Sefîne, Sultân Dîvânî'nin İstanbul'a teşrifini anlatırken küçük ama kalıcı bir ayrıntı verir: sonradan Galata Mevlevîhânesi olarak bilinecek mahalde o sırada tekke henüz yeni inşa edilmişti ve şeyh burada bir müddet sâkin oldu. Vassâf'ın Hadîkatü'l-Cevâmi'den naklettiğine göre orada bir servi ağacı dikmiş, bu ağaç Hadîka'nın yazıldığı zamana yakın döneme kadar pâyidâr olmuştur.
Kayıt, bir kerâmet anlatısı değil, bir yer hâfızası anlatısıdır: şeyhin geçtiği mekâna bıraktığı iz, kuşaklar boyu gösterilebilen canlı bir işaret hâline gelir.
Çerçeve. Ağaç dikme rivayetleri tekke tarihçelerinde sıkça görülür ve çoğu zaman bir binanın kuruluş anını hatırlatan sözlü işaret taşı işlevi görür. Burada aktarılan bilgi Vassâf'ın kendi tanıklığı değil, Hadîkatü'l-Cevâmi' üzerinden gelen ikinci elden bir nakildir; servinin varlığı gelenek içinde korunmuş bir hâtıra kaydı olarak okunmalı, dikimin bizzat şeyh eliyle olduğu belgeli bir vaka gibi alınmamalıdır.