DOKUZUNCU BÖLÜM
Çelebi Şemseddin Emir Âbid Hazretlerinin (Tanrı onun zikrini yüceltsin) menkıbelerinin zikri hakkındadır.
(0) Yine toprağa mensup olan bu kul (Eflâki), hi kâye cdiyor ki: Çelebi Ârif hazretlerinin (Tanrı onun ruhunu yüceltsin), Çelebi Abid Hazretleri hakkında bol inayetleri ve hudutsuz lütufları olduğu için ahır ömründe kendi tahtını ona teslim edip can verdi. Bu dünyadan gaybu'l-gayb âlemlerine göçtü. Çocuklarının ve müridlerinin' bütün işlerini o ulu kişiye havale etti. Yalnız bunu sözle ve ibareyle değil, can yolu ve gönül nuruyla yaptı. Bizim Şeyhimizin bütün kardeş ve çocukları ona hizmet etmek ve saygı göstermek hususunda, kölelerin, padişahların önünde durdukları gibi sulük ediyorlardı. Kereminin çokluğundan ve yaradılışındaki adâletinden ötürü, daima Tanrı'dan gayri olan şeyleri terkederek dünyalık para v.s. elinde ne varsa kendi çoluk çocuğuna ve müridlerine verirdi. Hepsine hil'atler ve bağışlarda bulunurdu. Onun zamanında Hâtim-i Tâ'i cömertlik menşurunu dürmüş, Abid Çelebi'nin cömertliğine muhtaç olmuştu. Yine Şehzâde ve Çelebi Emir Âdil hazretleri, imkânları ve bilgilerinin derinliği nisbetinde ihlâs ve iykanla o sultana (Emir Âbid'e) ta'zimde birlik gösteriyorlardı. Bu ikisi, onun ölümüne kadar vefalı olmakta sebat göstermiş, hizmet ve itikadlarını arttırmışlardır (Hazretin vefalı dostlarına yüzbinlerce rahmet olsun.) 328 AHMET EFLÂKİ 9/2 Şiir: Vefa eden cemaati, bütün sınıflar üzerine çoğalttılar.
Denizler, dağlar, o cemaatin hükmü altına girdi. Dört unsur da o cemaatin kuludurlar.'*