Hz. Ismail'i kandıracağını zanneden şeytan, ummadığı cevaplar lle karşılaşmış ve şaşalamıştır. Başına geleceklerder habersiz, son bir oyun daha oynamak istedi ve Ismail nebive hitaben: «Diyelim ki babanın aldığı emir doğrudur. Böyle olsa bile sen hakikaten boynunu verecek misin?» diyecek oldu, fakat Hz. İsmail, şeytanın bu derece ileri gitmesinden kızmaya başlamıştı. «Eğer böyle bir emir varsa, babam bunu yerine getirmekten âciz değildir. Ben de bu emre isyan edecek değilim. Benim her zerrem bir Ismail olsa, Rabbim yoluna her biri feda olsun! Hem sen ne demek istiyorsun?» diyerek yerden bir taşı kaptığı gibi Iblis mel'ununun gözüne doğru fırlattı
ve onun bir gözünü kör etti. Zira şeytan onların üçüne de insan şeklinde görünmüştü.
Işte mü'minler! Hacca giden kimselerin Mina denilen mevkide, üç yerde şeytan taşlamaları buna işarettir. Çünkü şeytan üç defa; Hz. Ibrahim, Hz. Hacer ve Hz. Ismail Aleyhisselâtu vesselâm efendilerimiz tarafından yukarıda anlattığımız veçhile taşa tutulmuş, yani def'edilmişti.
Mina'da üç ayrı mevkide, üç dikili taş vardır ki birine (Akabe-i Suğrâ), ikincisine_ (Akabe-i Vustâ) ve üçüncüsüne de (Akabe-i Kübrâ) denir. Büyük akabeye yedi taş atanlar.
Ibrahim Halilin Iblisi reddine alâmeten atarlar. Orta akabeye yedi taş atanlar. Hz. Hacer'in İblisi reddine remz olarak atarlar. Küçük akabeye yedi taş atanlar, Hz. Ismail'e ittibaen taş atmiş olurlar. Insanda, yedi kötü sıfat vardır. Bu sıfatlar Iblisin sıfatıdır ve her taş bir sıfata işaret olarak İblise atılır.
Böylece insan bu yedi kötü sıfatını da taşlayıp, terk etmelidir.
Hacca gidildiğinde, şeytan taşlamanın mânası budur. Yani kötü sıfatları terk etmektir. Bu yedi kötü sıfat şunlardır.
Ucup, Kibir, Riya, Hased, Gazab, Hubbu câh, Hubbu mal.
U'CUB: Ibadetine güvenerek, herkesi cehennemlik görüp, kendini cennetlik bilmektir.
KİBİR: Kimseyi beğenmeyip, hakkı kabul etmeyen, kendini yüceir ü nüyie seşiler alids gibi, inlzrullaidan bböğulur. Mütevazi olanı Allah yüceltir. Mütekebbir olanın yüzünü yere sürter.
RIYA: Amellerini gösteriş için yapanlar. Halk «iyi adam»
desin diye hayır işleyene denir. Allah için değil de böyle halkın iltifatına nail olmak için amel edene MÜRAI denir. Yalnız, şurası var ki, hakikaten Allah ıçın yapıp, insanlara örnek olayım ve nas'sı hayra tesvik edeyim diye yapana böyle müraî demek dogru olmaz. O insan bu şekilde hareket etmekle, kendi amelinden dolayı sevap aldıktan başka, onun teşvikatiyle hayır yapanların ecri kadar ayrıca bir sevap alır. Yanlış anlaşılmasın! Hayra teşvik ettiği kimsenin aldığı ecir eksilmez, onun aldığı ecir ne kadar ise, aynısı hayra teşvik eden kimseye verilir. Mürâîler, gösterişçiler için şu hadisi şerifin meâline bakıp ibret almalıdır. Hz. Ebu Hureyre, Hz. Nebî-i Muhteremden şöyle rivayet ediyor: «Yarın kıyamet gününde dört sınıf mürâiyl huzurullaha getirirler. Bunlardan biri zengin, biri şehid, biri gazî, biri âlimdir. Allah, âlime sorar: Ilmin ile ne amel ettin? «Ya Rabbi, kullarını senin yoluna davet ettim.» dediğinde, «Benim rızam için yapmadın, kendini âlim göstermek,
«Bana âlim deyip itibar etsinler» diye yaptın. Sana itibar ettiler, sana alim dediler. Sen nasibini dünyada ıken aldın. şımdı burada nasıbın yoktur» deyıp huzurundan tard eder.
Sonra zengini huzura çağırıp «Sana verdiğim mal ile, bana ne gibi ibadet ettin?» diye sual olunur.
Mürâî zengin: «Cami, hastane, yol yaptırdım. Zekât, sadaka verdim, talebe okuttum» der. Allah celle:
«Bunları benim rızam için yapmadın, sana iyi insan desinler diye yaptın, sana cömert dediler. Kullar sana iltifat ettiler, yaptığının mükâfatını kullardan gördün. Zaten senin arzun da bu idi. Arzun yerine geldi, huzurumdan çık! Nasibini dünyada kullardan aldın» der ve tard olunur.
Şehîd'e hitab edilir, o da «Yarabbi! Senin yolunda katl olundum.» dediğinde, «Sen benim yolumda şehid olmadın. Mal ve ganaim içın harbe gitmiştin, bırçok mal aldın. Istedigine dünyada iken nâil oldun, burada nasibin yoktur» denir.
Mürâi gazi olan kişi huzura getirilir: «Yarabbi, senin dinin, senin rızan için gaza ettim, kâfirlere ceza verdim» der. Allah celle der ki: «Bunları benim rızam için yapmadın. Kullar sana kahraman, cesur desınler dıye gaza ettin. Kullar da sana gazı dedıler, 16- tediğine dünyada iken nail oldun. Burada nasibin yoktur.» denir.
Ey mü'min! Umuru hayriyeden her ne amel işlersen Allah rızası için yap! Kullar sana ne derlerse desinler. Kulların levminden, kınamasından korkma!
Onları sana iltifatına mağrur olma! Her işi Allah için yap ki, huzurallahta me'cûr olasın!.
HASED: Bir kimsenin, başka bir insanın elindeki nimetin mahvını istemesine denir. Bir de gıbta vardır, bu da karşısındaki insanda bulunan nimetin kendisinde de olmasını istemektir. Bu, şeriatte mübah olmasına rağmen, Ehl-i hakikat bunu da hoş görmemektedir.
GAZAB: Her işe kızan kişiye (Gazab sahibi) denir. Mü'mine lâyık olan, herşeyi tevâkki ile karşılamaktır. Tefekkür ederek, düşünerek, kızılacak şeye bile hemen kızmamak ve bu şekilde gazabını yutmak, mü'minin selâmetidir. Gazab yerinde olursa mübarek olur. Meselâ; mukaddesatına, dinine, vatanına saldıran düşmana gazab ile saldırmak mü'minin şanındandır. Kezâ bir kişinin gayri meşru olan yerlere sehvetlenmesi haramdır ama kendi helâline sehvetle nazar etmesi helâldir. Kibir de böyledir. Yani mü'min kardeşine, mütevazi olan kişiye kibirli olan iblis sıfatındadır.
Kibirliye karşı kibir eylemek ise sadaka yerine kâimdir. Yani sadaka vermiş gibi sevap kazanılır.
HUBBU CÂH: Makam, rütbe sevmek, bunlar uğruna bütün mukaddesatını çiğneyen kişi Hubbu câh hastalığına tutulmuş demektir.
HUBBU MAL: Mal için, Hak rızasını ve, Hakkın yolunu terk eyleyen kişi, bu zümredendir. Bu sıfatlara malik olan kişiye Hak sübhanehu ve teâlâ hazretlerinin rahmeti bahşedilmezse, o kişi cehennem asabındandır.
İşte bu yedi sıfatı terk etmeye işaret olarak şeytana yedi taş atmak bu sebepten bizlere Allah tarafından vacip olarak emredilmiştir.
Böylece, Hz. İsmail'den taşı gözüne yiyen şeytan def'olup itir Bakalıd ha malin de ismai dural. Belâm Ce mir Keyanın yanına oturdular. Hz. İbrahim aleyhisselâm söze başlayıp. Bu ıssız yere ne için geldiklerini anlatmaya başladı:
(Felemmâ belâga mâ-ah-us-sa'ye Kale ya buneyye innîy erâ fil menami Enniy ezbehuke fanzur maza tera)