HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Mevlânâ soyu ve Konya postu
Sefîne-i Evliyâ onu Mevlânâ evlâdından, Şâhidî'nin şeyhi ve Dîvân-ı Kebîr'i Acem diyarından getiren kişi olarak tanıtır. “Dîvânî” lakabını bu eserle ilişkilendirir. Bir dönem Konya'daki pîr makamında postnişin oldu.
Afyonkarahisar merkezi
Konya postundan ayrıldıktan sonra Karahisar'daki Mevlevîhâne'yi güçlendirdi ve hayatının sonuna kadar burada irşadını sürdürdü. Afyonkarahisar, onun çevresinde Konya dışındaki başlıca Mevlevî âsitânelerinden birine dönüştü.
Galata, Mısır ve Gülşenî teması
Sefîne, İstanbul'a geldiğinde Galata Mevlevîhânesi'nin yeni kurulmuş olduğunu ve burada kaldığını aktarır. Mısır seyahatiyle İbrâhim Gülşenî hakkındaki anlatılar gelenek hafızasında önemli yer tutar; olağanüstü ayrıntılar tarihî seyahat bilgisinden ayrı değerlendirilir.
Şiir ve vefat tarihi
Şiirlerinde Dîvânî mahlasını kullandı. Sefîne farklı tarih hesaplarını tartışır; metinde verilen manzum tarih 936/1529-30'a karşılık gelir. Bu sebeple site kaydında 1530 yaklaşık vefat yılı olarak gösterilir.
Galata'da geçen ikamet
Sefîne-i Evliyâ, Sultân Dîvânî'nin İstanbul'a teşrifini kısa fakat ayrıntılı bir sahneyle anar. Sonradan Galata Mevlevîhânesi diye bilinecek mahalde, o sırada tekke henüz yeni yapılmıştı; şeyh bir müddet burada sâkin oldu. Vassâf'ın Hadîkatü'l-Cevâmi'den naklettiğine göre orada bir servi ağacı dikmiş ve bu ağaç uzun yıllar ayakta kalmıştır.
Aynı kaynak, bu ikameti geçici bir konaklama saymaz: Hadîkatü'l-Cevâmi', Sultân Dîvânî'nin burada bulunuşunu mevlevîhânenin ilk şeyhliği olarak telakkî eder. Böylece Afyonkarahisar merkezini güçlendiren şeyhin adı, İstanbul'daki Mevlevî hâfızasının da kuruluş halkasına yerleşmiş olur. Vassâf hükmü kendisi vermez, kaynağın değerlendirmesini aktarmakla yetinir; dolayısıyla bu kayıt bir meşihat belgesi değil, sonraki tekke tarihçesinin geriye dönük bir düzenlemesidir.