Ara
Menü
2 dakikalık okuma

Emîr Âbid Çelebi — 3. anlatı (s. 329)

(3) Yine bir gün beylerbeyi (melikül-ümera) emir Eratna beye işaret edip Çelebi'nin Konya'da kalmamasını sağlamak için elçilikle Uç beylerine gönderilmesini ve Çelebi'nin, Uç beylerini Timurtaş'ın uyruğuna girmeğe teşvik etmesini uygun buldu. Ve “eğer bu beyler, Timurtaş'a boyun eğerlerse, bu, Çelebi tarafından onun için yapılmış iyi bir iş olur; eğer…

Müstakil anlatıAhmed Eflâkî, Âriflerin Menkıbeleri, c. II · s. 329

(3) Yine bir gün beylerbeyi (melikül-ümera) emir Eratna beye işaret edip Çelebi'nin Konya'da kalmamasını sağlamak için elçilikle Uç beylerine gönderilmesini ve Çelebi'nin, Uç beylerini Timurtaş'ın uyruğuna girmeğe teşvik etmesini uygun buldu. Ve “eğer bu beyler, Timurtaş'a boyun eğerlerse, bu, Çelebi tarafından onun için yapılmış iyi bir iş olur; eğer Çelebi bu işi başaramazsa orada kalır,” diye bildirdi. Çelebi 330 AHMET EFLÂKİ 9/3

Abid, bu hizmeti kabul etmek istemediyse de, mümkün olmadı. Bu toprağa mensup kulu (Eflâki'yi), Eratna beye göndererek o işten affedilmesi için bir takım açık mazeretler beyan ctmcmi söyledi. Ben, onun bu dediklerini yaptımsa da, Eratna bey kabul etmedi. Ve o ulu kişi (Çelebi Abid), itikad sahibi olduğundan, müridlerine olan şefkatinden, bu işin sonunu düşündüğünden ve arada bir soğukluk olması korkusundan dolayı ister istemez Konya'dan çıkmağı kabul etti ve babalarının ve atalarının mukaddes türbelerini ziyaretle şereflendikten sonra Tanrı'ya ve velilerin lütuf ve inayetine tevekkül ile ağlayıp inleyerek yola düştü ve şu beyitleri diline vird edip okudu:

Ey oğul! veliler Tanrı'nın çocuklarıdırlar. Gayıb ve hazır olmada Tanrı (onların ve onları arkadan kötülüyenlerin halini) çok iyi bilir.

Velileri, noksan ve ayıplarından ötürü arkalarından kötüleme; çünkü (o yüce Tanrı) onların canlarından ötürü senden intikam alır.”5

Benim, kendisine bir ülke lâyık olan bir bekçim vardır. O benim üzerime esen yeli bilir.

O yelin soğuk veya sıcak olduğunu Tanrı bilir.

Ey sakat kişi, o Tanrı gafil ve gaib değildir. O her şeyden haberdardır."6

Ve yüreğinin acısiyle bir ah edip: “Biz dönüp gelinceye kadar bunlardan hiç kimse kalmıyacaktır,” dedi. Böylece kendileri kaadir olan Tanrı'nın takdiriyle Uç vilâyetini dolaştıktan sonra Konya'ya döndükleri vakit, Konya'da Tac Kızıl'ın oğlu Emir Zahireddin'den başka hiç kimse kalmamıştı. Hepsi Rum hudutlarından çıkıp Şam'da yerleşmişlerdi. O mübarek cemaati tamamile korku kaplamıştı. Biz Konya'ya girdiğimiz gece Zahireddin de Gevâle kalesine gitmişti. “Onlar. bu günü severler, fakat o korkunç günü hiç hatırlarına getirmezler.” (K., LXXVII, 27) âvetinde buyurulduğu veçhile şimdiki durumlarına güvenen ve onların sıkılmalarına çalışan cemaatin çoğunun bir kısmı dönmüş, bir kısmı da öldürülmüşlerdi. Çelebi Âbid zevk ve sevincinden şu beyti okudular:

Beni kıskanan veled-i zinadır, çünkü benim talihim Süheyl yıldızı gibi haşereleri (veled-i zinaları) öldürücüdür.

Bu seferde “Sizin şer gördüğünüz şeylerin size hayırlı olması mümkündür” (K., II, 213) âyeti gereğince gayb âleminden o kadar fetihler elde etti ki, vasfolunamaz.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.