Atâyî, Arabzâde Mehmed’in Mısır kadılığına tayin edilmesinden sonra kışın şiddetli günlerinde deniz yoluna çıktığını anlatır. Yolculuk sırasında rüzgâr şiddetlendi; geminin direkleri eğildi, tahtaları sarsıldı ve yolcular korku içinde kaldı.
Arabzâde o sırada Kur’an okuyordu ve mushaf göğsünün üzerindeydi. Dağ gibi bir dalga kadırganın reis kısmını gövdeden ayırdı; Arabzâde, yanında bulunan on yedi kişiyle birlikte denize düştü ve boğuldu. Gemidekilerin karanlık ve kargaşa yüzünden onun kaybolduğunu ancak üç gün sonra fark ettikleri aktarılır. Menûf kadısı Süleymanağazâde Dânişî Çelebi’nin de aynı grupta öldüğü kaydedilir. Hasarlı gemi daha sonra İskenderiye Limanı’na ulaştı.
Kaynak kazanın hicrî 969 Cemâziyelevvel ayının on ikinci gününde meydana geldiğini bildirir. Ardından Arabzâde’nin tarikat şeyhlerine karşı tavrını hatırlatır ve bazı ehl-i hâlin önceden onun boğulacağını söylediğine dair rivayeti ekler. Bu son bağlantı tarihî kazanın sebebi değil, ölüm çevresinde oluşan gelenek içi yorumdur.