Ara
Menü
2 dakikalık okuma

Basra şehrinde sâlihattan bir hanım, Hasan-ül-Basri hazretlerinin meclis-i irşâdına devam ederdi. — 4. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 2 · s. 604

Kimse bakmaz bilmlş ol gözyaşına, Mağlûp olma kör şeytan savaşına, Tedarik gör yolculuk telâşına...

Evet kardeşlerim!.. Aklı olan, bâkiyi fâniye tercih etmez.

Altunu tenekeye değişmez. Kısacık ömrünü isyanlarla, kötülüklerle geçirmez, Allahu teâlâ'ya kulluk eder de sultan olur, ebediyyen saadet ve selâmet bulur.

Azrail aleyhisselâmın kılıcı, pek yakında senin ve benim enselerimize inecektir. Günah kirlerini yalnız abdest suyu temizler zannedenler aldanıyorlar. Günah kirleri, değil gusül ve abdest aldığın su ile, bütün denizlerin ve nehirlerin suları bir araya getirilse yine de temizlenmez. Bu kirleri, ancak ve yalnız

gözyaşı arındırır ve paklar. Gusül ve abdest insanın yalnız za.

hirini, dış yüzünü kısmen temizler. Bâtınının kirlerini nedamet, tövbe, istiğfar ve gözyaşı ile temizlemek mümkündür. Bâtını temiz ve saf olan kutlu ve mutlu kişilere ve gönül aynalarını temiz tutabilen bahtiyar kullarına tecelliyat-ı ilâhî ve lûtf-u sübhani zuhur eder. Onlar, Allahu teâlâ'ya lâyık ve Resûl-ü zişâna âşık birer insanı kâmil olurlar, Halifetullah olarak mükerrem kılınan kullar zümresine girerler. Arif-i billâh ve vâsıl-ı ilâllah pâyesi ile kurbiyyet-i ilâhiye mazhar olurlar. Bu bahtlı kişiler, namazlarını gerçek birer mi'râc olarak kılarlar ve:

— Ancak sana ibadet eder ve bu ibadet için ancak senden yardım bekleriz, dedikleri zaman kendilerine:

— Evet, kulum bana ihlâs ile kul oldu, ben de kuluma her hususta yardımcıyım, hitab-ı izzeti ile taltif olunurlar ve bu zevki tadarlar, (FE-KANE KABE KAVSEYN) sırrına vâris bulunurlar, abdiyyet ile mâ budiyyetin birleştiği yer namaz olduğundan ILM-EL-YAKİN, AYN-EL-YAKİN ve HAKKAL-YAKİN kurbiyyetin ne yüce bir ni'met olduğunu fark ve temyiz ederler.

Namazlarını gösteriş için kılanlar, başka bir tâbirle namaz gösterenlerle, namaz kılmak ni'metine hiç eremeyenler veya kıldıkları halde tâ'dil-i erkânına dikkat ve riayet etmeyenler, hem namazın büyük ecrini kaybederler ve hem de bu gibilerin halleri ve âkibetleri gayet müşkil olur. Gün gelir ki, bunlar namazlarını vaktinde kılmayarak kazaya bıraktıklarına, tâ'dil-i erkânına dikkat ve riayet etmediklerine çok pişman olurlar ama, bu nedametleri kendilerini azaptan ve ıkaptan kurtarmaz. Bu gibiler de neler kaybettiklerini şimdiden derin derin hesaplamalıdırlar.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.