Ara
Menü
5 dakikalık okuma

Yezid-i lâ'in, babası Muaviyye't-ibn-i Ebi Süfyan'ın eyyâm-ı saltanatında, Adi bin Hatem'in karısı Ummü-Halid'i… — 3. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 3 · s. 535

Hz. Ibn-i Abbas ise, Hazreti Imam'a:

— Sakın Kûfelilerin davetine icabet etme yâ imam, diyordu. Kûfeliler, gerek baban Imam-ı Ali'ye ve gerekse ağabeyin İmam-ı Hasan'a ihanet ettiler. Küfelilerin sözlerine inanmak doğru degildir.

Abdullah Ibn-i Ömer de kendilerine:

- Yâ Imam.. Sakın Medine-i münevvere'den çıkmayınız, tavsiyesinde bulunuyordu.

Fakat, mukadderat-ı ilâhiyye yerine gelecekti. İmam-ı Hüseyin, Irak'a gitmeğe karar vermişti. Hz. Ibn-i Abbas, kendisine çok yalvardı, fakat Hazreti Imamı bu fikir ve kararından vaz geçiremedi. Hattâ:

- Yâ Hüseyin.. Vallahi öyle zannediyorum ki, sen de Hz.

Osman gibi ailen ve kızların arasında katlolunacaksın, dediyse de, ona mâni olamadı. Bunun üzerine, ibn-i Abbas:

— Yâ Hüseyin, dedi.. Irak'a gitmekle Hicaz-1 Ibn-i Zübeyir'e bırakmış oluyorsun, diyerek alıkoymağa çalıştı amma muvaffak olamadı. Hazreti Imam, kararını vermişti, Ümmet-i Muhammed'i bir fâsıkın elinde bırakamazdı.

Irak halkı da, mütemadiyen adamlar ve mektuplar göndererek, kendi taraflarına davete devam ediyorlardı. Nihayet.

Hz. Hüseyin ailesi ve maiyeti ile birlikte aşrı zil-hiccede Mekke-i mükerremeden Irak'a müteveccihen yola çıktılar. Refakatlerinde, ehl-i beytinden bazı zevat vardı.

Aslında, Hz. Hüseyin'i Irak'a davet edenler, Yezid namına çalışan müfsitlerdi. Yezid de, Irak'a doğru yola çıktıklarını haber alınca, kendisiyle mukatele etmesini Ubeydullah bin Zeyyad'a yazılı olarak emretmişti. Yezid'in bu emrini alan Ibn-i Zeyyad lâ'ini. Hazreti Imam'a karşı Ömer ibn-i Sa'ad kumandasında dört bin asker çıkarmıştı.

Küfeliler ise, evvelce pederlerine yaptıkları gibi, Hz. Imama da yardım etmedikleri gibi, yanına dahi yaklaşmamışlardı.

Hattâ, Hz. Hüseyin'e karşı gönderilen dört bin asker içinde.

kendisini Irak'a davet eden Kûfeliler mevcuttu.

Hz. Imam-ı Hüseyin. dört bin silâhlı asker tarafından kuşatıldıklarını görünce, kendi katlinden dolayı kavminin lânete uğramaması için Hicaz'a dönmeğe razı olduğunu bildirdiyse de, ya Yezi'de bi'at etmesi veya mukateleyi göze alması gerektiğini söylediler. Hicaz'a dönmelerini kabul etmeyerek kıtale giriştiler. Olan olmuş ve ok yaydan çıkmıştı. Ol server-i âlemin biricik sevgili torununu, ciğerpâre-i Fatıma hayr-ün-nisâyı katil ve şehit ettiler. Mübarek başını keserek, bir legen içine koydular ve Ibn-i Zeyyad lâ'ininin önüne götürdüler:

Elâ lâ'netullahi al-ez-zâlimiyn...

Hûd: 18 (Biliniz ki, Allahu tâlâ'nın lâneti, nefislerine zülmedenler üzerinedir.)

Sâl-i-hicret o meh altmış bire etmişti duhul, Aşr-i evvelde olup vakı'a-i-Harb-i melûl, Tir-i-â'daya hedef oldu kamu âl-i- Resûl, Vakt-i cum'a idi, şehit olduğu dem necl-i-betûl..

Hz. Imam-l Hüseyin radıyallahu teâlâ anh efendimizin katl-i şahadeti, Kerbelâ denilen mevkide vukubuldu.

Innd lillahi ve innd ileyhi raciun...

El-Bakara: 156 (Biz, Allahu tâlâ'nın kullarıyız, ancak ona döneriz.

Musibetlerine razıyız..)

Cenabı seyyid-i şühedâ ile dövüşenlerin çoğu, kendilerine bi'at ederek, davetname yazanlardı.

Deniliyor ki, Hz. İmam-ı Hüseyin radıyallahu anh, üzerlerine gelen askerlerin her halde kendileri ile cenk edecekle- 'ini yakinen bilince, ashabını ve ehl-i beytini toplayarak, ‘, şu ve ciz hutbeyi okudu:

(Cenab- Hakka harmd-i senâ ve Resit-ü zişâna salat ve selâmdan sonra şöyle buyurdular:)

Ey ashabım, akraba ve dostlarım ve ehl-i beytim!

Iş, gördüğünüz hale geldi. Dünya değişti ve yüzünü bizden çevirdi. Onun hayrı geriledi, gayet kötü günlere kaldık.

Görmüyor musunuz ki, hak ile amel edinilmez oldu. Hak, mâmul-u bih değildir. Bâtıl dahi mütenahi anh değildir. Mü'min olan, lika'ullah'a rağbet etsin.. Şüphe yok ki, ben ölümü saadet görüyorum. Zâlimler ile birlikte yaşamayı, ancak cürüm telâkki ediyorum.

Radıyallahu anhü ve erdâhu..

Şehadetleri, altmış bir senesi muharreminin onuncu günü, yevm-i aşûrada, arz-ı Irak'ta Hılle ve Kûfe arasında Kerbelâ denilen mevzide meydana geldi. Kendileri ile beraber, o günkü ehl-i beytinden, yirmi üç kişi, zâlimler tarafından katlü şehit edildi. Bu yirmi üç kişi, Resûlü zişân efendimizin nesl-i pâkinden gelen ve Nebi-i muhteremin yakınları bulunan mazlûmlar idi. Aleyhissalâtü vesselâm efendimizin am- Irgad, Clld 3 - F: 35

caları oğullarının oğulları, Hz. Hasan'ın çocukları, Hz. Hüseyin efendimizin Zeynel-âbidin'den gayri kundaktaki yavrularına kadar hepsi şehit edildi. Ehl-i beytin hanımları, o nazlı dürrü vâris-i nübüvvetin gözyaşları, Nil ve Fırat gibi aktı ve ah-ü figanları arş-ı âlâ ve ruh-u Zehra'yı ağlattı. Ruh-u pürfutuh-u Nebiyyi incitti, melâike ve cinlileri mateme bürüdü.

Esedullah-il-galip, Emir-il-mü'miniyn Aliyyibni Ebi-Tâlib kerremallahu vechehu hazretlerinin kerimeleri, Cenab-1 Rahmaten-lil-âlemiynin kız torunlar, Cenabı imameyn Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin radıyallahu anhüma hazretlerinin kız kardeşleri Seyyide Zeynep, biraderleri Cenabı Hüseyin'in şahadeti üzerine mübarek başlarını çadırdan çıkararak, göz yaşları arasında zâlimlere şöyle haykırmışlardır:

— Ey ne yaptıklarını, kimi şehit ve kimi ağlattıklarını bilmeyen zâlimler.. Yarın, kıyâmet gününde Hz. Peygamber size: (Benim ehl-i beytime ve benim evlâtlarıma, benden sonra ne yaptınız? Kimini esir, kimini köle ettiniz, kimini al kanlara boyadınız..) diyecek olursa. Nebiyyi zişâna ne cevap vereceksiniz? (Size ettiğim nasihatlarıma karşılık, Peygamberinize arz-ı şükür bu mudur ki, benim evlât-ve ehl-i beytime, akrabalarıma ve neslime bunca fenalıkları revâ gördünüz, muhabbetiniz bu mudur?) derse, nasıl mukabele edecek, onun yüzüne nasıl bakacak ve ondan hangi yüzle şefaat isteyecek ve bekleyeceksiniz? (Ehl-i beytimi susuzluğa mahkûm ve sevgili Hüseyln'imi ve onun mâsumlarını bir yudum sudan mahrum ettiğiniz halde, Havz-ı Resûlden su içmeğe utanmayacak mısınız?)

derse hayâ etmeyecek misiniz?

O yollarda, o çöllerde, o issiz gurbet illerde;

Sekine Zeyneb'in ahvaline hûr-i cinân ağlar..

Imam-ı Hüseyin radiyallahu anh efendimizin şehit edildiği günün gecesi Hz. Ummü Seleme radıyallahu anha validemiz, Resûl-i ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretlerini, rûyada gayet mahzun ve mükedder bir halde görerek üzüntülerinin sebebini sormuşlar ve şu cevabı almışlardır:

- Yâ Ümmü Seleme.. Hüseyn'imi şehit ettiler, bundan dolayı mahzun ve me'yusum..

Görmemiş böylece cefa mislini çerh-i fânus, Arş-i-âlâda olup Fahr-i Risalet me'yus..

Hz. Ibn-i Abbas radıyallahu anh da, günün öğle vakti rüyasında, aleyhissalâtü vesselâm efendimizi mübarek ellerinde kan dolu bir şişe olduğu halde görmüşler ve:

- Yâ Resûlallah.. Bu şişedeki kan nedir? diye sorduğunda:

— Hüseyn'imin ve ehl-i beytimin kanları ve gözyaşlarıdır.

Ben, bugün dökülen kan ile gözyaşlarını, yerden topluyorum, cevabını almışlardır.

Hz. Ibn-i Abbas, o günü hesap etmişler ve Hz. Hüseyin'in şehit edildiği gün olduğunu tesbit buyurmuşlardır.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.