Ara
Menü
2 dakikalık okuma

Seyyid Ata’nın tevazu ile açılan yolu

Seyyid Ata’nın ilmine ve nesebine güvenmesinin mânevî yolculuğuna engel oluşu; Anber Ana’nın aracılığı ve Zengî Ata’nın teveccühüyle bu düğümün çözülüşü anlatılır.

Seyyid Ata (Seyyid Ahmed)Fahreddin Ali Sâfî, Reşahât Aynü’l-Hayât · s. 11

Reşahât’ın nakline göre Seyyid Ahmed, Zengî Ata’nın hizmetinde uzun süre riyâzet ve mücâhede ile çalıştığı hâlde aradığı mânevî açılışa erişemedi. Bunun üzerine durumunu Anber Ana’ya anlattı; onun sözünün Zengî Ata katında makbul olduğunu söyleyerek kendisi için aracılık etmesini istedi.

Anber Ana, Seyyid Ata’ya geceleyin siyah bir keçeye sarılıp Zengî Ata’nın sabah abdeste çıkarken geçtiği yol üzerine uzanmasını söyledi. Aynı gece Zengî Ata’ya da Ahmed’in fakir, seyyid ve âlim bir kimse olduğunu, uzun zamandır hizmetinde bulunduğu hâlde henüz inayet nazarına erişemediğini arz etti.

Zengî Ata tebessüm ederek Seyyid Ahmed’in önündeki engelin bizzat seyyidliği ve ilmiyle övünmesi olduğunu açıkladı. İlk karşılaşmalarında kendisini ona tanıttığını; fakat Ahmed’in, “Ben seyyid ve âlim iken bir çobana nasıl tâbi olurum?” düşüncesine kapıldığını söyledi. Bununla birlikte Anber Ana’nın şefaati sebebiyle onu bağışladığını bildirdi.

Seher vakti yola çıktığında siyah keçeye sarılmış birinin yerde yattığını gördü. Ayağını onun göğsüne basınca Seyyid Ahmed, Zengî Ata’nın ayaklarına sarılıp yüzünü sürerek niyazda bulundu. Zengî Ata kim olduğunu sordu; “Ahmed” cevabını alınca, “Kalk; bu tevazu ve kırıklık senin hâlini düzeltti” dedi ve ona teveccüh etti.

Rivayete göre Seyyid Ata o anda maksadına erişti, kalbinde açılmalar hissetti ve kısa zamanda irşad mertebesine ulaştı. Anlatı, bilgi ve nesebin küçümsenmesini değil; bunların benlik iddiasına dönüşmesi hâlinde mânevî terbiyenin önünde perde olabileceğini vurgular.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.