Yâ Resûlallah! Bana bir yol göster ki, bu suçlardan kurtulayım. Ne yapmam gerekiyorsa, yapmaya hazırım. Bütün mall.
mı mülkümü mü dağıtayım, yoksa canıma mı kıyayım?
günahlardan arınmak için ne yapayım? Nasıl bir fedakârlıkta bulunayım ki, geçmiş günahlarıma kefaret olsun.
Evet; yetmiş kız evlâdını öldürdüğünü, bir çok mâ'siyyet işlediğini itiraf eden o katı kalpli Dıhye, iyman ve islâm ile müşerref olur olmaz kalbi yumuşamış, eski kötülüklerini hatırlamış, bunlardan kurtulmanın yolunu ve çaresini soruyor ve yine hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Mecliste hazır bulunanlar..
dan bir çoğu da onunla birlikte gözyaşı döküyorlardı. Resûl-ü ekrem sallallahü aleyhi ve sellem efendimizin, ümmeti için gerçekten ra'uf ve rahiym olan kalb-i şerifini de hüzün kaplamış, ona cevap vermiyor ve ah-ü figan devam ediyordu. Bu temiz göz yaşları ve feryatlar Arş-ı Rahman'ı titretmiş, melâ'ike-i mukarrebiyni inletmişti ki, rahmet-i Rahman cûş-ü huruşa geldi. Cebrail aleyhisselâm nâzil olarak:
— Yâ Resûlallah! dedi. Alemlerin hâlıkı, bütün mekânların mâliki, Erham-errahimiyn olan Allah azze ve celle sana selâm ediyor, buyuruyor ki: (Ey benim Habibim! Dıhye've müjdele... O, senin huzuruna gelerek hulûs-ü kalbile LA ILA- HE ILLALLAH MUHAMMEDÜN RESÛLÜLLAH deyince ve tam bir sıdk ile iyman edince, onun küçük - büyük bütün günahlarını yarlıgadım. Bana iyman ederek tevhid ve zât-1 risaletpenahini tasdik etmesi hürmetine geçmiş bütün kötülüklerini ve mâ'siyyetlerini bağışladım. Onu, rahmet ve magfiretimle şâd eyledim...)
Bir kez Allah dese aşk ile lisan, Dökülür cümle günah misl-i hazân..
Ey mü'min-i kâmil ve ârif-i âmil olmağa talip ihvan-ı bâsefa!
Dıhye't-ül-Kelbi radıyallahu anhın nur-u iyman ile münevver ve şeref-i islâm ile müşerref olmadan, yetmiş küsur kız evlâdını diri diri toprağa gömdüğünü bu kıssadan ögrenmiş ulunuyoruz. Bazı dinsizlerle densizler şöyle bir itirazda bulunabilirler:
— Canim, insan cigerpare evlâdina nasıl kıyar? Bu olacak şey midir?
Sırası gelmişken, biz de böyle düşünenlere âcizâne cevap veriyor ve diyoruz ki:
— Evet, Dıhye't-ül-Kelbi cahiliyyet devrinde, yani iyman ederek islâma dahil olmadan çok önce işlediği bu suçla kendi
sulünden gelen yavrularının ancak cesetlerini ve fâni hayatlarını ifnâ etmiştir. Ancak, hiç şüphe edilmemelidir ki, bu ölüm o mâsum ve günahsız yavruların ebedi hayatların?
kurtarmıştır. Oysa, bir islâm ülkesinde, müslüman bir ana ve babadan dünyaya geldikleri, çocukluk çağlarında islâm terbiyesi gördükleri ve ömür boyu bir islâm cami'ası içinde hayat sürdükleri halde, kendi evlâtlarına Allah ve Peygamber sevgisi telkin etmeyen, onlara Kur'an-ı azimi ve gerektiği kadar ilm-i hallerini öğretmeyen, dünya hayatının gelip geçici ve fâni, âhiret hayatının ise daimi ve bâki olduğunu belletmeyen sözüm-ona okumuş yazmış cahiller, üzerlerine titredikieri sevgili yavrularının ruhlarını öldürmüş olmuyorlar mı? Acaba, böyleleri çocuklarını yalnız etten, kemikten ve sinirden ibaret maddî bir varlık mı sayıyor ve sanıyorlar? O zavallı yavruların ruh ve mâna âlemleri de bulunduğunu neden hiç düşünmüyorlar?
Dıye'nin, mâsum ve günahsız olarak ebedi hayata liavuşan yavruları, yarın elbette cennete gireceklerdir. Birer islâm adı taşıdıkları ve benzetmek gibi olmasın, müslüman olarak yaşadıkları halde, evlâtlarına iyman ve islâmı öğretmeyen gafillerden yarın huzur-u ilâhide bizzat evlâtları dâvacı olacak ve bu kabil ana ve babalar bu yüzden azaba ve ıkaba müstehak bulunacaklardır.
Çevrenize dikkat ve ibretle bakınız:
Ruhî ve mâ'nevî terbiyeleri ihmal edildiği, kendilerine Allah ve peygamber sevgisi telkin ve Kur'an-ı kerimin hakikatleri talim olunmadığı için vatan ve millete ihanete kadar varan çok ağır suçlar işleyen yavrularımızın bu fill ve hareetlerinin asıl ve birinci derecede sorumluları analar ve babalar değil midir? Onların ruhî ve mâ'nevi hayatlarına yön vermemek suretiyle, ne idügü belirsiz ters akımlara kapılmalarına zemin ve imkan hazırlayarak, içınde yaşadıkları toplumun rahat ve huzurunu kaçıran agır suçlar ışlemelerıne sebebolan analar ve babalar kendi elleriyle ciğerpare yavrularını öldürmüş olmuyorlar mı? Insaf ile bir düşünelim: Bir çocuğur, küçük yaşta ölmesi mi daha hayırlıdır. Yoksa, toplum içinde lânet ve nefretle anılan, şerrinden korkulan, Allahın günü isimleri ve resimleri radyo ve gazetelerde yayınlanan sabıkalı ve damgalı bir insan olarak yaşaması mı daha hayırlıdır? Evlâtlarının kötü yola saptığını bile bile gazetelere demeçler vererek onlarla ögünen analar ve babalar, onların bu feci ve korkunç âkibetlerini kendi elleriyle hazırlamış olduktarını, daha açık bir deyimle yavrularını bizzat kendilerinin öldürdüklerini inkâr edebilirler mi? Hal ve hakikat böyle iken, bugün döğünmeleri, yanıp yakınmaları neye yarar" Analar, babalar! Iyi dinleyiniz:
1. Bir ana ve baba, evlâtlarına din telkin etmez, onlara:yman ve Kur'an öğretmez, başta insan sevgisi olmak üzere bütün mahlûkata şefkat ve merhamet etmesini belletmezse, yavrularının ruhlarını kendi elleriyle öldürmüş olur. O çocuklar, dünya hayatında sefalet ve rezaletten, küfür, isyan ve dalâletten kurtulamazlar, toplum içinde rezil ve bednâm olurlar. Ahirette de, ebedî olarak nâr-ı cahime atılırlarken, ana ve abalarından dâvacı olurlar ve derler ki:
— Ilâhî! Alem-i ulviden, âlem-i süfliye getirilmeme sebebolan buna rağmen bana analık ve babalık görevlerini hakkıyle yapmayan şu iki zâlimden intikamımı al... Bana verecegin azabın iki katını ana va babama yüklet... Dünya havatında benim ruhumu kendi elleriyle oldüren bu ikı gafili, başkalarına ibret olacak sekilde cezalandır!
Allahu tealâ da, evlâtlarına din ve diyanet, iyman ve islâmiyyet öğretmeyen o ana ve babayı da nâra mahkûm eder.
2. Bir kimse, mü'min olduğunu iddia ettiği halde, evlâtlarına iyman ve islâm telkin etmez, onları okutup bir meslek ve san'at sahibi yapmaz, kahvehane, kulüp ve lokallerde gençliğini çürütmesine göz yumar, şunun bunun sırtından geçinmeğe alışmış bir tufeyli olmasına aldırış etmezse, yavrularını bu âlemde zelil ve sefil etmekle, nâmerde el açmalarına sebebolmakla kalmaz, âhiret hayatlarını da öldürmüş ve söndürmüş olur.
3. Iffet ve ismetini koruyamayan hafifmeşrep bir ana, evlâtlarına kötü bir nam bırakır, o mâsum ve günahsız çocuklar toplum içinde (KÖTÜ KADIN EVLÂDI) olaral anılır' ve tanınır ve bu yüzden de mâ'nen ruhları öldürülmüş bulunur.
4. Allah ve Resûlünün men'ettigi, insanların hoş görmeyip, tiksindiği hırsızlık, dolandırıcılık, sahtekârlık ve benzeri ahlâk dışı davranışlarla hayatını sürdüren bir baba da evlâtlarının mâ'nevi hayatlarını öldürmüş sayılır.