Saffeyin'de, Imamı Aliyye tâbi olanlar, ehli-sünnet olan mü'minlerdir. Şamlılara karşı savaşanlar, işte Allaha, Muhammede, evlâdı Muhammede taraftar olanlardır. İmamı Ali, hak üzeredir. İmameti haktır. Bütün Kibar Ashab ve Kibar Ansar Imamı Ali ile beraberdir.
Resûl Aleyhisselâm: «Ben kimin efendisi isem, Ali de onun efendisidir.» Buyurduğu için, Imamı Ali'nin ümmet üzerindeki, bu mevkiini kimse inkâr edemez. İmamı - Hüseyin'i sünniler, degl, Emevi asker ve kumandanları sehit etmiştır.
Kerbelâ'da Imam Hüseyn'e karşı kılıç çeken mel'unların hepsi duçarı felâket olup, Cehenneme yuvarlanmışlardır.
Hiçbir sünnî, imamı Hüseyin'in ve evlâdı-Muhammed'in bu şekilde katline razı değildir ve Imamı Ali'nin kendisine ve evlâtlarına hakaret edenleri aslâ ve kat'a sevmezler.
Emeviler, dünyadan silineli bin ikiyüz sene olmuştur.
Sünniler, Hârici de değildirler. Sünni akaidine göre, Hâriciler merduttur. Sünniler, Ebu Bekir ve Ömer radiyellahu anhumaya hürmet ve seygi gösterirler. İmamı Ali radiyellahu anh'da Ebu Bekire ve Ömere sevgi ve saygı göstermiştir. Hattâ, kerimeleri, Ümmü Gülsüm'ü, Ömer radiyellahu anh'a verip kendine dâmâd etmiştir. Hz. Eba Bekire ve Ömer'e Imamı Alinin ve Ehli-beyti-Mustafanın hürmet ve saygılarını şununla da isbat ederiz. Evlâdı-Muhammed'den, evlâdı-Ali'den _Evlâdı- Hasan ve Hüseyin'den bir çokları kendi çocuklarına Ömer ve Ebu Bekir isimlerini takmışlardır ki, bu bile ehli-beytin Hz:
Ebu Bekire ve. Hz. Ömere olan saygı ve sevgisini isbâta kâfidir. Risalemiz ufak olduğu için, bu kadarla iktifa ediyoruz.
Sözümüze kanaat etmeyenler, Şecerei-Ehli-beyte bir göz atsınlar.
Islâmda ilk namaz kılmayan Yezid'dir. Imamı Ali ve evlâdı Ali'den namazını terk eden hiç kimse yoktur. Islâmda ilk
şarap içen Yezidi-peliddir. Evlâdı Ali'den ve Ehli-beytten şarab içen bir tek kişi bulamazsın.
Şimdi; kendini, imamı Aliyyel Murtazaya nisbet eden Alavi kardeşim! Aramızdaki anlaşmazıık nedir acaba!. Senin iz'an ve irfanına hitab ediyorum. Sizden bazıları, Ali Allah diyorlar. Biz, sünniler ise Ali, Allahtadır diyoruz. Siz, namazı kılmamakla, şarap içmekle, ramazanda oruç tutmamakla, hac etmemekle, gusül ebdesti almamakla (Ehli-beyt aşkına söyle) Imamı Ali'ye ve Ehli-beyte mi yoksa, Yezidi-pelide mi benziyorsunuz? Bu benzeyişle sizlerin durumunuzun nice olduğunu ta'yin etmeyi yine sizin iz'an ve irfanınıza terk ediyorum.
Sünnilerin hürmet ettikleri bu zevat, indi-ilâhide makbul kimseler değil iseler, sünnilerin hürmeti onların şanını yükseltmez. Alevi kardeşlerimizin sevmedigi, buğz ettiği bu zevat indi-ilâhide iyi kimseler ise; Alevi kardeşlerimizin bunları sevmemeleri, bunların indi-ilâhiyyedeki mevkilerini sarsmaz.
Alevilerin, Emevilere gazab etmelerinin sebebi; evlâdı- Ali'ye ve evlâdı-Mustafa'ya yaptıkarı zulûmden dolayıdır.
Sünnilerin, Emevi'lere ilk Meliklik yapan Muaviye hakkında söz söyletmemeleri. onun babasının Eba Süfyan oğlunun Yezidi-pelid olmasından dolayı değil bilakis Peygamber efendimizin ashabı ve kayın biraderi olmasındandır.
Öyle ise, iki taraf da hukuku Muhammediye için çarpışmaktadır. Iki taraf ayni gayede olunca dövüşmeye ne hacet kalır?!
Bir kimse, Allah ve Resûlünün düşmanı olup, onları sevmese; o kimsenin Allahı ve Resûlünü sevmemesi; Allahın ve Resülünün şânına kat'iyyen bir noksanlık getirmez.
Bir kimse, Allah ve Resûlünü sevse; o kimsenin Allah ve Resûlünü sevmesi aynı şekilde Allah ve Resûlünün şânını âlâ etmez. Allahu zülcelâle ve onun hak Resûlüne düşman olan ve onları sevmeyen bu kimse, bu düşmanlığı ile' sadece kendisini alçaltmış olur. Allah ve Resûlünü seven kimse de, bu sevgi ve muhabbeti ile, kendisini yükseltir. Zira, güneşe balçıkla sıvaolmadığı gibi, rüzgâra karşı tükürenin tükürüğü kendi yüzüne yapışır...
Ebu Bekir ve Ömer radiyellahu anh'ı bir adam sevmese, Ebu Bekir ve Ömer radiyellahu anh bu adamın sevmemesiyle şânı şereflerini mi kayıp ederler?!.
Ebu-Bekir ve Ömer radiyellahu anh'ı bir adam sevse, bu zatın muhabbeti ile Ebu Bekir ve Ömer'in şânı mı, şerefi mi artar? Seven, kendisini bunlara olan saygısı ile yükseltir. Sevmeyen saygısızlıgı ile kendini alçaltır.
Ebu Bekir, Omer, Osman ve Ali rıdvanullahi aleyhım ecmaiyn hazretlerini Allah ve Resûlü sevmiş, onları âyet ve hadisler ile övmügtür. Allah ve Resûlünü sevenler; bunları kıyamete kadar sevecektir ve isimlerini mukaddes makamlarda camilerde ve ilim kürsilerinde zikrederek, bu zevatı âlikadiri öveceklerdir. Ovenler şeref alacak, sövenler de alçaklaşacaktir.
Birgün, Fahri-cihan efendimiz, Imamı Ali kerramallahu veche'ye «Ya Ali, seni mü'minler sever. Münafıklar sevmez.»
buyurmuşlardır.
Birgün yine Fahri-risalet, yâri garı olan Ebu Bekir radiyellahu anh ile beraber bulundukları bir zaman da, öten bir kuşu işaret edip. «Ya Ebu Bekir. Bu kuş ne söylüyor?» dediginde: «Anam babam sana feda olsun ya Resülallah! Bu kuşun ne dedigini ancak Allah ve Resûlü bilir!» cevabını alınca:
«Ya Ebu Bekir! Bu kuş, şöyle niyaz ediyor. (Ey Allah! Ebu Bekiri sevenlerin günahlarını af eyle. Ona rahmet eyle. Ebu Bekiri sevmeyeni, ona ihanet edeni azablandır) diyor» dediler.
Yukarıdaki, İmamı Aliye olan hitab ve iltifatı ile Âlinin makamını bildirdiler. Eba Bekire olan hitabile de indi ilâhîde makamı yüce olan kişilere kötü söyleyip, onları sevmeyen ve onlara ihanet eden terbiyesiz kişilere hayvanların bile lânet etmekte olduklarını ilân buyurdular.
Böyle muhterem kimseler hakkında kötü düşünenlerin ve kötü söz söyleyenlerin âkıbeti iyi olmaz. Bu hareketleri ile onların âhirete belki de iymansız gidecekleri bu hadis meâli ile bilindi. Tabiî, anlayana, irfan sahibi olana büyük bir ibret levhası...
Said-ibni-Müseyyeb radiyellahu anh rivayetinde; «Şeyheyne, yâni Eba Bekir ve Ömere hürmet, Hateneyn'e, yâni Osman ve Ali rıdvanullahi aleyhim ecmain hazaratına muhabbet vaciptir» buyur uşlardır. Bu, Said-ibni- Müseyyeb çok yüce bir sahabedir. İmamı Şâfiî, bu zatın Resûl Aleyhisselâmdan rivayet ettiği hadisleri senet ittihâz etmiştir. Eba Bekir ve Ömer, Sultanı- enbiyanın kayın pederidir. Bunlar, (Estağfurullah) kötü kişiler olsa idiler, bunların kızını efendimiz alır, onları kendine kayın baba yapar mı idi?
Biz bile, kötü kişilerin kızını alıp; kıyamete kadar gelecek olan evlâtlarımızın ve zürriyetimizin kötü tarladan gelmesine râzı olmayız. Nerede kaldı ki, kâinatın efendisi, Allahın sevgilisi kötü kişilerin kızını alıp, onları kendi nesebine ilhak eylesin. Yine şuna imkân var mı ki, Allahın Resûlü, kızlarını kötü kişiye verip, onlardan gelecek çocukları ve torunlarını nesebine ilhâk eyleyip, onlarla övünsün?!.
Hz. Osman'a iki kerimelerini verip, muhterem dâmâdını gördüklerinde: «Ey Osmanı salih. Bana dua ediyor musun?»