Ara
Menü
3 dakikalık okuma

Emîr Âbid Çelebi — 2. anlatı (s. 328)

(2) Hikâye: Yine toprağa mensup olan bu kul (Tanrı onu affetsin) rivayet eder ki: Çelebi Abid hazretleri, mübarek mevlevi tahtına oturduğu, Veled'in makamını Ârif in nuru ile süslediği ve şeyhlikle meşgul olduğu vakit ihsan kapılarını açtı, dünyayı terketmede, Sıddık'a yaraşır cömertlikte yed-i beyza gösterdi. Kendisi kalender mizaçlı, dünyanın…

Müstakil anlatıAhmed Eflâkî, Âriflerin Menkıbeleri, c. II · s. 328

(2) Hikâye: Yine toprağa mensup olan bu kul (Tanrı onu affetsin) rivayet eder ki: Çelebi Abid hazretleri, mübarek mevlevi tahtına oturduğu, Veled'in makamını Ârif in nuru ile süslediği ve şeyhlikle meşgul olduğu vakit ihsan kapılarını açtı, dünyayı terketmede, Sıddık'a yaraşır cömertlikte yed-i beyza gösterdi. Kendisi kalender mizaçlı, dünyanın kayıtlarından kurtulmuş bir adam, Ahrar'ın özü, Ebrar'ın örneği idi. Şöyle Ki:

Şiir:

Ey ben ve benim gibi yüzbinlercesi, kendinden bir

arkadaş yapanın kölesi olası.

O daima kendi ruhunu kendine candan bir arkadaş edinmişti. Aradığı hakikati kendi zâtında müşahede ederdi. Ve daima kendi halinin etrafında dönerek basiret sahiplerine uymaktan zevk aldığı için taklitçilerin arkasından gitmekle meşgul olmazdı. Rindliği sayesinde padişahlara yaraşır bir hayat sürüyor, yeren münkirlerin yermesinden de sakınmıyor, âciz göstermiyor ve şu beyti söylüyordu:

Bu rıza mahallesinde köpeklerin havlamasının sebebini bilir misin? Bunun mânası, muhannesleri ondan ürkütmek içindir. Fakat bu yolun âşıkı olan atlı kahramanın kalbini, mahallenin köpeğinin sesi hiç korkutmaz.

Tesadüfen o zamanda tekrim edilmiş olan Nuyinzâde Timurtaş b. Çoban (Tanrı her ikisine de rahmet etsin), 720 h. yılında Konya'yı fethedip Karamanoğullarını buradan çıkardı. Konya'ya tâbi ve mülhak olan yerleri istilâ etti. Mağrurları ve zorbaları itâat altına almaya çalıştı. Ve: “Ben sahipkıran bir hükümdarım. Hattâ zamanın Mehdi'siyim,” diye iddia etti.

Ona buna bol bol mal vermekte dengi yoktu. Adalette de, ikinci Anuşirevan idi. Gerçekten dindar ve temiz bir gençti. Rum ulularının hepsi, bilginler, şeyhler, emirler, ileri gelenler ve kumandanlar ve daha başkaları ona itaat edip biat etmiş, ona boyun eğmeği vâcip görmüşler ve bu hususta söz vermişlerdi. Mevlânâ Necmeddin-i Taşti, şeyhzâde Tokati, Kayserili merhum Zahireddin Hatib, Şeyh Nâsir-i Sofi, Mevlânâ Emir Hasan Tabib, Niğdeli Kadı Şihâb, Kadı Asker Yegâni ve Vâ'iz Hüsam-i Bârcinliği, her şehirden bir çok kadılar ve bilginlerden bir cemaat ona boyun eğdi, fedakârlıklarda bulundu. Menfaatlerini temin etmek için o başbuğ hakkında mübalâğalı metihler yaptılar. Ve başkalarını da ona uymağa ve biat etmeğe teşvik ettiler. Timurtaş hazretleri, tam bir aşkla Çelebi Abid hazretlerinin ve hanedanın bütün çocuklarının mutlaka bu cemaatin yoluna girmelerini, iyi ve kötü zamanlarında, hazarda ve seferde kendi hizmetinde bulunmalarını istiyordu. Fakat onlar, gönül ehlinin feragatinden ve vecde dalmalarından

habersizdiler. Şiir: Evet ey put! Senin gönlünde bir dert olmadığı

için, başkalarının gönlündeki derdi oyuncak sanıyorsun.

Kötü söyleyen kıskançlar ve inatçı kinciler, onları, serkeşlik ettikleri, onunla müttefik olmadıkları ve onu istemedikleri şeklinde gösteriyorlardı. Çelebi Âbid hazretleri de, bunlara uzaktan sevgi gösteriyor, fakat onların toplantılarına seyrek gidip geliyordu. Bunun için Timurtaş inciniyor ve kızıyordu.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.