Sefîne'nin naklettiğine göre Hasan Efendi'ye mahlası, sıradan bir tercihle değil, bir hadis meclisinde verilmiştir. Şeyhi, isnadında ard arda üç Hasan'ın sıralandığı bir rivayeti okur; rivayetin metni, güzelliğin en güzelinin güzel ahlâk olduğunu bildirir. Kıraatin ardından ona dönerek «oğlum, mahlasın Hüsâmeddin olsun» buyurur.
Anlatının inceliği isimdedir: hem müridin adı hem isnaddaki râvilerin adı Hasan'dır ve okunan hadis de «hüsn» yani güzellik üzerinedir. Mahlas verme ânı böylece isim, isnad ve mânâ arasındaki uyumdan doğar.
Çerçeve. Tekke geleneğinde mahlas vermek, bir mürşidin müridine kimlik biçmesidir; burada bu jest hadis ilminin diliyle yapılmıştır ve anlatı, mahlası bir kelime oyunundan çok bir icâzet işareti gibi kurgular. Menkıbenin işlevi, kişinin sonraki mesnevîhanlık ve hadis hocalığı kimliğini daha yolun başına yerleştirmektir; bu yüzden kayıt gelenek anlatısı katmanında değerlendirilmeli, tarihî bir belge gibi okunmamalıdır.