O civarda sohbetleriyle tanınırken Hayâve'nin ileri gelenleri kendisinden istifade etmek üzere onu bir eve davet ettiler. Bir rivayete göre gelirken şöyle buyurdu: «Biz Hayâv'e Sadreddin için geliyoruz.» O meclise, henüz yün dokuyup satarak ticaretle uğraşan, emrinde işçiler çalışan zengin bir genç olan Sadreddin de katılmıştı.
Mecliste tevhid edilip dervişler semâa kalkınca kendisi bir köşede murakabeye varmıştı. Sadreddin o ânı şöyle anlatır: şeyh durduğu yerde büyümeye başladı, üzerine bir heybet çöktü; ev ve ev halkı o vücutta kayboldu, sonra mahalleyi, sonra bütün şehri kapladı; şehirler ve köyler gözünün önüne serildi ve artık kimsenin ayrısı gayrısı kalmadı. Heybete dayanamayıp feryat edince yanına geldi ve «Sadreddin bu ne hâl? Bizim buraya gelişimiz senin içindir» dedi. Sadreddin o gün elini öpüp biat etti.
Menkıbenin kuruluşu dikkat çekicidir: bir beldenin bütün ileri gelenlerinin çağırdığı meclis, anlatının sonunda tek bir kişiyi bulmak için kurulmuş bir vesileye dönüşür.