Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: person_insights-11047- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak sayfası
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Gelenek içi anlatı
Editoryal özet
Abdest âdâbını bozarak kınanmayı arayan bir velînin, İbnü'l-Fârız'ı fethin geleceği yer olarak Mekke'ye yönlendirmesi.
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>Mukattam dağındaki inzivalarına rağmen tasavvufta aradığı noktaya gelemediğini düşünen İbnü'l-Fârız, medreseye giderken abdest alırken âzaların sırasını gözetmeyen birini görüp uyarır. Uyardığı kişi, kınanmak için âdâbı kasten bozan Şeyh Bakkāl'dır. Şeyh ona fetih ve feyzin Mısır'da değil Mekke'de geleceğini söyler ve hemen yola çıkmasını ister.</p><p>İbnü'l-Fârız bu işaret üzerine Hicaz'a gider; Mekke çevresindeki dağ ve vadilerde geçen uzun çile dönemi böyle başlar. Yıllar sonra iç dünyasında “Hemen Mısır'a dön ve cenaze namazımda hazır ol” diyen bir ses işitince Kahire'ye döner, ölüm döşeğindeki Şeyh Bakkāl'ı ziyaret eder ve cenaze namazında bulunur. Anlatı böylece bir çağrıyla açılıp bir vedayla kapanan kapalı bir halka hâline gelir.</p><p><strong>Çerçeve.</strong> Rivayet, İbnü'l-Fârız'ın hayatındaki dönüm noktasını bir mürşid-mürid biatı olarak değil, melâmet neşvesine sahip bir velînin tek cümlelik işareti olarak kurar. Kaynak, hem Şeyh Bakkāl'ın hem müridinin kınanmayı göze alan tavrını aynı neşvenin iki yüzü sayar; bu sebeple anlatı bir tarikat intisabının değil, gizlenmeyi tercih eden bir sûfî terbiyesinin belgesi olarak okunmalıdır.</p>
Mukattam dağındaki inzivalarına rağmen tasavvufta aradığı noktaya gelemediğini düşünen İbnü'l-Fârız, medreseye giderken abdest alırken âzaların sırasını gözetmeyen birini görüp uyarır. Uyardığı kişi, kınanmak için âdâbı kasten bozan Şeyh Bakkāl'dır. Şeyh ona fetih ve feyzin Mısır'da değil Mekke'de geleceğini söyler ve hemen yola çıkmasını ister.
İbnü'l-Fârız bu işaret üzerine Hicaz'a gider; Mekke çevresindeki dağ ve vadilerde geçen uzun çile dönemi böyle başlar. Yıllar sonra iç dünyasında “Hemen Mısır'a dön ve cenaze namazımda hazır ol” diyen bir ses işitince Kahire'ye döner, ölüm döşeğindeki Şeyh Bakkāl'ı ziyaret eder ve cenaze namazında bulunur. Anlatı böylece bir çağrıyla açılıp bir vedayla kapanan kapalı bir halka hâline gelir.
Çerçeve. Rivayet, İbnü'l-Fârız'ın hayatındaki dönüm noktasını bir mürşid-mürid biatı olarak değil, melâmet neşvesine sahip bir velînin tek cümlelik işareti olarak kurar. Kaynak, hem Şeyh Bakkāl'ın hem müridinin kınanmayı göze alan tavrını aynı neşvenin iki yüzü sayar; bu sebeple anlatı bir tarikat intisabının değil, gizlenmeyi tercih eden bir sûfî terbiyesinin belgesi olarak okunmalıdır.