HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Tahsili ve medrese kariyeri
1048/1639'da doğdu. Üsküdar kadılığı yapan Mehmed Efendi'nin oğludur. Hoca Abdürrahim Efendi'den mülâzemet aldı; Dersiâm Sâlih Efendi, Cevherîzâde Mehmed Efendi ve Minkārîzâde Yahyâ Efendi'nin ders çevrelerinde yetişti. 1067/1657'den itibaren farklı derecelerdeki İstanbul medreselerinde görev yaptı.
Kadılık, nakîbüleşraflık ve kazaskerlik
1687'de Kudüs kadılığına geçti; ardından Edirne kadılığı yaptı. 1690'da nakîbüleşraf oldu ve bu görevi sürdürürken Anadolu, daha sonra Rumeli kazaskerliği pâyesine yükseldi. Siyasî gerilimler sebebiyle Gemlik ve Kahire'de ikamete mecbur bırakıldı; II. Mustafa'nın tahta çıkışından sonra İstanbul'a döndü. Eyüp kadılığı ve ikinci Rumeli kazaskerliği dönemleri ilmiye kariyerinin sonraki basamaklarıdır.
Şeyhülislâmlık dönemleri
Edirne Vak‘ası sırasında adı şeyhülislâmlık için öne çıktı; fakat karmaşık tayinler arasında ilk teşebbüs kalıcı olmadı. III. Ahmed devrinde 1704'te şeyhülislâm oldu, 1707'de azledildi ve bir süre Sinop'a sürgün kararıyla karşılaştı. 1710'da üçüncü defa şeyhülislâmlığa getirildi ve vefatına kadar görevde kaldı. Prut seferi öncesindeki meşveret meclisinde görüş bildirdiği kaydedilir.
Vefatı ve ilmî mirası
4 Muharrem 1124'te/12 Şubat 1712'de vefat etti. Fâtih Camii'ndeki cenaze namazının ardından Edirnekapı dışında Emîr Buhârî ve Kemalpaşazâde kabirleri civarına defnedildi. Fetvalarını içeren bir mecmuası vardır; İstanbul kadılığı sırasında Kadıhanı Mescidi'ni yaptırmıştır. Kaynaklar Nakşibendî mensubiyetinden ve Melâmî-Hamzavî meşrebinden söz eder; ilmiye görevi tek başına tarikat aidiyeti sayılmamıştır.
Sürgünler ve arpalıklar
1102'de (1691) nakîbüleşraf sıfatıyla padişaha biat ve dua ederken sert biçimde azarlandığı halde görevden alınmadı; 1103'te (1692) nakîbüleşraflıkla birlikte Rumeli kazaskeri oldu ve Tokat arpalığı başkasına verildi. 1105'te (1693) Rumeli kazaskerliğinden ayrıldı; Birgi ve Mudanya yanında kendisine arpalık olarak verilen Gemlik'te ikamete mecbur edildi.
1106 Cemâziyelevvelinde (Aralık 1694) Bulak kazası arpalığıyla Kahire'ye sürüldü; bunda Vezîriâzam Sürmeli Ali Paşa'nın etkisi olmuştur. Kahire'de kısa süre kaldıktan sonra II. Mustafa'nın tahta çıkması üzerine Şevval 1106'da (Mayıs 1695) affa uğrayıp İstanbul'a döndü, Maraş kazası tekrar arpalık olarak kendisine verildi. 1111'de (1699) Mudurnu kazası arpalığı ile Eyüp kadısı olup fiilî göreve yeniden başladı; 1112'de (1700) ikinci defa Rumeli kazaskerliğine getirildi ve örfî müddeti olan bir buçuk yılı doldurunca görevi bıraktı. Şeyhülislâmlar arasında zengin arpalıkları bulunanlardan sayılır.
Üçüncü meşihatı ve Prut Savaşı fetvası
19 Cemâziyelevvel 1122'de (16 Temmuz 1710) Ebezâde Abdullah Efendi'nin yerine üçüncü defa şeyhülislâm oldu ve vefatına kadar bir buçuk yıl bu makamda kaldı. Prut Savaşı onun şeyhülislâmlığı döneminde gerçekleşti; sefer öncesinde padişahın huzurunda toplanan meşveret meclisinde tecrübeli âlim olarak görüşü sorulduğunda din ve devletin itibarı ile selâmeti için böyle bir seferin zaruri olduğu yolunda görüş beyan edip fetva verdi.
Şahsiyeti
Kaynaklara göre âlim, mutedil ve kadirbilir bir kimseydi; ilmiye sınıfı genellikle kendisinden memnundu. Nakşibendî tarikatına mensup olmakla birlikte meşrep olarak Melâmî-Hamzavî idi. Fetvalarını içeren bir fetva mecmuası bulunmaktadır.