Atâyî’nin nakline göre Samsûnîzâde Ahmed İstanbul kadısıyken yakın dostlarından dürüst bir tüccar vardı. Halkın itibar ettiği bir meczup bir gün tüccarın dükkânına geldi ve eski dostluk hakkını gözeterek bir dileği varsa gerçekleşmesi için himmet edeceğini söyledi. Tüccar, Ahmed Efendi’nin sadrazam olmayı arzuladığını bildiği için onun adına dua istedi.
Meczup, Ahmed Efendi’nin kendisi için iki yüz filori ayırıp bir köle azat etmesini, böyle yaparsa maksadına ulaşacağını söyledi. Tüccar haberi sevinçle ulaştırdı; fakat Ahmed Efendi gülerek gerçek velilerin bir iş karşılığında ücret istemeyeceğini, sadrazamlığın da ilmiye yolunun doğal seyriyle geleceğini söyledi. Meczub doğru söylüyorsa gerçekleşeceği günü bildirmesini istedi.
Ertesi sabah tüccar hadiseyi anlatmaya çekinirken meczup durumu sezdi, celâllenip bir kâğıdı yırttı ve ehlullâhı küçümseyenin böyle kahrolacağını söyledi. Tüccar peşinden koşup af dileyince meczup, atılan okun geri dönmeyeceğini fakat elinden geleni yapacağını bildirdi.
Bir süre sonra geri dönerek Ahmed Efendi’nin canının kurtulduğunu, fakat belirttiği gün ve saatte azledileceğini haber verdi. Kaynağa göre azil tam söylediği zamanda gerçekleşti; Ahmed Efendi de üzüntü ve pişmanlık içinde vefat etti.