Konuyla ilgili en yaygın menkıbe, Ömer Dede'den bahseden bütün kaynaklarda mevcuttur; fakat iki farklı biçimde anlatılır.
- Mir'âtü'l-ışk'ta: Olay, daha Hacı Bayram'ın öldüğü gece müridlerden bazılarının Emîr Dede'yi kızdırmaları üzerine geçer. "Dervişlik hırkada ve taçta değildir" diyerek aşçıların dört koyun pişirdiği ateşin yanına gider, âni bir hareketle ateşe girip oturur; taç ve hırka yanar, ancak kendisine ve Hacı Bayram'ın hediye ettiği şala (ak çuha) bir şey olmaz. Olayın geçtiği yer bildirilmez ve Akşemseddin ile hiçbir ilgi kurulmaz.
- Ketâib'de ve ondan naklen diğer kaynaklarda: Olay Hacı Bayram'ın ölümünden kısa süre sonra Göynük'te ve Akşemseddin ile Ömer Dede arasında geçer. Hacı Bayram'ın vefatından sonra bütün müridler Akşemseddin'e tâbi olup onun zikir ve sohbet meclislerine katılırken Emîr Sikkînî meclisin bir kenarında oturur, zikir halkasına girmez. Bu durumdan hoşlanmayan Akşemseddin ona "Bu toplantılara senin de katılman gerekir, yoksa senden şeyhin tacını alırız" der. Emîr Sikkînî ertesi gün cuma namazından sonra hırka ile tacı teslim edeceğini söyler; namazdan sonra evinin avlusunda yaktırdığı büyük ateşe sırtında hırka, başında taç olduğu halde girer. Çıktığında hırka ile tacın yandığı, fakat kendisine bir şey olmadığı görülür. Bu dönemden itibaren kendisi ve müridleri taç ile hırkayı terkederler.
Askerî'nin anlatımında olayın anahtar cümlesi, Sikkînî'nin "sırrı fâş, feyzi nihan ettiği" bu hadiseden sonra kendisinin ve mensuplarının tarikat tacı giymemesidir. Rivayetin, Akşemseddin hakkında en doğru bilgileri içerdiği söylenen Enîsî'nin menâkıbnâmesinde bulunmadığı ve başka kaynaklarca teyit edilmediği de ileri sürülmüştür.