Ara
Menü

Mısrî’nin şöhreti günden güne tezâyüd eyledi

Niyâzî-i Mısrî etrafında nakledilen anlatı

Gelenek içi anlatı

Bu bölüm kaynak biyografideki bağlamıyla verilir; tarihî biyografiyle aynı kesinlik düzeyinde değerlendirilmez.

bâ-husûs Hz. Mısrî’nin hasm-ı cânı kesilmiş ve Mevlevîhâneleri de seddettirmişti.
Hâsıl olan ihtiyâc üzerine Sultân Mehmed Hân-ı râbi’, Hz. Mısrî’yi İstanbul’a da’vet
etti. Tarîkat-ı aliyye lehinde Ayasofya’da va’z etmeğe me’mûr buyuruldu.
Da’vete icâbetle gelip, câmi’-i şerîfde, pâdişâh-ı müşârünileyh ve ulemâ ve urefâ ve
meşâyıh ve erkân-ı devlet hâzır olduğu hâlde kürsüye çıktı, edille-i muknie ile
tarîkatın hak olduğuna ve âyîn-i ehlu'llâhın mugâyir-i şer'-i şerîf bulunmadığına dâir
îrâd-ı hakîkat eyledi. Öyle mühim te’sîrler husûle getirdi ki, derhâl ber-sâbık icrâ-yı
âyîn olunmasına müsâade edildi. Sene: 1086/(1675).
Vânî Efendi, bir sebeple dûçâr-ı gazab olup, Bursa’ya nefy edildi. Müstakîm-
zâde’nin şu kıt’a(sı) ne hoştur:
Vâni cânî gelince devlete
Eyledi âyîn-i Mevlânâ’yı red
Hazret-i Monla anı bir atdı kim
Ez-cüdâyîhâ şikâyet mî-kuned
Hz. Mısrî, 1086’da Bursa’ya avdetle yine irşâda devâm eyledi. Bir Cum’a
gecesi zikr-i şerîf sadâsı o civârda menfiyyen sâkin bulunan Vânî merhûmun kulağına
erişmiş; ertesi günü bir mecliste, “Dün gece av’ave-i kilâbdan râhat uyuyamadım.”
demesi, Hz. Mısrî’nin sâmia-i ıttılâına erişince, “Mahalleye yabancı bir kelb geldi, o
gürültü onun üzerine idi.” diye pek güzel bir cevâb-ı zarîfde bulunmuştur. Esteîzü
bi’llâh, Benim zikrimde yı münîfinde, “-i kerîmesinin ma’nâ-âyet (‫)وَ َﻻ تَنِيَا فِي ذِ ْكرِ ي‬
vânî olmayınız.” diye Vânî’ye telmîhde bulunan Hz. Mısrî’nin Vânî merhûma ne
kadar iğbirâr-ı kalbî hâsıl ettiği nümâyândır.
Hz. Mısrî’nin şöhreti günden güne tezâyüd eyledi. 1080/(1669-70) târîhinde
Bursa’daki dergâh inşâ olundu. Bir rivâyette Abdal Çelebi nâmında bir zât bu emr-i
hayra delâlet etti. Müştâkân-ı aşk cem’ olmağa başladı. Mürîdân arttıkça arttı.
Hz. Mısrî’nin tarîk-ı mükâşefede ve ilm-i münâzaradaki ihâtası şöhret
buldu. Rusya ile harb zuhûr eyledikte enfâs-ı kudsiyyelerinden istifâde emeliyle
Köprülü-zâde Fâzıl Ahmed Paşa, pâdişâh nâmına Edirne’ye da’vet etti. Üçyüz kadar
mürîdânıyla maan orduya li-ecli’l-iltihâk Edirne’ye âzim oldular. Arz-ı hıdmet ederek
avdet buyurdular.
1083/(1672) târîhinde ordumuz Kamaniçe seferinde iken ikinci def’a
Edirne’ye geldiler. Câmi’-i Atîk’ta (bir rivâyette Sultân Selîm Câmi’inde) va’z

"... Beni anmakta gevşeklik göstermeyin." 20. Tâhâ sûresi, 42. (H)

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir anlatıdır. Tarihî olay, belge veya kronolojiyle aynı kesinlik düzeyinde değerlendirilmez.