HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Libhova’dan İstanbul’a
İlk öğrenimini Libhova’da gördü. 1301/1884’te İstanbul’a gelerek Fâtih Medresesi’ne girdi; Eğinli Hacı Hâfız İbrâhim Efendi’nin derslerine devam edip icâzet aldı. Gümüşhânevî Ahmed Ziyâeddin Efendi’ye bağlandı, hadis okudu ve icâzet aldı.
Gülşenî terbiyesi
Gümüşhânevî’nin vefatından sonra 1311/1893-94’te Edirne Veli Dede Dergâhı şeyhi Şuayb Şerefeddin-i Gülşenî’ye intisap etti. On beş yıllık seyrüsülûkün ardından 1326/1908’de hilâfet aldı. 1319/1901’de Halvetiyye-Gülşeniyye şeyhlerinden Mahmud Efendi’den ayrıca teberrük icâzeti aldı. Ana irşad aidiyeti Gülşeniyye’dir.
Askerî ve idarî hizmetleri
İşkodra, Yanya, İzmir, Selânik, Manastır ve Edirne’de alay müftülüğü yaptı; birliğiyle Belgrad Harbi’ne katıldı. 1331/1913’te memuriyetten ayrıldıysa da daha sonra İstanbul’da adliye hizmetinde bulundu.
Ailesi ve şiiri
Hüseyin Lâ‘lî, Yûsuf Ziyâeddin, Rükneddin Hüdâyî, Muhammed İlhâmî ve Hâdî adlı beş oğlu ile evli bir kızı bulunduğu kaydedilir. Şiirlerinde “Şehrî” ve “Fakrî” mahlaslarını kullandı; Şuayb Şerefeddin’in vefatı için tarih manzumeleri yazdı.
Âdâb-ı Tarîkat-ı Gülşenî
Gülşenî âdâb ve erkânını ayrıntılı biçimde anlatan bir risale kaleme aldı. Metin yatsı sonrası okunan sûreleri, Salât-ı Meşîşiyye’yi, esmâ tertibini, zikir ve hilâfet anlayışını kaydeder. Bu eser, son dönem Gülşenî uygulamasını içeriden anlatan önemli bir kaynaktır.
Hüseyin Vassâf’la ilişkisi
Muhammed Şehrî, Hüseyin Vassâf’a Gülşenî icâzeti verdi. İcâzetnâmede silsileyi Hasan-ı Basrî’den Dede Ömer Rûşenî, İbrâhim Gülşenî, Hasan Sezâî ve Şuayb Şerefeddin üzerinden kendisine ulaştırır. Vassâf’ın bu münasebet üzerine yazdığı uzun şiirler ve kendi irşad değerlendirmeleri, Şehrî’nin biyografisi değil kaynak müellifinin tanıklığı olarak ayrılmıştır.