Ara
Menü

Şeyhülislâm Paşmakçızâde Seyyid Ali Efendi

Paşmakçızâde Seyyid Ali Efendi (1639-1712), medrese ve kadılık görevlerinden Rumeli kazaskerliği, nakîbüleşraflık ve üç şeyhülislâmlık dönemine yükselen Osmanlı âlimidir.

Doğum
1639
Vefat
1712
Unvan
Osmanlı şeyhülislâmı ve nakîbüleşraf

Tahsili ve medrese kariyeri

1048/1639'da doğdu. Üsküdar kadılığı yapan Mehmed Efendi'nin oğludur. Hoca Abdürrahim Efendi'den mülâzemet aldı; Dersiâm Sâlih Efendi, Cevherîzâde Mehmed Efendi ve Minkārîzâde Yahyâ Efendi'nin ders çevrelerinde yetişti. 1067/1657'den itibaren farklı derecelerdeki İstanbul medreselerinde görev yaptı.

Kadılık, nakîbüleşraflık ve kazaskerlik

1687'de Kudüs kadılığına geçti; ardından Edirne kadılığı yaptı. 1690'da nakîbüleşraf oldu ve bu görevi sürdürürken Anadolu, daha sonra Rumeli kazaskerliği pâyesine yükseldi. Siyasî gerilimler sebebiyle Gemlik ve Kahire'de ikamete mecbur bırakıldı; II. Mustafa'nın tahta çıkışından sonra İstanbul'a döndü. Eyüp kadılığı ve ikinci Rumeli kazaskerliği dönemleri ilmiye kariyerinin sonraki basamaklarıdır.

Şeyhülislâmlık dönemleri

Edirne Vak‘ası sırasında adı şeyhülislâmlık için öne çıktı; fakat karmaşık tayinler arasında ilk teşebbüs kalıcı olmadı. III. Ahmed devrinde 1704'te şeyhülislâm oldu, 1707'de azledildi ve bir süre Sinop'a sürgün kararıyla karşılaştı. 1710'da üçüncü defa şeyhülislâmlığa getirildi ve vefatına kadar görevde kaldı. Prut seferi öncesindeki meşveret meclisinde görüş bildirdiği kaydedilir.

Vefatı ve ilmî mirası

4 Muharrem 1124'te/12 Şubat 1712'de vefat etti. Fâtih Camii'ndeki cenaze namazının ardından Edirnekapı dışında Emîr Buhârî ve Kemalpaşazâde kabirleri civarına defnedildi. Fetvalarını içeren bir mecmuası vardır; İstanbul kadılığı sırasında Kadıhanı Mescidi'ni yaptırmıştır. Kaynaklar Nakşibendî mensubiyetinden ve Melâmî-Hamzavî meşrebinden söz eder; ilmiye görevi tek başına tarikat aidiyeti sayılmamıştır.

Sürgünler ve arpalıklar

1102'de (1691) nakîbüleşraf sıfatıyla padişaha biat ve dua ederken sert biçimde azarlandığı halde görevden alınmadı; 1103'te (1692) nakîbüleşraflıkla birlikte Rumeli kazaskeri oldu ve Tokat arpalığı başkasına verildi. 1105'te (1693) Rumeli kazaskerliğinden ayrıldı; Birgi ve Mudanya yanında kendisine arpalık olarak verilen Gemlik'te ikamete mecbur edildi.

1106 Cemâziyelevvelinde (Aralık 1694) Bulak kazası arpalığıyla Kahire'ye sürüldü; bunda Vezîriâzam Sürmeli Ali Paşa'nın etkisi olmuştur. Kahire'de kısa süre kaldıktan sonra II. Mustafa'nın tahta çıkması üzerine Şevval 1106'da (Mayıs 1695) affa uğrayıp İstanbul'a döndü, Maraş kazası tekrar arpalık olarak kendisine verildi. 1111'de (1699) Mudurnu kazası arpalığı ile Eyüp kadısı olup fiilî göreve yeniden başladı; 1112'de (1700) ikinci defa Rumeli kazaskerliğine getirildi ve örfî müddeti olan bir buçuk yılı doldurunca görevi bıraktı. Şeyhülislâmlar arasında zengin arpalıkları bulunanlardan sayılır.

Üçüncü meşihatı ve Prut Savaşı fetvası

19 Cemâziyelevvel 1122'de (16 Temmuz 1710) Ebezâde Abdullah Efendi'nin yerine üçüncü defa şeyhülislâm oldu ve vefatına kadar bir buçuk yıl bu makamda kaldı. Prut Savaşı onun şeyhülislâmlığı döneminde gerçekleşti; sefer öncesinde padişahın huzurunda toplanan meşveret meclisinde tecrübeli âlim olarak görüşü sorulduğunda din ve devletin itibarı ile selâmeti için böyle bir seferin zaruri olduğu yolunda görüş beyan edip fetva verdi.

Şahsiyeti

Kaynaklara göre âlim, mutedil ve kadirbilir bir kimseydi; ilmiye sınıfı genellikle kendisinden memnundu. Nakşibendî tarikatına mensup olmakla birlikte meşrep olarak Melâmî-Hamzavî idi. Fetvalarını içeren bir fetva mecmuası bulunmaktadır.

COĞRAFÎ HAFIZAEmîr Buhârî civarındaki kabriMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi1 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç1 doğrudan bağlantıAğda gör →
YOL ATLASISilsiledeki yerini açÖnceki ve sonraki halkalarla birlikte

Menkıbeler

İlk 2 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Âsilerin verdiği meşihatı hastalık bahanesiyle geri çevirmesi

Edirne Vak'ası sırasında âsiler onu şeyhülislâm tayin ettirdi; işin sonunu iyi görmediğinden mafsal ağrılarını öne sürerek kabul etmedi.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Edirne Vak'ası sırasında 9 Rebîülevvel 1115'te (23 Temmuz 1703) âsiler kendisini şeyhülislâm tayin ettirdilerse de işin sonunu iyi görmediğinden bunu kabule yanaşmadı; mafsal ağrılarının arttığını, yürümekte zorluk çektiğini ve evden çıkamadığını söyleyerek âsileri inandırdı. İki gün sonra yerine İmâm-ı Sultânî Mehmed Efendi getirildi.

Tayin haberi Edirne'ye ulaşınca II. Mustafa, Şeyhülislâm Erzurumlu Feyzullah Efendi'yi azledip bu tayini onaylayan hattı İstanbul'a yolladı; fakat âsilerin kendisini hal' etmek üzere yürüdüklerini öğrenince meşihatı Yekçeşm Hüseyin Efendi'ye verdi. Bu görev üç gün sürdü ve III. Ahmed'in cülûsuyla İmâm-ı Sultânî Mehmed Efendi'nin meşihatı resmiyet kazandı. Ortalık sakinleştikten sonra 19 Ramazan 1115'te (26 Ocak 1704) şeyhülislâmlık ikinci defa kendisine verildi.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Çorlulu Ali Paşa ile husumeti ve idam fetvası

Kendisini azlettirip Sinop'a sürdüren sadrazam, yıllar sonra onun verdiği bir fetva ile idam edilmiştir.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

İkinci şeyhülislâmlığı sırasında Vezîriâzam Çorlulu Ali Paşa onu kendi iktidarı için rakip görmüş, padişah üzerindeki nüfuzundan çekinmiş, kendisine nasihat yollu sözler söylemesinden hoşlanmamış ve birkaç sadrazamın görevden uzaklaştırılmasının sebebi olarak onu bilmişti. Aleyhindeki dedikoduları padişaha ulaştırarak azledilmesini sağlamıştı.

Daha sonra Silâhdar Ali Ağa (Şehid Ali Paşa) vasıtasıyla İstanbul'a dönmesine izin çıkınca, gücünü yitirdiğini anlayan sadrazam ondan özür dileyip hediyeler göndermişti. Çorlulu Ali Paşa kısa süre sonra azledildi; Ruslar'a karşı müsamahakâr davranması hıyanetine hamledilerek onun verdiği bir fetva ve padişahın fermanıyla 16 Zilkade 1123'te (26 Aralık 1711) Midilli'de idam edildi.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Kavram dünyası

İlk 2 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Otuz beş yıllık kutbiyyet ve tarikatın içe kapanması

Bayramî-Melâmîliğinde 1677-1712 arasında süren kutbiyyet döneminde tarikat tamamen içe kapanmış, kutbun kim olduğu dahi gizli tutulmuştur.

Metni gösterMetni daralt

Bayramî-Melâmîliğinde kutbun kimliğinin gizli tutulması geleneği, onun otuz beş yıl süren kutbiyyet döneminde de devam etmiştir. Bu dönemde tarikat tamamen içe kapanmış, kendisi hiç kimseyi kabul etmemiştir; öyle ki Bayramî-Melâmî bir aile çevresinde yetişen ve tarikatın tarihini yazan La'lîzâde Abdülbâki bile onun kutbiyyet döneminde (1677-1712) mürşid arayışına girmiş, zamanın kutbunun kim olduğunu bilememiştir.

Kendi maddesinde ise Nakşibendî tarikatına mensup olmakla birlikte meşrep olarak Melâmî-Hamzavî olduğu kaydedilir. Kutbiyyet devrinin ardından bu makam, kendisinin irşad ettiği Sadrazam Şehid Ali Paşa'ya geçmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Azil tebliğinde bir istisna

Şeyhülislâm azilleri çavuşbaşı ile tebliğ edilirken, padişah nezdindeki itibarı sebebiyle ona bu haberi reîsülküttâb götürmüştür.

Metni gösterMetni daralt

Şeyhülislâmların azil haberinin çavuşbaşı ile tebliğ edilmesi âdetti; ancak III. Ahmed nezdindeki itibarı sebebiyle 27 Şevval 1118'de (1 Şubat 1707) gerçekleşen azlinin tebligatını reîsülküttâb yapmış ve kendisine Hırka-i Şerif Odası'nda bir samur kürk giydirilmiştir. Osmanlı meşihat tarihinde padişahın teveccühüne mazhar olmuş şeyhülislâmlar azledilirken çavuşbaşı yerine reîsülküttâb yollanması, onun ve Dürrîzâde Mustafa Efendi'nin örnekleriyle anılan bir usuldür.

Azlinin ardından bir süre Edirnekapı dışındaki evinde ikamet etmiş, sonra Rumelihisarı'nda bir yalıya taşınmış, İstanbul'da kalması sakıncalı görüldüğünden bütün hâne halkıyla birlikte Sinop'a sürülmesi kararlaştırılmıştır (Muharrem 1119 / Nisan 1707).

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Mehmet İpşirli, “Paşmakçızâde Ali Efendi”, TDV İslâm Ansiklopedisi; Şeyhî, Vekāyi‘u’l-fuzalâ, II, s. 336-340
  2. [2]Kişi dosyasının kaynakları — Şeyhülislâm Paşmakçızâde Seyyid Ali Efendi
Ortak kaynak kataloğunu aç →