Devlet-i dehr ile olanlar mesrur, İçleri haraptır, dışları mâ'mur, Sâf-1 dil olmayan sofi-i mağrur, Çektiği hassa-i Esmâ'yı bilmez...
Evet, o gün herkes defterini alacak, yaptığı iyilik veya kötülüğün, hayır veya şerrin, küçük veya büyük günahlarının ve hatta gözle işaret ettiğinin veya kalbinden geçirdiğinin, düşündüğünün, niyetinin ve kısacası bütün hayatının orada aynen ve harfiyyen kayıt ve tesbit edilmiş bulunduğunu hayret ve dehşetle görecek, bu telâş ve şaşkınlık içinde iken melekler kendilerini mizana sevkedeceklerdir.
Mizân-ı ilâhî, arş-ı Rahman'ın önünde kurulacaktır. Sağ tarafinda cennet melekleri ve ridvan, sol tarafinda cehennem melekleri ki, onlara zebani'ler derler, bulunacaktır. Sağ taraftaki meleklerin önlerinde cennet ehline mahsus hulleler, elbiseler, gözlerin görmediği ve kulakların duymadığı çeşitli ni'- metler, Allahu teâlâ nın yarattığı altundan, zümrüt ve yakuttan, incilerle işlenmiş ve süslenmiş kemerler, mücevherler, cennet ehlinin binmelerine tahsis edilecek Bürak'lar bulunacaktır.
Sol taraftaki meleklerin önlerinde de cehennem ehli için hazırlanmış kelepçeler, bukağılar, zincirler ve benzeri işkence âletleri hazır duracaktır:
Ve hullo esâvire min fiddah...
El-Insan: 21 (Cennet ehli, gümüş bilezikleri takarak süslenirler.)
Inna a'tedna IlI-kafiriyne selâsile ve aglâlen ve sa'ryra..
El-Insan: 4 (Biz, kâfirler için zincirler, boyunlarına lâleler ve alevli bir ateş hazırladık...)
Herkes, amel defterleri ellerinde bulunduğu halde sıralarını bekler ve sırası gelenleri melekler bütün mahşer halkına duyururlar ve böylelikle bütün insanların amelleri tartılır. Hayrı galip olanlara cennet elbiseleri giydirilir, şerri galip olanlar da zebanilere teslim edilerek ellerine kelepçeler ve ayaklarına zincirler vurulur, boyunlarına ateşten lâleler takılır ve bunlar imansızlıklarının ve kötülüklerinin cezasını çekmek üzere cehenneme, yani Allahu tâlâ'nın hapishanesine gönderilirler.
(Böyle bir âkibetten Hakka sığınırız!)
Her mevkif, yani soru sorulan yerlerde beklenen süre kâfirlere ve zalimlere bin sene kadar uzun, mü'minlere ise bir saat kadar kısa gelir. Kur'an-1 azim-ül-bürhanın bildirdiğine göre;
mü'minlerin yüzleri beyaz ve nurlu, kâfirlerin ise maddeten ve mâ'nen kara, gözleri gök renginde olup işledikleri isyan ve günahlanı ve küfürlerinin miktarına göre mu'aheze olunacaklardır:
Vücuhün yovmo'lzin müsfiretün dahlkotûn mûstebalreh...
Aboso: 38 -39 (Nice yüzler, o gün aydınlanır, güler ve sevinir...)
Folomma ro'ovhû zûlfeten sly'ot vûcuhülleziyne koforo...
El-Mülk: 27 (Va'dolunan azabı gördükleri zaman, o kâfirlerin yüzleri çirkinleşir.)
Şu yalancı dünyada kalam mı sanırsın?
Böyle gafll gezmekle Hakkı bulaı mı sanırsın?
Ey âşık-ı sadık:
Ey Allah korkusuyla gözleri yaşaran ve tüyleri diken diken olan. Ey Allah sevgisiyle kalbi çarpan ve Hakkın emrine gözünü kırpmadan teslim olan, Allah rizasıyçün canını ve malını fedaya hazır bulunan, Allah Resûlünü herşeyinden fazla sevmekle iymanı ve ahlâkı kemal bulan mü min kardeşim!.. Kıyamet günü, gerçektir ve haktır, yukarıdanberi anlatmağa çalıştığım olayların hepsi o gün mutlâka olacaktır. O gün, boynuzsuz koyun boynuzludan, mazlûm zâlimden, mağdur gaddârdan hakkını alacak, mutlak adalet yerini bulacaktır. O gün, mahkeme-i Kübrâ kurulacaktır. Yerlerin ve göklerin, yerlerle gökler arasında bilinen ve bilinmeyen, görünen ve görünmeyen her şeyin mâliki olan Allahu azim-üş-şân KADI olup teker teker bütün yarattıklarına hesap soracaktır. Mizan kurulacak ve herkesin amelleri tartılacaktır. O şiddet ve dehşet günleri gittikçe bize yaklaşmaktadır. Evet, o gün hiç kimseye zulüm olunmayacaktır ama, kimsenin de yaptığı yanına kâr kalmayacaktır. Her kul yaptığının karşılığını muhakkak görecektir. Herkes, kaybettigini sandığı hakkını orada alacaktır.
O, öyle bir gündür ki, dünya rütbeleri kaldırılacak ve ahiret rütbeleri aşk ehline tevdi olunacaktır. O gün, dünyada başkalarına zulmederlerken gülenler, büngür hüngür ağlayacaklar, ellerini dişleyip ısıracaklar, yaptıklarına pişman olacaklar dır ama, bu gecikmiş nedamet onlara hiçbir yarar sağlamayacaktır. Buna mukabil, dünya hayatında zulüm görüp ağlayanlar, hakları zorla ellerinden alınanlar gülmeğe başlayacak ve zâimlerden haklarını alarak sevineceklerdir. O gün, mü'minlerin handân ve şâdan ve kâfirlerle, zalimlerin ve münafıkların makhur ve perişan olacakları gündür. O gün, mü'minler zevk ve safaya, kâfirler, münkirler, zâlimler ve münafiklar ise cevr-ü cetaya garkolacaklardır. O gün, kardeş, kardeşten, ana baba evlâttan, evlât ana - babadan, kaçacaktır. O gün dünya hayatında çok defa hor görülen mü'minler, cennet elbiseleri giyerek süslenecekler ve onları hor gören, hatta itip kakan kâfirler ve zâlimler siyah bir katrana bulanacaktır. O gün, mü'minler şeref ve ihtişamla müjdeleyici melekler arasında ebediyyen kalmak üzere cennete girerlerken, kâfirler, zâlimler ve münafiklar, elleri ve ayakları zincirlerle bağlanmış zelil ve perişan zebaniler tarafından cehenneme sürüleceklerdir. Hâsılı, hak yerini bulacak, herkes yaptığının tam karşılığını alacak ve ilahi adalet kemaliyle yerine gelecektir.
İktizayı kazayı KÜN FE-YEKÜN, Kıldı her emri vakte merhûn...
Ve terel-mücrlmlyne yevme'izin mukarrenlyne fil-asfad serâbllühüm min katıranln ve tagsa vücuhehüm-ün-nâr.....
Ibrahim: 48 -60.
(O gün, suçluları ortakları ile zincirlere vurulmuş görürsün. Gömlekleri katrandandır, yüzlerini de ateş kaplayacaktır.)
O gün, mü'minler birbirlerini sevinçle kucaklayarak kutlarlarken, kâfirler de birbirlerinin gırtlaklarına sarılacaklar ve karşılıklı olarak birbirlerini suçlayacakladır. O gün, herkesin sırrı açıklanacak, herkesin ayıpları meydana çıkacak, kimin ne olduğu belli olacak, bu fâni âlemde herkese tepeden bakan, para ve servetlerine, geçici süs ve ziynetlerine mağrur olarak kendi halinde fakir kimselerle eğlenen ve gönül eğlendirenler, Allah yolunda kırk para fedakârlık edemeyenler ne boş hayallere, ne anlamsız hülyalara kapıldıklarını anlayacaklar, bütün mahşer halkı önünde mahcup, zelil ve perişan olacaklardır.
ilâhi! Gaflet gömleği giyene, Müslüman der misin nefse uyana, Kazanır kazanır verir ziyana, Hak yoluna bir puluna kıyamaz...
Sağlığında âyet, hadis nesine;
Son deminde muhtaç olur Yâ-sin'e, İletip koyunca makberesine, Oğlum, kızım, malım kaldı diyemez...
Allahu tâlâ'nın bahş ve ihsan buyurduğu ni'metlere razı klan isinden dah z makin lere düşükmeden veren, kımlk görence rini yerine getiren, ibadet ve tâ'atten bir nefes bile ayrılmayanlar ise, sonu ve sınırı olmayan ilâhî ikramlara nail ve mazhar olacaklar, ebedî saadet ve selâmete erişerek kanaat ve tevekküllerinin mükâfatıı göreceklerdir.
Evet, o gün bu fâni âlemde Allahu teâlâ'dan gayrısına kul olmayanlar sultan olacaklar, nefislerine kul olanlar ise azap ve ıztırap içinde kalacaklardır. Aslında, bu âhiret sultanları, dünya hayatında da sultandırlar ama, giyim kuşamları, yiyip içmeleri bakımından bir çokları kendilerine ehemmiyet vermemiş-