Birgün, Hz. Mevlâna Celâlüddin-i Rumi, aşk mürşidi Şemseddin-i-Tebrizi ile sohbet ediyorlardı. Hazret-i Şems, Mevlâna'ya ait kitapları raftan alarak hepsini havuza atıverdi. Oysa, bu kitaplar arasında Hz. Mevlâna'nın babası olan Sultan-ül- Ulemâ hazretlerinin elyazısıyla yazılmış, mâ'nevi değeri çok yüksek ve kutsal bir hatıra mahiyetinde olan bir kitap da vardı. Hz. Mevlâna, bu baba yadigârını göstererek
- Şu kitap, merhum babam Sultan-ül ulemânın mübarek eiieri ile yazdığı bir eseriydi, diyecek oldu. Şemseddin-i Tebrizi kuddise sırruh, havuzun içine elini uzatarak Hz. Mevlâna'nın işaret ettigi kitabı çıkardı ve tozunu silkeleyerek ken...
disine uzattı.
Bazan, iyi ve güzel gördüğümüz veya öyle bildiğimiz şeyler de dünya olabilir. İyi bildiğimiz ve güzel gördüğümüz şeyler de insana Mevla'sı ile arasında hicap olabilir, ki buna hicâb-1 nurani derler. Yukarıda da işaret etmiştik, seni hangi sey Mevla'dan ayırırsa, o şeyin dünya olduğunu sakın unutma!
Cahilin fahri cem'i mal iledir, Ârifin izzeti kemal iledir….
Dünya, herkesin kabiliyet ve istidadına göre şekil şekil zuhur eder. Muhakkak olan cihet, zuhur ettiği zaman haktan seni uzaklaştırabilir, seni Rabbinden gafil kılar. Her ne şey ki, seni Rabbinden gafil kılarsa, işte o seni helâk eden veya edecek olan iki cihanda seni hüsrana ve nedamete düşürmesi mukadder olan dünyadır. Bütün cihanın malı ve mülkü senin olsun. Şunu iyi bil ki, sen Allah'ınsın, her şey Allah'ındır. Malın MALULLAH ve kendinin ABDULLAH olduğunu unutmazsan, elindeki malı Allah yoluna sarfetmen kolay olur.
Evet, bütün cihan senin olsa, sahip olduğun şeylerin hiçbirisine gönül verme! Allah ve Resülüne gönül ver ki, Allahu teâlâ'ya giden yolun kapısı Resûl-ü zişândır. Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve selleme itaatin, Allahu azim-üş-şâna itaaittir. Resûl aleyhisselâma sevgi ve muhabbetin ise Allahu sübhanehu ve tealâ'ya sevgi ve muhabbettir. Elinde biraz mal
me mült enna ra binikimise saner ona menil ve mill bast etdünya hayatında mal ve mülk ve para elbette lâzımdır ve olmalıdır. Ne var ki, mala ve mülke ve paraya aşırı muhabbet, büyük bir hata ve kabahat ve sonu da hüsran ve nedamettir.
Çünkü, her eve bir lâzımhane mutlâka lüzumludur ama helâya muhabbet lâzım değildir. Ihtiyaç hasıl olunca, girer ve ihtiyacını def'edersin o kadar... Içeride oturup geceni ve gündüzünü, günün yirmi dört saatini helâda geçirmediğin gimi malı ve parayı da ihtiyaç zamanında ve fakat gözün üstünde kalmadan, ona meyil ve muhabbet etmeden, gereken yere sarfeder sana o malı ve mülkü ve o parayı emaneten veren Rabbine şükür, hamd-ü senâ ve muhabbet etmen, insanlığının icabıdır.
Şu var ki, mal cem'edipte mala muhabbet etmeyen erkişiler pek azdır. Zira, mal cem'i insanın başına öyle belâlar açar ki, mâ'azallah bu belâ ve musibete uğrayanlardan çoğu âhirete iymansız göçmüşlerdir. Aşağıda dikkat ve ibretine sunduğum Rebi'a sultan kıssasını oku da, hisseni al!