Atâyî bu rivayeti Sirozlu Molla Çelebi’den, onun da Toyranlı Mehmed Efendi’nin dostlarından sâlih bir kişiden duyduğunu belirterek aktarır. Bu kişi her yıl belirli bir vakitte şeyhi ziyaret ederdi. Mehmed Efendi ümmî olduğu için yanında bulunan kitapları misafirine okutur, okunan meselelerle ilgili öyle açıklamalar yapardı ki dinleyenler hayrete düşerdi.
Bir gün bu kişi dostlarından birinde Şeyh Bedreddin’in Vâridât adlı eserini gördü. Kitabın başında âhirette hûri ve köşklerin varlığını inkâr eder gibi görünen ifadeleri okuyunca Şeyh Bedreddin’in yüksek makamına dair zihni karıştı. Alışılmış ziyaret vaktini beklemeden bu müşkülünü çözmek üzere Mehmed Efendi’ye gitti.
Şeyh onu karşıladı ve her zamanki gibi hazır kitaplardan birini okumasını istedi. Misafir kitabın içinde bir sayfa bulup okudu; bu sayfadaki açıklama şüphesini giderdi ve gönlünü yeniden kesinliğe yöneltti. Rivayeti aktaran kişi, söz konusu kitabı başından sonuna birçok kez okuduğu hâlde o sayfayı daha önce hiç görmediğine ve sohbetleri sırasında bu mesele hakkında bir konuşma geçmediğine yemin ederek şahitlik etmişti.