Ara
Menü

Seydişehirli İbrâhim Efendi

Seydişehirli İbrâhim Efendi (ö. 978/1570-71), Cündî Mahmudoğlu diye tanınan; Seyyid Hârûn ailesinin mânevî çevresinde yetişip Şark yolu üzerindeki Süle Baba Zâviyesi'nde görev yapan şeyhtir.

Vefat
1571
Unvan
Süle Baba Zâviyesi şeyhi ve Seyyid Hârûn çevresinin devam halkası

Seydişehir ve Seyyid Hârûn çevresi

Karaman bölgesinde Seydişehir'de doğdu ve “Cündî Mahmudoğlu” diye tanındı. Atâyî, ailesinin Seyyid Hârûn'la İran'dan geldiğini ve onun teveccühünü nesiller boyunca taşıdığını aktarır.

Süle Baba Zâviyesi

Okuma yazma eğitimi görmediği halde irfanıyla tanındığı; Şark yolu üzerindeki Süle Baba Zâviyesi'nde postnişin olduğu kaydedilir. Kaynak açık bir ana tarikat nispeti vermediği için yol aidiyeti üretilmemiştir.

Vefatı

978/1570-71'de vefat etti. Zâviyenin kesin modern konumu ikinci kaynakla doğrulanmadan haritaya bağlanmamıştır.

Ağ ve yol

Menkıbeler

İlk 1 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Mezarlıktan geçerken oğluna anlattıkları

Seydişehirli İbrâhim Efendi’nin oğlu İsmail Çelebi ile mezarlıktan geçerken kabirlerin hâllerini anlattığı; sorulan bir kişinin sıkıntısını adam öldürme ve içkiyle ilişkilendirdiği nakledilir.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç →

Atâyî bu rivayeti Seydişehirli İbrâhim Efendi’nin oğlu İsmail Çelebi’den nakleder. Baba ile oğul bir gün Müslüman mezarlığının arasından geçerken İbrâhim Efendi, oğluna karşı şefkatinin bir ifadesi olarak kabirlerin hâllerinden söz etmeye başladı.

Rivayete göre bazı mezarları nurla çevrilmiş bir cennet bahçesi gibi, bazılarını ise azap ateşiyle dolu bir çukur hâlinde gördüğünü söyledi. İsmail Çelebi mezarlar arasından birini gösterip orada yatan kişinin durumunu sordu.

İbrâhim Efendi, bu kişinin bir cana kıydığı için azaba uğradığını ve içki içtiği için hâlinin harap olduğunu söyledi. Atâyî anlatının sonuna “Sorumluluk anlatanın üzerindedir” anlamındaki ihtiyat kaydını ekler; böylece nakli kendi tarihî hükmü olarak değil, oğuldan aktarılan bir keşif ve nasihat hatırası olarak verir.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-Hakâ’ik fî Tekmileti’ş-Şakā’ik, s. 683-688.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-Hakâ’ik fî Tekmileti’ş-Şakā’ik, s. 683-688
Ortak kaynak kataloğunu aç →