Ara
Menü
5 dakikalık okuma

Sultanlardan biri, tımarhaneyi teftişe gitti. — 1. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 2 · s. 336

Sultanlardan biri, tımarhaneyi teftişe gitti. Padişahın içkiye mübtelâ olduğunu bilen baş hekim, sultana içkili bir ziyafet hazırlattı; teftişten sonra, bu ziyafette hazır olan hükümdar ve maiyeti içki içmeye başladıklarında bunları seyreden bir deli, karşılarında kahkaha ile gülmeğe başladı.

Deliye, niye güldügünü soran hükümdar: «Akıllı idiniz, deliliğe özendiniz. Simdi benim gibi olmak için içiyorsunuz daona gülüyorum» cevabını aldı.

Her günah, içki gibi insanı sarhoş etse idi, dünyada ayık kimse kalmazdı. İçki, ne kadar kötii bir şeydir ki, Allah celle:

Ma'ide sûresi: 90

«Içki içmeyin! İçkiden kaçıın ki felâh bulasınız.» diyor.

«Içki necîstir, içki şeytanın amelidir» diyor. «Aranıza düşmanlık atar. Birbirinize düşman olarsunuz» diyor.

İçkinin fenalığı ve tesiri üç-beş saat devam eder. Servetine, mülküne, rütbesine, kasasına, zühdüne, ibadetine mağrur olup sarhoş olanlar ölünceye kadar bir daha ayılamazlar. Kafalarını teneşire vurunca, o vakit ayılırlar. Fakat, o zaman ayılmanın hiçbir faydası olmaz.

Insanın aklını gidermesine sebeb olan bu menhus içki, fenalıkların anasıdır yâni Ümmül-habâis'tir. Her fenalık, bundan doğar. En akıllı bir adam, içki içti mi gülünç olur. Hürmete lâyık bir kişi içse, hürmetten düşer. Namuşlu ve kârlı bir kişi içse, rezil, sefil olur. Milyonlarla, servete, iymanını değişmeyen bir kimse, sarhoş kafa ile ağzından çıkan çirkin bir söz ile, başından iyman tâcını çıkarır, dinden, iymandan olur. Allahın hışmına uğrar. Elli senelik temiz hüviyeti, beş paralık olur. Resûl Aleyhisselâm ondan elem duyar. Ehlibeyti-Mustafa, ashab-i-Resûl, evliyaullah ondan bizar olur.

Imam Ali kerremellahu vechehu radiyallahu anh, «Bir kuyuya şarap dökülse; sonra o kuyu toprak ile dolsa ve orada ot bitse, o biten otu bir sürü koyundan birkaç koyun yese; hangi koyunun o ottan yedigini bilemezsem, o sürüden kesilen her hangi bir koyunun etini yemem!» buyurmuşlardır.

«Imam Ali'yi severim!» deyip, Yezid-i pelîdin yolundan irgad, cilt 2 - F: 22

gidenler. Agızları ile Imamı Ali'deniz deyip, yaptıkları ile Yezide tâbi olurlar. Dilleri ile Allaha; yaptıkları işler, fiiller ile şeytana tâbi olurlar. Bu gibiler fasıktır, âsidir, yaptıkları işler; söyledikleri sözlerini tekzib eder, yalancı çıkarır.

Sünniler, dilleri, lisanları ile Emevilerin aleyhinde bulunmazlar ama; Emevi'lerin yolundan da gitmezler. Imamı Ali'- nin, Ehli-beytinin yolundan giderler. Aleviyiz diyen yalancı aleviler ise Emeviler ve Yezid'in aleyhinde söylemediği sözü bırakmayıp, küfür ettikleri halde, Yezid'in yolundan giderler.

Şarap içerler, namaz kılmazlar, gusül etmezler, hattâ bazı alevî köylerinin camileri bile yoktur.

«Ayinesi iştir kişinin, lâfa bakılmaz!»

Allah, Muhammed, Ali derler. Allahı, Muhammedi, Aliyi inkâr edenlerin peşine düşerler. Imam-ı-Hasan'a can kurban, Hüseyin-i-kerbelâya bütün canımız kurban derler. İmamı Hasan'ı zehirleyen Cuveyre; Imam Hüseyni Kerbelâ çölünde ahbabı, Ensarı ile şehid eyleyen kumandan Zeyyat ibni Ehih, Saad ibni Ömer, Şemir, Sinan gibi zâlimlerden, hâinlerden daha ednâ olan; Allahsız, peygambersiz, dinsiz, iymansız! Böyle olsa, yine itikadı kendine. Allaha, peygambere, Kur'ana, Ehlibeyti-Mustafaya, Aliyyel Murtezâya, Hasan'ı-müçtebaya, Hüseyn'i-şehidi-deşt-Kerbelâya ve Zeynel-Abidine, Oniki imam, on dört mâsumun itikadına düşman olan bu Allahsızlara tâbi olurlar.

Aleviyim diyen kardeş! Bu satırları iyi oku! Insafın var ise, tefekkür eyle! Insafa gel! Senin, Ehli beyte olan sevgini istismar eyleyenlere tâbi olma! Senin, gözünü, gönlünü Ehlibeyt aşkı doldurmuş. Sen, Allaha, Peygambere ve Imamı Aliye şiddetli bağlısın. Muhammed Aleyhisselâmın evlâtlarina, Aliyyel-Murtezanın çocuklarına, delice âşıksın. Fakat, senin bu muhabbeti Ehli-beytini istismar ediyorlar. Şimdi, sana, senin ile kendine düşman bildiğin sünnileri; seninle onların arasındaki farkın ne olduğunu anlatmağa çalışacağım. Göreceksiniz ki; aranızda; muhabbet ettiğiniz zevatla hep müştereksiniz. Ayrınız, gayrınız yok!

Aramızdaki farkı, hep islâm düşmanları iki tarafa, ayni iftiraları uydurarak, kör döğüşü ile birbirimize düşman etmişler ve birbirimizi birbirimize kırdırmışlardır. Şimdi, bu düşmanlığı körükleyip, vatanımızı bölmek, bizi ebedi dünya yüzünden silmek için ugraşıyorlar.

Allah muhafaza etsin! Bu fırsat ellerine geçerse, senin ne deden, ne ocağın kalır. Bizim de ne mescidimiz, ne dinimiz kalır. Sünni müslümanlar, senin sevdiklerini canlarından ziyade severler ve senin sevdiklerin, onların da sevdikleridir. Sizin sevmediklerinize hürmet göstermeleri, Hz. Peygambere olan sevgilerindendir. Meselâ; Muaviye'yi ibni-Eba-Süfyan'a hürmet göstermeleri, Muaviye'nin babası Eba-Süfyan, oğlu Yezid- Pelid olduğu için, İmamı-Mürtezaya, karşı geldiği için değil, Hazreti Peygamberin kayın biraderi olduğu içindir.

Bütün sünni kitapları, Imam-1-Ali kerremellahu veçhenin efdaliyyetini ve dâvasında haklı olduğunu, Emevi'lerin birinci melîki Muaviye'nin hatâlı olduğunu yazarlar. İmam-ı-Ali'yi ve Muaviye'yi müçtehid olarak gösterip; Imamı-Ali içtihadında isabet etti. Muaviye hata etti derler. Bu sözümüze bürhan, şahıd, tanık şudur ki; Cuma ve Bayram günlerı, hutbelerde Imamı Ali'nin ismi şerifi okunur. Muaviye'nin ismi okunmaz.

Hazreti Hasan ve Hüseyin'in isimleri okunur. Yezid'e pelit denip; zulmeden birisine bu isim «Yezid herif» diye makamı tahkirde kullanılır.

Bütün sünni camilerinde, kubbelerde ve duvarlarda Imamı Ali'nin ve evlâtları iki şehzadesinin ve bu şehzadelerin anneleri olan Fatıma ve nineleri olan Hatice hayrun nisânın isimleri yazılır. Buna şahadeten sünnilerden hiçbir kimse, çocuğunun adını Yezid, Muaviye koymamıştır. Ali, Hasan ve Hüseyin isimleri sünnilerde sayılamıyacak kadar çoktur. Evâdlarının bu isimlerle isimlenmesi dahi, sünnilerin Ehli-beyte olan muhabbetlerinin en büyük delilidir.

Aleviler, Allaha iyman ederler. Süniler de Allaha iyman ederler. Aleviler, Hz. Muhammed'e iyman etmişlerdir. Sünniler de Hz. Muhammed'e iyman ettiler. Aleviler Imamı Ali uğ.

runa can verirler. Sünniler de Imamı Ali uğruna can verirler.

Aleviler, İmamı Hasan'ı candan severler. Sünniler de Imamı Hasan'ı candan severler. Aleviler, İmamı Hüseyn'i candan ziyâde severler. Sünniler de İmamı Hüseyn'i candan ziyade severler.

Aleviler, Imamı Zeynel-Abidini, Imamı Caferissadık'ı İmamı Muhammed Bâkır'ı, İmarnı Hasan'il Askerî, Imamı Musa Kâzım'l, İmam Nâkî'yyi ve cemi evlâdı resûlü severler.

Sünniler de, on iki imamı sever ve sayarlar. Sünniler, Allaha

ibadetlerin en sevgilisi beş vakit namazda: «Allahümme salli âlâ seyyidina Muhammedin ve âlâ âli Muhammed» deyip, Cenabı Peygambere ve âli Muhammede salât ederler. Cuma ve Bayram günleri hutbelerde, Imam Ali'nin ve Imamı Hasan ve Hüseyin'in isimlerini okur ve onların sanını ilan ederler. Cenabı Fatıma ve Cenabı Hatice'yi canlarından fazla severler.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.