Metnin son cümlesi, tayin meselesinin ardından çıkan bir ihtilâfı aktarır. Başkası tayin edilince, adı geçen Şeyh Emin Efendi, tercüme-i hâli ileride yazılacağı söylenen Şeyh Mustafa Efendi ve Molla Ahmed, râvînin "azîzim" diye andığı zâtın aleyhinde hareket etmişlerdir. Cümle, bu hareketin sonucunda "ateh" geldiğini, yani aklî melekelerin zayıfladığını ve vesâyete muhtaç hâle gelindiğini bildirerek biter.
Metnin bu hâlinde âkıbetin üç kişinin hepsine mi yoksa yalnızca birine mi ait olduğu cümle yapısından kesin olarak anlaşılmamaktadır; ayrıca aleyhinde hareket edilen "azîz"in kim olduğu bu pasajda adıyla verilmez.
Çerçeve. Bu bir tarihî tespit değil, menâkıb geleneğinin en tanıdık kalıplarından biridir: mürşide karşı yapılan bir hareket ile sonradan gelen bir felâket arasında sebep-sonuç bağı kurulur ve anlatı okuyucuya edep dersi olarak sunulur. Kaynağın birinci ağızdan konuşan râvîsi tarafsız değildir; "azîzim" ifadesi taraf olduğunu açıkça gösterir. Bu sebeple kayıt, kişiler hakkında bir hüküm olarak değil, gelenek içi bir ibret anlatısı olarak okunmalıdır.