5. Meslek ve meşrebi ne olursa olsun, zâlime yardım eden r'uşvet alan, haklıyı haksız, haksızı harlı gosteren, daıma kırli ve karanlık işler peşinde koşan ve geçımını adı ve bayagı işlerden sağlayan bir baba da evlâtlarını bu kötü tutum ve davranışlarıyla ölüme mahkûm etmiş demektir.
6. Şeref ve haysiyetini koruyarak çalışması ve hayatını kazanması mümkün iken, dilenen, şuna buna dalkavukluk eden, yalan dolanla kazanç saglayan, gayri meşrû yollardan para kazanan hir baba da bu kötü şöhretiyle evlâtlarını bir nevi ölümün kucağma atmış olur.
Bu gibi kimseler, kızlarını veya oğullarını evlendirmeğe kalksalar, karşı tarafça yapılacak soruşturmada gerçek kimlikleri derhal ögrenileceginden, teklifleri reddolunur, analarının ve babalarının çirkin ve kötü şöhretleri dolayısiyle hiç kimse onların evlâtlarına da güvenmez, onları damat veya gelin edinmek istemez, hattâ kendilerine iş dahi vermez ve o zavallı yavruların ömür boyu hayatları bir işkence ve dünya kendilerine zindan olur.
Babası tarafından açılmış bir ZINA davasında, annesi aleyhinde şahitlik eden bir evlât, yaşamaktan zevk alabilir Te'vil ve inkârı kabil olmayan maddî suç delilleriyle hâkim huzuruna çıkarılan baba aleyhinde şahitlik eden bir gence yaşıyor denilebilir mi?
Anne veya babasının kötü şöhreti yüzünden sevdigi kızla evlenemeyen bir delikanlıya dünya zindan olmaz mı?
Demek oluyor ki, dünya yalnız cesetten ve maddeden ibaret değildir. Însanların bir de ruh ve mâ'na âlemleri vardır. Cesetlerin ölümü önemli değildir. Asıl önemli olan ruhların ölümüdür ki, yukarıda verdiğimiz misaller, ikincisine nazaran birincinin ne derece sade ve basit olduğunu ispatlayacak niteliktedir. Şu halde, ana ve babalara düşen ilk ve en önemli görev, evlâtlarının ruhlarını öldürmemek, onlara din ve ahlâk terbiyesi vermek, iyman ve islâmı ögretmek, imkân nisbetinde tahsil ettirmek ve birer meslek veya san'at sahibi olmalarını sağlamak olduğu kadar, temiz ve lekesiz bir isim bırakmaktır. Allah ve Resûlünün men'ettiği ve insanların hoş görmediği işlerde değil, hattâ şer'an haram olmayan ve toplum içinde bulunması zaruri görülen bazı hizmetlerde bile ana ve babalardan evlâtlara sirayet edebilecek menfi bir şöhret bulunabilir. Meselâ, yetkili bir mahkemenin kararı ve üst makamların onaylaması ile ölüm cezasına mahkûm edilen birisine cezanın infazı için bir cellât lâzımdır. Fakat, sorarım size: Bir cellâdın kızını oğlunuza alır, veya ogluna kızınızı verir misiniz? Buna benzer örnekleri çoğaltmak mümkündür, edep haricine çıkmamak için başka misaller vermek istemiyorim. Şu kararını söylemeden geçemeyeceğim ki; vâcibat-ı diniyyeden olan bazı işleri dahi san'at veya geçim vasıtası yapmamalıdır. Meselâ, ölü yıkamak ve kefen satmak gibi!.. Şeriatımızda, bu gibi işlerin yapılması lâzım olduğu halde, bununla hayat ve ma'işetini sağlamak doğru görülmemiştir.
Tamamiyle meşrû ve lüzumlu olduğu halde, kim ölü yıkayıeının oğluna kız vermek veya kızını oğluna almak ister?
Binaenaleyh, evlâtlarımıza mutlak ve muhakkak surette temiz bir nam, şerefli ve haysiyetli bir şöhret, onu ömrü boyunca kimsenin yanında küçük düşürmeyecek, boynunu bük.
cürmeyecek bir aile ismi bırakmak zorundayız.
Netice itibariyle, evlâtlarına âhiret hayatını öğretmeyer ana babalar, onların ruhlarını elleriyle öldürmüş olacakları gibi, dünyasını ve dünya hayatını hakkiyle ve lâyıkiyle talim ve telkin etmeyenler de yavrularına kıymış olurlar.
Allahu zül-celâl vel-kemal cümlemizi gaflet uykusundan uyandırsın ve rizayı ilâhisine uygun evlâtlar yetiştirmeği nasip buyursun! (Amin..)
Ey hak ve hakikat âşığı! Iyi dinle ve iyi anla!.. Bak, âlemlere rahmet olarak gönderilen zât-1 akides daha neler müjdeliyor.
Ubadet bin Samit radıyallahu anh, Fahr-i kâ'inat aleyhi ve âlihi ekmel-üt-tahiyyat efendimizden rivayet ederek buyuruyor ki:
Gülçai Men kale eşhedü en lâ ilihe illallal ve eşhedü inne muhammeden resülüllai harremullahu aleyh-in-nâr.
Demek oluyor ki. bir kimse Allahu teâlâ'nın varlığına ve birliğine, Hz. Muhammed aleyhisselâmın nübüvvetine şehadet ederek kelime-i şehadeti diliyle ikrar ve kalbiyle tasdik eylerse, Allahu azim-üş-şân cehennem ateşini o kimseye haram kılar. Zira, Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz;
Ebû Hureyre Radıyallahu anhın rivayetine göre şöyle buyurmuşlardır:
«Liginanü Bidun ie selune şübelen je ejdalühu kavli lâ ilâhe illallah re ednahû imalati! con anit tariks rel hayau şübetün minel iyman.
Lyman, yetmiş küsur şubedir. Bunun en efdali, Allahıu teâlâ'yı tevhid ve onun birliğine şehadet etmektir. Iyman şulelerinin en ednâsı da, yollardan insanlara ve bütün yaratılmışlara ezâ veren seyleri gidermektir. Hayâ, iymanın bir subesidir.
Imdi, Allahu azim-üş-şâna iyman adı verilen bu aziz gevheri, iyman cevherini bir ağaca benzetecek olursak, bu ağacın kökü ve gövdesi LA İLÂHE ILLALLAH kelime-i tayyibesine muadildir. İymanın diğer subeleri de bu ulu ağacın dalları ve budakları mesâbesindedir ki, en ince dalı yollardan insanlara ve bütün yaratılmışlara eziyet veren çeyleri kaldır.
mak ve gidermektir. Yollara atılan, kasden veya ihmal neticesi yol ortasında bırakılan taş, diken, demir, çöp ve saire ile tükürük ve sümük gibi pislikleri gidermek, o şeyleri giderenin iymanına delâlet edeceği gibi, insanlara ve bütün yaratılmışlara eziyet veren nesneleri yollar üstünde bırakanların ve yolları kirletenlerin de iyman nurunun noksanlığına ve iyman şu'urunun zayıflığına işarettir.
Bu hadis-i şerifte, aynı zamanda bir çoğumuzun dikkatimizden kaçan bir incelik ve letafet de vardır. İyman eden kişinin, bu iymanından lezzet bulması ve iyman-ı kâmile nail olması için, iyınan yolunda ilerlerken tashih-i ahlâk etmeğe calışması ve bütün kötü huylarıdan ve alışkanlıklarından Allahu teâlâ'nın tevfiki ile arınıp kurtulması lüzumuna da işaret vardır. İyman yoluna dahil olan kişinin, maksuduna ulaşabilmesi için, o yol üzerindeki pislikleri, girkinlikleri ve kötülükleri gidermesi gerekir. Aksi takdirde, yol alamaz ve kâmil iymana ulaşamaz. Şu halde, iyman yolunda ilerlemegi engelleyen, insanlara ve bütün yaratılmışlara eziyet veren kötü ve çirkin huyları ve alışkanlıkları terkedip gidermeden, iymanın lezzetine varılamayacağı iymâ edilmektedir. Bu takdirde, iyman yolunu bu şekilde temizleyenlerin kâmil iyman menziline varabilecekleri tabiî ve âşikârdır.
Derviş Yunus der can ile, Kul olmuşum iyman ile, Dilim zikr-ü Kur'an ile, Varsam ağlayı, aglayı..