Ara
Menü
1 dakikalık okuma

Emîr Âbid Çelebi — 8. anlatı (s. 337)

(8) Hikâye: Yine nakledilmiştir ki: Tâc-ı Kızıl'ın oğlu, emirlerin kendisiyle övündüğü Zahireddin, bir zaman Konva'nın hâkimi olmuştu. Hükümeti idare etmek ve halka bakmakta eşi yoktu. Birgün bu toprağa mensup olan kul, Çelebi Âbidle birlikte, adı geçen bu adamı ziyarete gitmiştik. Bu adam, Çelebi'ye baktı, Çelebi'nin bıyıklarının biraz uzun olduğunu gördü.…

Müstakil anlatıAhmed Eflâkî, Âriflerin Menkıbeleri, c. II · s. 337

(8) Hikâye: Yine nakledilmiştir ki: Tâc-ı Kızıl'ın oğlu, emirlerin kendisiyle övündüğü Zahireddin, bir zaman Konva'nın hâkimi olmuştu. Hükümeti idare etmek ve halka bakmakta eşi yoktu. Birgün bu toprağa mensup olan kul, Çelebi Âbidle birlikte, adı geçen bu adamı ziyarete gitmiştik. Bu adam, Çelebi'ye baktı, Çelebi'nin bıyıklarının biraz uzun olduğunu gördü. Buna kızarak: “Bu uzun bıyıklarını niçin kesmiyorsun? Sen sipahi şeyhi misin?” dedi. Çelebi Abid de: “Benim bıyıklarım uzundur, fakat senin de hırs gözüne perde gelmiştir. Bu bıyığı kısaltmak çok kolaydır, amma senin gözündeki hastalığın dermanı yoktur,” buyurdular. Bunun üzerine Zahireddin son derecede utandı ve hiç bir şey söylemedi. O sırada da onun için şişde bir kuş kızartmışlardı. Tam bu esnada biri kapıdan içeri girdi ve Şeyh Hasan Timurtaş'dan acaip bir haber getirdi. Bunun üzerine hemen Zahireddin'in rengi degisti, hiç yemek yemeden atına bindi, Çelebi'den özürler dileyip himmet taleb ettikten sonra geçip gitti. O günü Perşembe idi. Pazartesi günü onun, ağzından merhametsiz bir ok yarası aldığına ve cehaletten kurtulup kendi ayağına balta vurduğuna (yani) bu dünyadan geçip gittiğine, ettiğinin cezasını kendi kendinden bulduğuna dair bir haber geldi (Yüce Tanrı'nın rahmetine ulaşsın).

F:22

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.