Ara
Menü
5 dakikalık okuma

Basra şehrinde sâlihattan bir hanım, Hasan-ül-Basri hazretlerinin meclis-i irşâdına devam ederdi. — 3. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 2 · s. 604

Şeytan, insanın vücuduna beş kapıdan girebilir: GÖZ KULAK - AĞIZ - NEFİS - KALP... Hakka, hakkıyle namaz kilan gözüyle harama bakmaz. Kulağı ile dedi - kodu, boş ve faydasız sözler dinlemez.. Ağız, yalan ve kötü söz söylemez ve. haram yemez. Nefis, salâh bulur, kötü şeyler ve kötülükler düşün mez. Kalp, haktan gayriye yer vermez. Gözü ibrette, özü şükür ve itaatte, kulağı faydalı nasihatte, ağzı zikir ve halâvette, kalbi şefkat, merhamet ve muhabbette olur. Beş vakit namazını kılanlar, şeytana bütün kapılarını kapatmış olurlar.

Her insan için, beş korkunç geçitten geçmek muhakkak ve mukadderdir. Bu geçitlerden ve akabelerden geçmeyecek hiş kimse yoktur. Bu beş tehlikeli ve korkunç geçit şunlardır:

1) Ölüm şiddeti 2) Kabir zulmeti 3) Mahşerin vahşet ve dehşeti 4) Sıratın rikkati 5) Nârın şiddeti Bu beş tehlikeli ve korkulu geçitten selâmetle geçişten, kişiyi ancak kıldığı namaz kurtarır.

Sabah namazını kılanlar, ölüm acısını hiç duymazlar. O vakitte kılınan iki rekât farz, kılanın cismini de ruhunu da nurlandırır.

Öğle namazı vakti, güneşin en hararetli ve parlak olduğu zamandır. Vaktinde öğle namazlarını kılanların kabirleri de nurlanır..

Ikindi namazı, insanı mahşer korkularından emin eder.

Akşam namazı, bilindiği gibi üç rekâttır. Sırat da üç kısımdır. Çıkış, düzlük ve iniştir. Akşam namazını vaktinde kılanlar, sıratın bu üç bölümünden de rahatlık ve kolaylıkla geçerler, selâmete ererler.

Yatsı namazı vaktinde, insan tabiatının harareti galip geldiğinden, o tabii harareti abdestle söndürerek yatsı namazını kılanlar, âhirette cehennem ateşinin şiddetinden de korunmuş ve kurtulmuş olurlar.

Kurre't-ül-ayn isimli kitapta, namazı özürsüz olarak ter.

kedenlere on altı musibetin ârız olduğu haber verilmektedir.

Bu musibetlerin altısı dünyada, üçü ölüm ânında, üçü kabre girildiğinde ve üçü de mahşer yerindedir.

Dünyada uğradığı musibetler şunlardır:

Ömrü bereketsiz olur. Yüzünden nur-u ilâhî gider. Diğer iyi amellerinden tad almaz. Duaları âcilen yerine gelmez. Melekler kendisine buğzederler. Mü'minlerin namazlarında yaptıkları dualardan mahrum kalırlar.

Ölüm ânında uğradığı musibetler de şunlardır:

Zelil ölür, müjdeci melekler gelerek kendisini cennetle tebşir etmezler. Aç ölür ve kendisini suya atsalar hararetini gideremez ve susuz ölür.

- 613 _ Kabirde görecegi musibetler şunlardır:

Kabir azabına uğrar, azap melekleri kendisine daima musallât olurlar, vakitleri girdikçe terkettiği namazları için kendisine aynca azap olunur.

Mahşerde uğradığı musibetler de şunlardır:

Hesabı gayet şiddetli görülür. Allahu teâlâ'yı gazaplı bulur.

Affı ilâhî imdadına yetişmezse cehenneme atılır.

Allahu azim-üş-şân, Kitabullah'ın neresinde salâtı yani namazı zikretmişse, hemen arkasından zekâtı da zikreylemiştir.

Onun için, sizlere biraz da zekât konusunda bilgiler sunmak isterim:

Dersimizin başında okuduğunuz âyet-i kerimede: (Allahu tâlâ'nın kitabı olan Kur'an-ı aziymi okurlar, namazlarını erkânına dikkat ve riayet ederek kılarlar, onlara rızık olarak bahş ve ihsan buyurduklarımızdan başkalarını da infak ederler ve bu infaklarını gizli veya açık olarak yerine getirirler,) buyurulduğu hatırlanacaktır. Bu âyet-i kerimede de, islâmda en mühim olan iki rüknü belirtilmektedir. Namaz ve hemen onun arkasından zekât ve yardım emrolunmaktadır.

Bir kimse namazını kılsa ve fakat zekâtını vermese, kıldığı namaz reddolunur. Zira, bir kimse Allahu teâlâ'ya iyman etse de, Resûl-ü müctebâ'ya inanmasa veya Resûl-ü zişâna iyman etse de Allahu sübhanehu ve teâlâ hazretlerine inanmasa, iymanının reddolunduğu gibi, namaz kıldığı halde zekât vermeyenin de namazı reddolunur.

Rabbimizin, bu iki ameli daima bir arada zikretmesinin sebebi de şudur: Bu amellerden birisi terkolunursa, diğeri de kabule şâyan olmaz. Bunun için, namazını kılanlar nisaba mâlik iseler mutlâka zekâtlarını da vermelidirler. Zekât verenler de namazlarını kılmalıdırlar ki, ibadet hem ruhan, hem bedenen ve hem de mâlen yerine getirilmiş olsun.

Namaz kılmayanların veya kıldıkları halde şartlarına ve âdâbına riayet etmeyenlerin uğrayacakları musibetleri açıklamıştık. Şimdi de, zekâtlarını vermeyenlerin uğrayacakları azabın bazılarını söyleyelim. Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretleri bir Hadis-i şeriflerinde buyurmuşlardır ki:

— Kendisine zekât vermek vacip olduğu halde, sahip olduğu malın zekâtını vermeyenlerin bu malları, azap için birer çivi haline getirilse ve mahşer günü cehenneme girdiğinde kızgın ateşte kızdırılarak vücuduna çakılsa gerektir.

Bir diğer Hadis-i şerifte de şöyle buyurulmuştur:

— Zekâtı verilmeyen mal, âhirette ateşten bir yılan suretine sokularak zekâtını vermeyen tamahkâr âsinin boynuna dolanır. Zekâtını vermeyerek muhtaç mü'minlere yardım etmeyen o elleri koparsa gerektir.

Ebül-Leys (Tenbih-ül-gafiliyn) adlı eserinde şu Hadis-i şerifi zikretmiştir:

Allah celle, cennetinin kapısına şu yazıyı yazdıracaktır:

Ey cennet!.. Sana, üç kimsenin girmesini haram kıldım.

Birincisi cimri ve tamahkâr olanlar, ikincisi zekâtlarını vermeyen âsiler, üçüncüsü karılarını başkalarına kiralayan ahlâksız ve haysiyetsizlerdir.

Kendilerinde bu kusurlardan herhangi birisi bulunanlar, iyman ile âhirete göçtükleri takdirde, iymanları sebebiyle cennete de en son gireceklerdir. Zira, Allahu teâlâ'ya iyman edenler, cehennemde ebediyyen kalmayacaklardır. Cezalarını gördükten sonra cennete gireceklerdir. Kebâ'ir dediğimiz büyük günahları işleyenler, işledikleri günahı helâl saymadıkça kâfir olmazlar. İşlediği günah küçük veya büyük, kişi günah işlediğini bilirse, günahkâr olur, fakat dinden çıkmaz. Küçük günahlarda ısrar edenler ise sonunda helâk olurlar.

Tamahkâr ve cimri olanlar, ne kendileri yerler, ne de başkalarına yedirirler. Bazıları da, kendileri yer, başkalarına yedirmez. Zekâtlarını vermeyenlerle karılarını başkalarına kiralayan haysiyetsizler büyük günah işlemiş olurlar. Bu davranışlarını helâl addetmedikçe, âsi ve günahkâr olmakla beraber, iymanları bâki kaldığından cezaları miktarı azap gördükten SOnra cennete girerler.

Zekâtlarını veren mü'minlerin ise mazhar olacakları ilâhî iltifatlar şunlardır:

Birinci kat gökte isimleri KERİM, ikinci kat gökte CEV- VAD, üçüncü kat gökte MUTI, dördüncü kat gökte SAHI, beşinci kat gökte MAKBUL, altıncı kat gökte MAGFUR, arş-ı â'lâ da ise HABIBULLAH olarak isimleri ayrı ayrı anılır ve kendilerine melekler tarafından tekrim olunur.

Zekâtını veren mü'minin, ölümünden sonra amel defterleri kapanmaz. Verdikleri bir nevi sadaka-i câriyye olur. Sevabı, kıyamete kadar amel defterlerine yazılır. Zekâtlarını vermeyenlerin ise, kabirden başlayarak kıyamete kadar suçlanacak.

ları haber verilmektedir. Allahu sübhanehu ve teâlâ, cümlemizi irşâd ve bizlere lûtf-u keremiyle inayet ve hidayet buyursun.

klın varsa, toplayıver başına;

Mazrur olma bu dünya salaşuza, Felek er-geç zehir katar aşına, Yatırırlar şu musalla taşına, Hiç güvenme eşine, yoldaşına;

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.