HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
İstanbul'da yetişmesi
İstanbul'da doğdu. Uşşâkî şeyhi Cemâleddin Efendi'nin terbiyesinde yetişerek halifesi oldu. Kaynakta “Üveysî-meşrep” ve aşk yolunda ilerleyen bir şeyh olarak anılır.
Keçeciler'deki zâviyesi
Keçeciler'de Harem Çavuşu Camii'nin karşısında bir zâviye yaptırdı ve burada irşad hizmetini sürdürdü. Zâviye 1196/1782'deki büyük Cibali yangınında yandı. Daha sonra yeniden inşa edildi; Mahmûd Bedreddin'in kabri üzerine de bir türbe yapıldı.
Vefatı ve tarih manzumesi
Yangından bir yıl sonra, 1197/1783'te vefat etti. Kaynak, vefatına “Da‘vet-i Behişt” terkibinin tarih düşürüldüğünü kaydeder; neşir notunda bu terkibin ebced hesabının 1187 verdiği belirtilir. Tarih ihtilafı gizlenmeden, biyografik kaydın açık tarihi olan 1197 esas alınmıştır.
Dîvânı ve halifeleri
Hüseyin Vassâf, Mahmûd Bedreddin'in Dîvân'ını gördüğünü ve şiirlerini ârifâne ve âşıkane bulduğunu yazar. Kādirîhâne tomarında halifeleri arasında Şeyh Muhammed Ecîb-i Uşşâkî ile Şeyh Zuhûrî-i Uşşâkî'nin adları geçer.
Post düzeni
Zâviyedeki postun babadan oğula geçmesini değil, Uşşâkî Âsitânesi'nin görevdeki postnişini tarafından ehil bir kişinin tayin edilmesini şart koştuğu aktarılır. Bu usul Hüseyin Vassâf'ın zamanına kadar sürmüş; Muhammed Hazmî Efendi ile ondan önce Şeyh İzzet Efendi bu görevde bulunmuştur.
Tekke yerine dair anlatı
Gelenek içinde aktarılan bir menkıbeye göre Mahmûd Bedreddin, bir bakkal dükkânının önünden geçerken buranın ileride tekke olacağını söylemiş; sonraki yıllarda aynı yerde bir Kādirî tekkesi kurulmuştur. Bu kayıt tarihî imar bilgisinden ayrı, mekâna bağlanan gelenek anlatısı olarak değerlendirilmelidir.