HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Kahire'de Hanefî ilim çevresi
926/1520'de Kahire'de doğdu. Çeşitli hocalardan aklî ve naklî ilimleri tahsil etti; Hanefî âlimine tahsis edilen Sargıtmışiyye Medresesi'nde müderrislik yaptı, fetva verdi ve eserlerini kaleme aldı.
el-Bahru'r-râik ve el-Eşbâh
el-Bahru'r-râik fî şerhi Kenzi'd-dekāik fasit icâre bahsinde yarım kaldı. el-Eşbâh ve'n-Nezâir ise tertibiyle büyük kabul gördü; Ebüssuûd Efendi tarafından tasvip edildi ve Osmanlı âlimlerince şerh edildi.
Usul, şerh ve fetva külliyatı
Hidâye'nin başlangıcına ve Ziyâdât'a şerhler yazdı; Menâr'ı şerh etti; İbnü'l-Hümâm'ın Tahrîr'ini Lübbü'l-usûl adıyla ihtisar etti. Fetvaları derlendi; kırk risalesinin Fevâid-i Zeyniyye adıyla toplandığı kenar kaydında belirtilir.
Vefatı
8 Receb 970/3 Mart 1563 civarında, kırk altı yaşındayken vefat etti. Milâdî gün karşılığı yaklaşık olarak verilmiştir.
Tasavvufa yönelişi ve Şa‘rânî ile arkadaşlığı
İbn Nüceym'in hayatı yalnız medrese ve fetva odasıyla sınırlı kalmadı. Kaynak, döneminde Mısır'ın önde gelen Hanefî âlimlerinden biri olan bu fakihin tasavvufa da yöneldiğini ve Şeyh Süleyman el-Hudayrî vasıtasıyla tarikata intisap ettiğini bildirir. İntisap ettiği yolun adı verilmez; bu sebeple ona belirli bir tarikat nispeti yakıştırılmamalıdır.
Bu yönelişin tanığı, devrin en tanınmış sûfî müelliflerinden Abdülvehhâb eş-Şa‘rânî'dir. Şa‘rânî, İbn Nüceym'in öğrenimi bırakma düşüncesini kendisine danıştığını, kendisinin ona tahsili tamamladıktan sonra tarikata intisap etmesini tavsiye ettiğini anlatır. Aynı kayıt, İbn Nüceym'i etrafında geniş bir ders halkası teşekkül eden faziletli bir zat olarak tanıtır; ikisinin on yıl arkadaşlık ettiğini ve 953'te (1547) birlikte hacca gittiklerini de ekler.
Bu ayrıntılar, el-Eşbâh ve'n-nezâir gibi kaide kitaplarının müellifiyle tekke çevresinin birbirine kapalı iki dünya olmadığını gösterir. XVI. yüzyıl Kahiresi'nde fıkıh usulü ile sülûk aynı biyografide yan yana durabiliyordu.
Hocaları, talebeleri ve bir liste tashihi
Kaynak, İbn Nüceym'in ders aldığı âlimleri sayarken Şerefeddin el-Bulkīnî, İbnü'ş-Şelebî diye tanınan Şehâbeddin Ahmed b. Yûnus el-Mısrî, Emînüddin Muhammed b. Abdül‘âl ed-Dımaşkī, Ebü'l-Feyz es-Sülemî, İbnü'l-Halebî, Nûreddin ed-Deylemî el-Mâlikî ve Şukayr el-Mağribî adlarını verir. Erken yaşta fetva ve ders vermeye başlaması, bu geniş halkanın içinde hızla temayüz ettiğini gösterir.
Hoca listesine dair bir tashih de burada kaydedilmelidir. İbnü'l-İmâd, İbn Kutluboğa (ö. 879/1474) ile Burhâneddin İbnü'l-Kerekî'yi (ö. 922/1516) onun hocaları arasında anar; eserlerini neşreden bazı çağdaş araştırmacılar da bu bilgiyi tekrarlar. Ne var ki İbn Nüceym 926'da (1520) doğmuştur; adı geçen iki âlim o doğmadan önce vefat etmiştir. Tarihler bu nispete imkân vermez.
Yetiştirdiği talebeler arasında kardeşi Sirâceddin İbn Nüceym, Şemseddin Muhammed b. Abdullah et-Timurtaşî ve Kemâleddin İbn Ebû Şerîf el-Makdisî'nin torunu Muhammed b. Ali el-Alemî anılır. Eserlerinin derlenip sonraki nesillere ulaşmasında bu yakın halkanın payı büyüktür: fetvaları Timurtaşî tarafından, risâleleri oğlu Ahmed tarafından kitaplaştırılmıştır.
Vefat kaydındaki farklar ve defin yeri
Vefat tarihi olarak en yaygın kabul gören kayıt 8 Receb 970'tir (3 Mart 1563). Bu tarih, İbn Nüceym'e dair bazı bilgileri kardeşi Sirâceddin'den alan Takıyyüddin et-Temîmî'de, oğlu Ahmed'in derlediği Resâilü İbn Nüceym'in önsözünde ve Hamevî'nin el-Eşbâh ve'n-nezâir hâşiyesinde geçer.
Bununla birlikte Temîmî ölüm gününü 7 Receb olarak da yazar; Gazzî ise talebesi Muhammed el-Alemî'den naklen vefatı 969 (1562) yılına koyar. Aradaki fark bir günden bir yıla kadar uzanır ve rivayetlerin hangi halkadan geldiğine göre değişir.
Kahire'de vefat eden İbn Nüceym, Sükeyne bint Hüseyin b. Ali'nin kabri yakınına defnedildi. Kırk altı yıllık kısa ömrüne el-Bahrü'r-râik, el-Eşbâh ve'n-nezâir, el-Fevâidü'z-Zeyniyye, fetva mecmuaları ve yetmişi aşan risâle sığdırmış olması, bu tarih tartışmasının ardındaki asıl olguyu da açıklar.