Kuyunun Niyâzî-i Mısrî’ye nispeti
Sefîne-i Evliyâ, Niyâzî-i Mısrî’nin İstanbul’da bulunduğu sırada Kasımpaşa’daki Uşşâkî Âsitânesi’nde misafir kaldığını; buradaki bir kuyunun da ona nispet edildiğini kaydeder. Halk arasında “Şifâ Kuyusu” yahut “Mısrî Kapısı” adıyla tanınan sudan içildiği ve özellikle göz rahatsızlıkları için teberrüken kullanıldığı anlatılır.
Kaynağın ihtiyat kaydı
Vassâf, Bursa Mısrî Âsitânesi şeyhi Muhammed Şemseddin Efendi’nin, eldeki yazılı eserlerde Mısrî’nin böyle bir kuyu kazdırdığına dair kayıt bulunmadığını söylediğini de gizlemez. Böylece metin, yaşayan sözlü nispet ile yazılı belgenin yokluğunu aynı yerde gösterir.
Nasıl okunmalı?
Kuyunun varlığı ve Uşşâkî Âsitânesi’ndeki yeri tarihî mekân araştırmasının konusudur; onu doğrudan Niyâzî-i Mısrî’ye bağlayan kısım ise nesiller boyunca aktarılan ziyaret ve teberrük hafızasıdır. Bu sebeple anlatı kesin bir inşa kaydı değil, mekân etrafında teşekkül eden gelenek içi rivayet olarak sunulmuştur.