Ara
Menü

Buraya hem-civâr olan bir konakta mukîm sadr-ı esbak Halîl Rif’at Paşa merhûm…

Niyâzî-i Mısrî etrafında nakledilen anlatı

Gelenek içi anlatı

Bu bölüm kaynak biyografideki bağlamıyla verilir; tarihî biyografiyle aynı kesinlik düzeyinde değerlendirilmez.

Sevdiğim ola vuslatda halvet bula halvetde
Bu Mısrî’ye kesretde halvet yolunu göster

“Mısrî” tahallusu Mısır’da bulunmalarından kinâyedir. İsimleri Muhammed, mahlasları Niyâzî’dir. Şiirde gâh Niyâzî, gâh Mısrî tahallus buyururlar. Hz. Mısrî o terâne ile dem-sâz ve şiddet-i riyâzet ü ibâdetle ser-efrâz oldu. Bu sırada bir gece âlem-i menâmda, cenâb-ı gavs-ı a’zam Abdülkâdir-i Geylânî (kuddise sırruhu's- samedânî)’yi görürler. Bakar ki, bir taht-ı muazzamda oturuyorlar, etrâfına huddâm ve kurenâsı toplanmışlar. Hz. Mısrî, kendi(sini) bunların arasında görünce, kemâl-i hicâbından nâşî taşraya çıkmağa yol aradığı sırada, Hz. Gavs nezd-i âlîlerine da’vet buyurup bir kese altun bahş eylemekle berâber, “Nasîbin diyâr-ı Rûm’dadır, Mısır’da değildir.” buyurmuşlardır. Bu rü’yâyı şeyhine anlattıkta, “Hüsn-i ta’bîr nümâyândır.” diye hemân hilâfet verip duâ etmiş. Hz. Mısrî, Mısır’da ikâmetinin dördüncü senesinde, 1056/(1746) senesinde Dersaâdet’e muvâselet buyurmuşlardır. İstanbul’da, Sultanahmed civârında Sokollu Mehmed Paşa Dergâhı’nda ikâmetle erbaîn çıkarmışlardır. Hücreleri el-ân mahfûzdur. Oturdukları post teberrüken ziyâret olunur. Hücrenin kapısındaki levhada: Cenâb-ı şöhre-bahş-ı ümm-i dünyâ Şeyh Mısrî kim Bu dergâh-ı şerîfi erbaîni eylemiş ihyâ İdüp esmâ-i sıbteyn ile bâb-ı hücreyi tezyîn Sezâdır âsitânı hâss u âmma olsa bu şeş-câ kıt’ası yazılmıştır. Tahtaları el-ân o zamân Hz. Mısrî’nin pâ-yı mübârekinin değdiği, göz yaşlarının döküldüğü tahtalardır. Buraya hem-civâr olan bir konakta mukîm sadr-ı esbak Halîl Rif’at Paşa merhûm odanın döşemesinin tecdîdine teşebbüs ettiği sırada Hz. Mısrî’yi âlem-i ma’nâda görüp, “Gözlerimin yaşıyla yıkanmış olan tahtaları muhâfaza ediniz.” diye emr ü ihtâr buyurmalarıyla, tahtaları muhâfaza şartıyla emr-i tersînine i’tinâ eylemiştir.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir anlatıdır. Tarihî olay, belge veya kronolojiyle aynı kesinlik düzeyinde değerlendirilmez.