5. Şehitlere cennette zevce olarak yetmiş iki huri ihsan olunur.
6. Şehitlere yetmiş akrabasına şefaat hakkı bahşolunur.
Şehitler hakkındaki bu iltifat-ı ilâhiyye Kitabullah ile sâbittir: