HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Hayatı ve irşad çevresi
Nu’mân Dede Hazretleri
Şeyh Ahmed Remzî Dede’den bu mevlevîhânenin safahât-ı târîhiyyesine dâir
ma’lûmât istemiş idim. Talebim müşârünileyhin tetebbuuna vesîle oldu, bir risâle
vücûda getirdiler. Aynen buraya derc ediyorum ki, el-hak bir vesîka-i târîhiyyedir:
1205 senesi Rebîu’l-evvelinin beşinci günü (12 Kasım 1790) Galata
Mevlevîhânesi’nin meydân odasında mün’akid Meclis-i Şer’-i Ahmedî’de tanzîm
edilen vakfiyye mecellesinde beyân buyurulduğu vechle ol vakt Galata Mevlevîhânesi
şeyhi bulunan umdetü’l-meşâhı’l-mevleviyye dürratü’l-ukûdü’l-lü’lüiyye ârif-i esrâr-ı
Mesnevî vâsıl-ı maârif-i ma’nevî sâhibü’l-hayrât ve’l-hasenât eş-Şeyh el-Celîl
Nu’mân Beyefendi (Sahîfe, 135), ibnü’l-vezîr el-merhûm Yeğen Ali Paşa134, medîne-i
Üsküdar’da Rum Mehmed Paşa Mahallesi’de vâki’, etrâf-ı erbaası Kahveci Halîl Ağa
menzili ve horasancı dükkânı ve değirmen ve hallâç ve kürkçü dükkânları ve tarîk-ı
âmm ile mahdûd menzilini Mevlevî zâviyesi olarak vakf etmiş ve tevliyyet ve
meşîhati evvelâ kendi nefsine, ba’dehû evlâdına ve evlâd-ı evlâd-ı evlâdına batnen-
ba’de-batn sağîr ü kebîr i’tibâr olunmayıp, herhangisi terbiye ve sülûk görüp erkân-ı
Mevleviyye’yi icrâya kâdir ve yedinde hilâfet-nâmesi olursa ona ve ba’de’l-inkırâzı’l-
evlâd hulefâsına şart kılmış ve hakk-ı âlîlerinde,
Müverrih Efdalüddîn Bey ile müverrih Hüsâmeddîn Efendi’nin tahkîkât ve ifâdelerine nazaran
Yeğen Ali Paşa ikidir. Birincisi Yedekci Mehmed Paşa’nın yeğenidir. Pederi Hasan Efendi
nâmında bir zâttır. An-asl Hezârgradlıdır. Orada Mevsılî Ağa nâmında bir zâtın ahfâdındandır.
Manisa muhassılı iken Aydın’da vefât etmiştir (1170/1756-57). Üsküdar Mevlevîhânesi bânîsi
Nu’mân Dede Bey’in pederidir. İkincisi, Şehlâ Ahmed Paşa’nın yeğenidir. Pederi Hüseyin’dir.
Cidde’de vefât etmiştir (1190/1776). Bunun da Nu’mân Bey isminde bir oğlu vardır.
( شيخ كامل حضرت نعمان دده- ) بانئ دركاه موﻻنا شده
denilmiştir.
Keçeci-zâde İzzet Molla merhûmun Galata Mevlevîhânesi meşâyıh-ı kirâmını
ta’dâd eylediği manzûme-i târîhiyyesindeki,
Gelüp Bakkâl-zâde Konya’dan erzâk-ı himmetle
İkiyüzbirde iden câ-nişîni Mîr Nu’mân’ı
İkiyüzbeşde dergehden olup Nu’mân Beğ ma’zûl
Erenler yollamışlar nâmdaş şîr-i Yezdân’ı
Hemân bir günde ma’zûl oldu anı sanma sen züldür
Ber-â-berdir anın bin sâl sultânlıkla bir ânı
Virilmiş tekye Abdullâh Efendi nâm bir pîre
Gelürken anı Kütahiyye’de defn itmiş ıhvânı
Gelüp Gâlib Dede binikiyüzbeş âhiri içre
O dergâh-ı şerîfe zâtı oldu şârih-i sânî
ebyâtından müstefâd olan Nu'mân Dede hazretlerinin Galata Hânkâhı meşîhati dört
sene olup ba’de’l-azl kendi ihyâ-kerdesi Üsküdar Mevlevîhânesi’ne nakl
buyurmuşlardır. Sandûka-i merkadlerindeki levha-i târîhiyyede mukayyed oniki sene
müddet-i meşîhetinin dördü Galata, sekizi Üsküdar meşîhati müddetleri oldu.
İrtihâlinin 1213/(1798-99)’de olmasından müstebân olur. Sicill-i Osmânî’de,
“Nu’mân Bey, Yeğen Ali Paşa’nın mahdûmudur. 1201/(1786-87)’de terk-i dünyâ ile
Konya’ya çekilip Mevlevî oldu. Ba’dehû Galata Mevelvîhânesi şeyhi olup,
1204/(1789-90)’te infisâl etti. 1208/(1793-94)’de Üsküdar’daki hânesini tekke edip,
1213 Recebinin onaltısında (24 Aralık 1798) fevt oldu.” denilmiş ise de Galata
Mevlevîhânesi’nin infisâli, vakfiyyesinin 1205/(1790-91)’te Galata Dergâhı’nın
meydân odasında Nu’mân Bey’in orada bi’l-fi’l şeyh bulunduğu zamânda tanzîminin
delâlet-i sarîhası ve İzzet Molla’nın manzûmedeki beyânı vechle Galata’dan infisâli
1204/(1789-90)’te olmayıp, (120)5’te olduğu tezâhür etmekte bulunduğu gibi yevm-i
“Mevlânâ Dergâhı’nın bânîsi, kâmil şeyh Hz. Nu’mân Dede oldu.” (H)
irtihâlleri Receb-i şerîfin onaltısında olmayıp, hîn-i intikâlinde inşâd edilen manzûme-
i târîhiyyedeki,
Şeb-i mi’râcda ol mürşid-i kâmil göçücek
Eyledi cümle mürîdânını nâlân-ı giryân
beyitinin meâl ve muktezâsı tasavvufân u tesâdüfân-ı ma’neviyyeden olarak halef-i
eşrefleri Galata şeyhi Gâlib Dede Efendi hazretleriyle maan 1213/(1798) senesi
Recebinin leyle-i mi’râc-ı bâhirü’l-ibtihâcında âric-i maâric-i ılliyyîn olmuşlardır
(Kaddesa'llâhu eesrârahumâ)
Nu’mân Dede hazretlerinin târîh-i irtihâlî:
Mürşid-i ehl-i tarîk Hazret-i Nu’mân Beğ kim
Hüsn-i hulkuna anın olmaya hadd ü pâyân
Tâlib-i râh-ı visâl-i Hak olan cânlara
Dest-gîr olup ana olmuş idi râh-ı revân
Âh bu hânkah-ı mevlevi-hâne içre
Eylemişdi nice âyîn-i semâ’ ü devrân
Şeb-i mi’râcda ol mürşid-i kâmil göçicek
Eyledi cümle mürîdânını nâlân-ı giryân
“İrciî” emri ile cânib-i Hakk’a gitdi
Eyledi Adn’e kebûter gibi rûhu tayrân
Sanma bî-cân yatur makbere içre ol şeyh
Hırkaya çekdi serin dîdeden oldu pinhân
Dilerim Hak’dan ana rûz-ı cezâ oldukda
Hazret-i Pîr ile imdâd ide cümle pîrân
Menzil-i maksad-ı aksâsına yetdi gitdi
Eyledi anın içün matlabına tayy-i mekân
Ney ü âh ile didim cevher-i târîh Münîb136
Dünyeden azm-i semâ’ eyledi Şeyh Nu’mân
( )دنيه دن عزم سماع ايلدى شيخ نعمان+ ( ) آه–نى
27 Receb 1213/(4 Ocak 1799)
Üsküdar zurefâsı lisânında deverân eden:
Üsküdar’da vardır üç Nu’mân adı
Mevlevî vü Dünyevî vü Uhrevî
beyitinden maksad, Sicill-i Osmânî’nin beyânına göre; “Dünyevî”si, mukâtaât ve
iltizâm ile meşgûl olan ve 1208/(1783-94)’de vefât eden Selânikli el-Hâc Nu’mân
Bey; “Uhrevî”si, 1211/(1796-97)’de irtihâl eden Seyyid Muhammed Paşa-zâde
Nu’mân Bey; “Mevlevî”si ise, ma’lûm olduğu üzere Yeğen Ali Paşa-zâde Nu’mân
Dede Bey hazretleridir.
Târîh-i Cevdet’in 6. cildinin 108. sahîfesinde muharrerdir ki:
İttifâkât-ı garîbedendir, ol asrda eyyâm-ı sayfda, Üsküdar’da sâkin üç Nu’mân Bey var idi.
Biri Çavuşbaşılık'tan ma’zûlen Edirne’de ve diğeri silah-şörlüğü terk ile Galata şeyhi olup, ba’de’l-azl
Üsküdar’da hânesini tekke ederek birkaç sene icrâ-yı âyîn eyledikten sonra orada fevt olup; biri dahi
İsmâîl’de vefât eden Selânikli Nu’mân Bey’dir. Ol zamân ba’zı zurefâ mezkûr beyiti söyleyüp,
Selânikli Nu’mân Bey’i kasd etmiştir ki, gûyâ riyâen tahsîl-i umûr-ı uhreviyyeye sâî olduğunu izhâr
ederdi. Bunların vefâtlarından sonra zurefâdan birisi,
Üsküdar’da kalmadı dünyâ evi
Dünyevî ne uhrevî ne Mevlevî
demiştir.”
Muhammed Hüsâmeddîn Dede Efendi
Nu’mân Dede’den sonra câ-nişîn oldu. Üç sene îfâ-yı meşîhatle 1216/(1801-
02)’da irtihâl etmiştir. Bu zât, vakfiyyenin bir fıkrasında, “Zâviye-i merkûmenin
dâhiliyyesinde vâlidem Emîne Kadın ve sulbî oğlum Muhammed Hüsâmeddîn Efendi
sâkinlerinden olup” denilen Hüsâmeddîn Efendi vâkıf ve bânî-i dergâh Nu’mân
Dede’nin oğlu mudur, yoksa mesmûât kabîlinden ba’zı zevâtın ifâdesi vechle Nu’mân
Dede hazretleri ber-hayât iken mahdûmu vefât ederek Karahisâr Âsitânesi
meşâyıhından Alâeddîn Çelebi’nin hemşîre-zâdesi Hüsâmeddîn Efendi midir? Bu
cihet meşkûk ise de, merkadlerindeki levha-i târîhiyyede, “Hz. Şeyh Muhammed
Hüsâmeddîn Dede Efendi” yazılı olup, çelebiliğe dâir bir işâret olmamasına nazaran
Bu zât Ayıntâblı (Antepli) olup, Siyer-i Kebîr mütercimidir. Eş’ârının pek o kadar metîn ve dil-
nişîn olmadığını İbnü’l-Emîn Mahmûd Kemâl Beyefendi söyledi. Dîvânı yoktur.
Nu’mân Dede-zâde olması ağleb ihtimâldir. Nu’mân Dede hazretlerinin bu
Hüsâmeddîn Dede’den sonra evlâd ve hulefâsından kimse kalmamıştır.
Muhammed Sâdık Dede
eş-Şeyh Muhammed Sâdık b. el-Hâc Ömer nâmında bir halîfesi var idiyse de,
şeyh-i mükerremleri tarafından ihyâ-kerdeleri Üsküdar Mevlevîhânesi’ne icâre-i
vâhide vakf edildiği ve İzmir’e mülhak Tire kasabasında vâki’ Mahmûdlar
Çiftliği’nin tesviye-i umûru zımnında orada bulunduğu 1207/(1792-93) târîhinde
irtihâl eylemiştir. Tire’nin Arpacılar karyesi civârında, meşhûr Kaplan Suyu başında
ve Kaplan Dede’nin merkadi civârında elyevm kabri mevcûd olup, seng-i mezârının
kitâbesi şudur:
“Sâbıkan Galata Mevlevîhânesi’nde Şeyh olan Yeğen Ali Paşa-zâde eş-Şeyh
Nu’mân Bey’in halîfesi merhûm ve mağfûr eş-Şeyh Muhammed Sâdık Dede. 1207”
Ali Dede
Hüsâmeddîn Dede Efendi’nin irtihâlinden sonra da 1216/(1801-02)’da
kendilerine meşîhat tevcîh edilen ve bir sene îfâ-yı hıdmetle dergâh-ı bakâya âzim
olan eş-Şeyh el-Hâc Ali Dede Efendi’nin terceme-i hâli mechûldür.
İsmâîl Hulûsî Dede
Ali Dede’den sonra iki sene meşîhati vardır. 1219/(1804-05)’da azm-i hânkâh-
ı bakâ etmiştir. Erbâb-ı fazl u kemâlden olduğu Surûrî merhûmun şu kıt’a-i
târîhiyyesinden müstebân olmaktadır:
Aceb mi kalsa tehî Üsküdar Hânkâhı
Yerin tutar yoğiken göçdü bâ-husûs Dede
Didi kederle Surûrî-i muhlisi târîh
Çekildi çille-i kabre dönüp Hulûsî Dede
( = )ﭼكلدى ﭼلهُ قبره دونوب خلوصى دده1220/(1815)
Türbede medfûndur. Sandûkasında yazılan târîh ile Surûrî’nin târîhi arasında
bir sene fark vardır.
eş-Şeyh es-Seyyid el-Hâc Muhammed Emîn Dede
Hulûsî Dede’den sonra sekiz sene post-nişîn olarak 1227/(1812) senesinde
irtihâl eylemiştir. Türbede medfûndur.
eş-Şeyh es-Seyyid Abdullâh Necîb Dede
Câ-nişîn-i meşîhat olup, yirmidört sene meşîhatte bulunarak kâm-bîn
olmuştur. Mevlevîhânede mahfûz evrâk-ı resmiyyeye nazaran fa’’âl, himmet-kâr bir
zâttır. Nu’mân Dede hazretleri tarafından vakf edilen Mahmûdlar Çiftliği, her nasılsa
Rumların yed-i gasbına geçtiğinden tahlîsi için hayli uğraşmış, fakat nâil-i emel
olamamıştır. Zamân-ı meşîhatinde müşrif-i harâb bulunan dergâh, Sultân Mahmûd-ı
Adlî tarafından Müşîr Ahmed Fevzî Paşa’nın delâletiyle ta’mîr edilmiştir ki, Pertev
Paşa merhûmun söylediği târîh şudur:
Şehin-şâh-ı müeyyed Hazret-i Sultân Mahmûd Hân
Hak itmiş zâtını kutb-ı ser-âmed devr-i imkâna
Hemîşe pîşesi ihyâ-yı dîn ü devlet ü dünyâ
Ne câmi’ler ne dergehler ne yerler yapdı şâhâne
Ez-ân cümle bu zîbâ hânkâhı eyleyüp ma’mûr
Dil-i âşık gibi çokdan beru olmuşdu vîrâne
Misâl-i sâbit ü seyyârelerdir bunda âşıklar
Dönerler geh dururlar baş eğüp bir şems-i tâbâna
O şemsin şevkıdır çün zerre ser-gerdân iden yoksa
Nigâh u iltifât itmezler ansız çerh-ı gerdâna
Semâ’ u zevk u şevk oldukca bu dergâh-ı vâlâda
Safâ-yı her-dem ihsân eyle yâ Rab şâh-ı devrâna
Müşîr-i hâssı Ahmed Fevzi Paşa oldu me’mûru
Ne devlet mazhar olmak böyle devlet böyle ihsâna
Biri cevherden a’lâ diğeri mümtâz ü müstesnâ
İki târîh yazdım ben de Pertev müstemend-âne
Yine şâdân kıldı rûh-ı Melânâ’yı Mahmûd Hân
Yapıldı tarh-i zîb-efzâ bu a’lâ mevlevîhâne
()يينه شادان قلدى روح موﻻنايى محمود خان
( = )يبيلدى طرح زيب افزا بو اعﻼ مولويخانه1250/(1834-35)
Şeyh Abdullâh Necîb Dede Efendi’nin târîh-i irtihâli:
Merkez-i kutb-ı velâyet şeyh Abdullâh kim
Nûş idüp sahbâ-yı mevti oldu Firdevs’e revân
Terki terk idüp fenâdan derd-i dâğ-ı aşk ile
Buldu şimdi Adn-ı a’lâda hayât-ı câvidân
Gûş idince “irciî” emrin o zât-ı muhterem
Didi ey va’llâh yâ Hû eyleyüp teslîm-i cân
Ayn-ı dikkatle nazar kıl ey gönül bu âleme
“Küllü şey’in hâlikün”137 tahtında dâhildir cihân
Cüst ü cû eyler iken Sâib iki mısrâ’la
Mühmelinden rıhlet-i târîhini itdim beyân
Derd-i Mevlânâ ile gül-zâr-ı dehri terk idüp
Kıldı yâ Hû Mevlevî şeyhi Necîb azm-i cinân
(درد موﻻنا ايله كلزار دهرى ترك ايدوب
= ) قيلدى يا هو مولوى شيخى نجيب عزم جنان1252/(1836-37)
es-Seyyid Hâfız Ahmed Ârif Himmetî Dede
Seccâde-nîşîn-i reşâdet olup, otuzdokuz sene meşîhatte bulunmuştur.
Zamânında dergâh muhterik olup, ashâb-ı hayrâtın iânâtıyla meydân odası simât-hâne,
matbahı müştemil bir dâire-i muhtasara dört hücre ve türbe-i şerîfe üzerine bir ism-i
Celâl odası yapılmıştır. Muhibbân-ı hâlisü’l-cinân-ı Mevleviyye’den Âsım Monla Bey
merhûmun bu hücre hakkındaki târîhidir:
(...ُه َُو كُلﱡ شَ ْيءٍ هَا ِلكٌ ِإ ﱠﻻ َوجْ َهه...) "... O'nun zâtından başka her şey yok olacaktır..." 28. Kasas sûresi, 88. (H)
Yapıldı feyz-i Mevlânâ ile bu hücre-i vâlâ
Makâm-ı zikr-i ism-i Zât-ı a’lâdır mürîdâna
Yâzup târîhini dervîş Âsım eyledi takdîm
Dil ü aşk ile Allâh di erenler gel bu meydâna
( = )دل و عشﻖ ايله ﷲ دى ارنلر كل بو ميدانه1285/1868-69
Ârif Himmetî Dede Efendi vakıf-nâme-i husûsîsinde münderic olduğu üzere,
yüzelli cild kadar kütüb-i mütenevvia vakfına himmet ederek hücre-i mezkûrede inşâ
eylediği camlı dolaba vaz’ eylemiştir. Dergâh-ı şerîfin muhterik semâ’-hânesi
teşebbüsât ü mürâcaât-ı mütevâliyyeye rağmen inşâ olunamamış ve ism-i Celâl
hücresi semâ’-hâne ittihâz edilmiştir. Ahmed Ârif Himmetî Dede 1291 senesi Rabîu’l-
âhirinde (Mayıs-Haziran 1874) târik-i tekye-gâh-ı fenâ ve âzim-i âsitâne-i bakâ
olmuştur.
eş-Şeyh es-Seyyid Muhammed Hasîb Dede
Himmetî Dede’nin oğludur. Beş sene meşîhati vardır. Âlem-i hestî vü mestîde
ser-gerdân olmağla makâmına sezâ-vâr görülmemişti. Bi’l-âhare ta’yîn edilmiştir.
1297/(1880)’de irtihâl edip türbeye defn edildi.
eş-Şeyh el-Hâc Muhammed Zekî Dede
Hat ve Hattâtân mecmûasında mûmâileyh hakkında, “Zekî Dede aslı Bursalı
ve Üsküdar Mevlevîhânesi’nin şeyhidir. Birçok nüsah-ı nefîse yazmıştır. Kâmil
Paşa’nın kitâb-hâne-dârı ve fetvâ-hânede meşk hocası idi. Kendüye göre mahsûs
bir vâdî sâhibidir. “1297/(1880)’de vefât eyledi.” deniliyor. Dergâh-ı şerîfde bir
tevhîd-i şerîf kıt’asından başka yazısı yoktur. Zeki Dede’nin irtihâliyle artık temkîn
peydâ etmiş olan Hasîb Efendi’ye meşîhât erzânî buyurulmuş ve beş sene kadar
hizmette bulunarak 1304/(1886-87)’te irtihâl etmiştir. Şuarâ-yı Mevleviyye’den
Üsküdarlı Tal’at Bey vefâtına kıt’a-i âtiye-i târîhiyyeyi yazmıştır:
Ecel bırakmadı gitdi Nesîb şeyhimizi
Cenâb-ı hânkeh-i Üsküdar’a hıdmet ide
Güherle hıdmetine düşdü böyle bir târîh
Riyâz-ı cenneti me’vâ ide Hasîb Dede
( = )رياض جنتى مأوى ايده حسيب دده1304
Halîl Hâlid Dede
Hasîb Dede’nin vefâtında birâderi, mecâzîbden Rûhî Dede’nin oğlu Ârif
Efendi’ye meşîhat teveccüh etmiş ise (de), sağîrü’s-sin olduğundan Konyalı Halîl
Hâlid Dede Efendi vekîl olarak îfâ-yı meşîhatle nâil-i hüsn-i şöhret olmuştur.
İrtihâlinde Şeyh Azmî Efendi-zâde Ahmed Celâleddîn Dede Efendi hazretleri
tarafından inşâ buyurulan ve sandûkasında muallak bulunan târîh, merhûmun nasıl bir
ârif-i kâmil olduğunu gösteriyor:
Üsküdar’ın mevlevîhâne vekîl-i ârifi
İstikâmet ile ma’rûf idi bî-şekk ü nizâ’
Sâf-dil-i pâkîze dâmen merd-i takvâ ittisâf
Sîne-i bî-kînesinde nûr iderdi iltimâ’
Rind-meşreb hüsn-i sîret sâhibi ehl-i sülûk
Eylemişdi kendisinde zühd ile aşk ictimâ’
Aşk-ı Mevlânâ ile pîrâna ser pür-vecd ü hâl
Şevk ile eylerdi meydân-ı erenlerde semâ’
İtdi âheng-i kudûm-ı âhiret döne döne
“İrciî” âvâzını neyden idince istimâ’
Eyledi kat’-ı alâyık mâ-sivâdan bildi kim
Câ-yı âsâyiş değil dünyâ sudâ’-ender-sudâ’
Kayd-ı süflîden rehâ-yâb oldu pervâz eyleyüp
Mürg-ı rûhu âlem-i bâlâya itdi irtifâ’
Çâr-deh-i ma’sûm ile târîhini itmâm eyledim
Devrini ikmâl ile Hâlid Dede kıldı vedâ’
( = )دورينى اكمال ايله خالد دده قيلدى وداع1320/(1902-03)
Târîh-i dîğer Üsküdarlı Tal’at Bey’indir:
Eyledi dergehimizden rıhlet
Dedemiz mürşidimiz bî-hengâm
Söyledik cevher ile târihini
Oldu Hâlid Dede huldiyy-i makâm
( = )اولدى خالد دده خلد مقام1320138
Türbede Medfûn Meşâyîh:
Esâmî-i Meşâyıh-ı Kirâm Velâdet Müddet-i Tevcîh-i Müddet-i Târîh-i Rıhleti
Ömr
Meşîhat
Meşîhat
eş-Şeyh Nu’mân Dede 1101/(1690) 101 1201/(1787) 12 sene 1213/(1798-99)
eş-Şeyh Ahmed Hüsâmeddîn Dede 1213 3 sene 1216/(1801-02)
eş-Şeyh el-Hâc Ali Dede 1216 1 sene 1217/(1802-03)
eş-Şeyh İsmâîl Hulûsî Dede 1217 2 sene 1219/(1804-05)
eş-Şeyh Muhammed Emîn Dede 1219 8 sene 1227/(1812)
eş-Şeyh Abdullâh Necîb Dede 1199/(1785) 53 1227 24 sene 1252/(1836-37)
eş-Şeyh Ahmed Ârif Himmetî Dede 1218/(1803) 75 1252 39 sene 1291/1874)
eş-Şeyh Muhammed Zeki Dede 1291 6 sene 1297/(1880)
eş-Şeyh Muhammed Hasîb Dede 1252/(1836) 52 1299 5 sene 1304/(1886-87)
eş-Şeyh el-Vekîl Halîl Hâlid Dede 1304 16 sene 1320/(1902-03)
Üsküdar meşâyıh-ı Mevleviyye’sinden mâ-adâ türbe-i şerîfede medfûn
bulunan zevât-ı sâire:
(Abdulkâdir Dede Efendi)
Beşiktaş Mevlevîhânesi saraya kalb edildiğinde ora meşâyıhından Abdülkâdir
Dede Efendi, Ahmed Ârif Himmetî Dede’nin şeyhi olmak dolayısıyla na’ş-ı şerîfi
Üsküdar’a nakl ile türbe-i şerîfeye defn edilmiştir.
Târîh-i irtihâli:
