Envar’ın menâkıb bölümünde olay 1129/1717 yılı Kurban Bayramı arefesinde geçer. Nûreddin Cerrâhî, halifeleri Süleyman Veliyyüddin ve Mehmed Hüsâmeddin ile Edirnekapı dışındaki Sır Tekke’ye giderek Filibeli Nûreddinzâde Mustafa Muslihiddin Nûrî’nin kabrini ziyaret eder. Mülk sûresini okur, ardından yakındaki namazgâhta ikindi namazını cemaatle kılarlar.
Kaynağın gelenek içi anlatımına göre duadan sonra Nûreddin Cerrâhî Arafat’ı ve hacıları müşâhede eder; yanındaki iki halife de aynı müşâhedeye katılarak telbiye, tekbir ve tehlîl okur. Dönüş yolunda bu ziyaret ve zikrin her arefe günü sürdürülmesini ister. Ertesi yıl daha geniş bir derviş topluluğu aynı yerde merasime katılır.
Topluluğun büyümesi üzerine uygulamanın uygun olmadığı yönünde şeyhülislâma şikâyet gider. Gönderilen bir dânişmend, ikindi namazından sonra merasimi yasaklama emrini bildirmeyi düşünürken Nûreddin’in gözlerine dokunduğu ve onun da Arafat’ı görüp telbiyeye başladığı nakledilir. Dânişmend dönüşte gördüklerini anlatınca şeyhülislâmın “Meşâyihin hâline karışılmaz” dediği aktarılır. Metin daha sonra fıkhî görüşleri de kaydeder; dolayısıyla hadise, Cerrâhî arefe merasiminin geleneksel menşei olarak sunulmalı, doğrulanmış uzak-mekân müşâhedesi gibi anlatılmamalıdır.