Vefatından üç dört gün önce dostlarından Refîk Bey’e, Üsküdarlı Kâzım Paşa’nın Makâlîd-i Aşk’ının kendisinde bulunup bulunmadığını sormuştur. Refîk Bey kitabın mevcut olduğunu ve takdime hazır bulunduğunu söyleyip niçin istediğini sorunca şu cevabı vermiştir: “Orada vak‘a-i şehâdet-i İmâm Ali hakkında güzel bir mersiyye vardır. Ma‘lûm ya İmâm Ali, Ramazânın onunda nâil-i rütbe-i şehâdet olmuşlardır.”
Vassâf bu sözü bir remiz sayar ve onun son deminde bile ne kadar uyanık gönüllü, temiz yaratılışlı ve Ehl-i beyt âşığı bir şeyh olduğunu gösterdiğini söyler. Kendisi 9 Ramazan gecesi, yani andığı günün arifesinde vefat etmiştir.
Çerçeve. Anlatının gücü, sözün sonradan kazandığı anlamdan gelir; menâkıb dili buna “remiz” der. Tarihî kayıt olarak sabit olan iki şey vardır: istenen kitap ve vefat tarihi. İkisi arasındaki bağ ise geleneğin okumasıdır.