Ara
Menü
5 dakikalık okuma

Hasan-ül-Basri (Kuddise sırruh) hazretlerinin bir Yahudi komşusu vardı. — 2. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 2 · s. 385

— Evet, gazaya girdin ama rizayı ilâhimiz için şehid olmadın. Emsal ve akranına kendini yiğit ve bahadır gibi göstermek ve halk arasında adını kahraman olarak yâdettirmek, şan ve şeref sahibi olmak ve alkış toplamak için savaşırken şehid oldun.

Gerçekten dediğin gibi oldu. Senin için (Büyük kahraman), (Yiğit adam) dediler ve seni medheylediler. Senin de arzun esasen buydu, binaenaleyh nasibini dünyada iken aldın, dünyada

kulların sana lâyık gördükleri şan ve şeref sana yeter, burada nasibin yoktur, buyurulur.

Üçüncü olarak, riyâkâr gazi huzura çağırılır ve nasıl gazi olduğunu, düşmanlarına nasıl saldırdığını, gözünü kırpmadan din ve devlet düşmanlarına nasıl kan kusturduğunu uzun uzun anlatır.

Hak celle ve alâ, ona da:

— Evet, gaza ettin ama rizayı ilâhimiz için değil, şan ve şöhret kazanmak, halka gösteriş yapmak, kahramanlığını, yiğitliğini, bahadırlığını meclis meclis, köy köy, kasaba kasaba dolaşıp herkese anlatıp böbürlenmek ve öğünmek için savaştın. Bununla da matlûp ve maksuduna eriştin, her gittiğin yerde seni alkışladılar, selâm durdular, seni övdüler, seni sevdiler.

Istediğin de zaten buydu, nasibini dünyada aldın ve âhirette nasibin yoktur, buyurur.

Son olarak riyâkâr âlim huzur-u ilâhiyye çağırılır, neden ilim tahsil ettiği sorulur ve Hak rizasıyçün ilim tahsil ettigi ce vabını verince de kendisine:

— Hayır ey mürâ'i!.. İlim tahsilini rizayı ilâhimiz için değil, sana âlim desinler, ne bilgili adam diye övsünler, ağzından çıkanları dikkatle dinlesinler ve başkalarına medhederek söylesinler, bir meclise girdiğin zaman seni baş köşeye oturtsunlar, izzet ve ikramda bulunsunlar, girerken ve çıkarken ayağa kalksınlar diye ilim tahsil ettin. Bu ilminle halka faydalı olmak varken, ilmini paraya ve dünyaya çevirdin, ilmin sayesinde servet sahibi oldun, elini öptüler, karşında diz çöktüler, bir dediğini iki etmediler. Binaenaleyh ilim tahsilinden nasibini dünya hayatında kullardan aldın, âhirette bundan dolayı nasibin yok tur, buyurulacaktır.

Hak rizasıyçün yapılmayan bütün amel sahiplerine bu şekilde muamele olunacağına ve herşeyi gösteriş için yapanların âhirette nasipsiz kalacağına bir kerre daha önemle işaret etmek isterim.

Gârsost by;

Femen kâne yercl liki 'e Rabbihl fel-ya'mel amelen sâlihan ve lâ yüşrik bi ibadeti Rabbihi ahedâ....

El-Kehf: 110 (Kim, Rabbine kavuşmayı dilerse, onun rizasını isteyerek salih bir amel işlesin ve Rabbinin kulluk ve ibadetine kimseyi şerik etmesin..)

Ey âşık-ı sadık!..

Bu âyet-i kerimeyi unutma ve mutlâka ezberle... Hatırda kalması için, biraz daha açıklayalım:

Her kim, Rabbinin rizasını talep ederek Rabbine mülâki olmayı dilerse, salih ameller, hayırlı ve yararlı işler işlesin. Fakat bu işleri riyâ ile ve kullara gösteriş olsun diye yapmağa kalkışmasın. Kulluk ve ibadetlerinde, hiçbir şeyi Rabbine şerik etmesin. Gösteriş için yapılan işler ve hayırlar, kullar tarafından ya takdir edilir veya edilmez. Takdir etseler bile, bu ancak dünya hayatına mahsus ve münhasır kalır. O işten dolayı, âhirette hiçbir nasibin olamaz. Bu güzel ameller Hak için yapılacak olursa, yapanı hem dünyada salih kullarına sevdirir, takdir ettirir ve hem de âhirette ayrıca bunun için nasip verir.

Kıyamet gününde, ağızlar mühürlenir. Dili konuşturmağa kadir olan Allahu teâlâ, elleri konuşturur ve ayakları şahit tutar. Bütün amel ve ibadetlerde riyâ ve gösterişten kurtulabilmek için, Hakka gizlice ibadet etmelidir. Bu ibadet veya işlerin söylenilerek veya gösterilerek halka açıklanması, riyâya ve gösterişe yol açar. Bunun için, yapılacak hayır ve hasenât ister gece ister gündüz olsun, gizlice yapılmalıdır. Gece karanlığı, bütün suç ve kabahatleri örttüğü gibi, ibadetlerini ve iyiliklerini ört ve gizle... Rabbin ile senin aranızda kalsın... Nafile ibadetlerini de gizle ki, riyâ ve gösteriş onun sırrına hulûl edemesin. Diğer ibadetlerini âşikâr ederek halkı ibadete teşvik etmeğe çalış ama, (Ne iyi adam, ibadet ve tâ'at sahibi adam...)

desinler diye ibadete özenme... Hak rizası için yapılan ibadetler, kulu iki cihanda da aziz ederler. Riyâ ve gösteriş derdinin devâsı ve şifası da —Bi-iznillâh— bunlardır. Allahu teâlâ, sana ve bana hidayet buyursun, zâtına ve rizasına varan yolda ihlâs ile daim ve kaim eylesin. (Amin bi-hürmeti seyyid-il-mürseliyn.)

Ey tâlib-i Hak!

Kötü ve çirkin sıfatların ve nefis hastalıklarının üçüncüsü de KIBİR'dir, demiştik. Kibir sahibi olanlar, şeytanın halifesi hatta bir bakıma şeytanın ta kendisidir. Kibir, sahibini cehenneme attıran, kulu rahmet-i ilâhiyyeden kovduran ve insanı kulluğundan uzaklaştıran çok tehlikeli ve korkunç bir illettir.

Allahu sübhanehu ve teâlâ, yerleri ve gökleri, cinleri ve melekleri halk ve icat buyurduktan sonra, cinleri yerde ve melekleri gökte iskân eyledi. Sonra, meleklerine hitap buyurdu:

— Biz azim-üş-şân, yeryüzüne dört anasırdan vücut vereceğimiz bir halife göndereceğiz.

Melekler cevap verdiler:

— Yâ Rabbel-âlemiyn!.. Hikmetinden sual olunmaz. Ancak, dört unsurdan halk ve icat buyuracağın bu mahlük, yeryüzünü fesada verir ve kan döker, bozgunculuk yapar. Biz ise, zât-ı ahadiyyetini bütün noksan sıfatlardan tenzih ve tekmil kemal sıfatları ile tavsif ve tesbih ederiz. Vazifemiz, ancak ve yalnız zât-ı ülûhiyyetine ibadet ve itaat etmek ve Cenab-1 vâcib-ilvücudu takdis eylemektir. O halde, yeryüzüne bir halife göndermekteki sırrı ilâhiyyen nedir?

Hitab-ı izzet şeref-sadir oldu:

— Ey meleklerim!.. Sizin bilmediklerinizi ben bilirim, sabredin dört unsurla halk ederek yeryüzüne gönderecegim haliteyi sizler göreceksiniz. Eğer, o halifeyi yaratmayacak olsaydım, yerleri ve gökleri, cenneti ve cehennemi, melekleri ve felekleri halk ve icat etmezdim. Birbirine zıd olan dört unsurdan yani ateş, su, toprak ve havadan çamurunu yuğuracağım o vücut, ilâhî sırlarımı hâmil bulunacak ve bütün yaratılmışları ona müsahhar kılacağım. Kâinatta herşey onun yaşaması için halk ve icat olunmuştur. Güneş, ay, yağmurlar, rüzgârlar, denizler, dağlar, sahralar, yazlar, kışlar ve baharlar, arşlar, kürsiler, cennet ve cehennem, huri ve gılman, kevser ve vildan, çarh-ı felek ve her canlı melek onun için, onun emrine müsahhar kılınmak için yaratılmıştır. Bu vücudun hâmil olacağı nur, bütün mahlûka tin evveli ve bütün peygamberlerin sonuncusu, benim matlûp ve maksudum, mahbubum olan nurdur. Dört muhalif anasır ile yaratılacak bu vücudun zât-ı ülûhiyyetime nasıl kulluk edeceğini ve ne gibi sırları hâmil bulunacağını, yerlerin ve göklerin yüklenmekten çekinip kaçındıkları emanetimi nasıl yükleneceğini göreceksiniz.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.