HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Balçık'tan İstanbul'a
Karadeniz kıyısındaki Balçık kasabasında yaklaşık 1000/1591-92 dolaylarında doğdu. İlk ilimleri öğrendikten sonra İstanbul'a giderek Hekim Çelebi Tekkesi'nde Nakşibendî şeyhi Tîreli Ahmed Efendi'nin hizmetine girdi.
İlmiye ve kadılık
Receb Efendi'nin ders halkasına katıldı; mülâzemetten sonra Rumeli'de çeşitli kazalarda kadılık yaptı. Kaynağın bu kayıtları görev yerlerini tek tek saymaz; bulunmayan yer adları sonradan üretilmedi.
Hacıoğlupazarı postu
Hacıoğlupazarı şeyhi Mehmed Efendi'nin vefatı üzerine kadılık yolundan ayrılarak boşalan zâviyenin meşihatını üstlendi. Daha sonra Bolevî Mustafa Efendi ona aynı kasabadaki Câmi-i Atîk Medresesi'ni hâric derecesiyle verdi. Böylece zâviye irşadı ile medrese öğretimi aynı kişide birleşti.
Vefatı
1085/1674-75'te vefat etti. Kaynak ay, gün ve kesin defin noktası vermediği için bunlar tahmin edilmedi. Hacıoğlupazarı tarihî yer adı korunmuş; modern şehir eşleştirmesi ayrıca coğrafî belge olmadan kesinleştirilmemiştir.
Kadılıktan meşihate uzanan çizgi ve şahsiyeti
Zeyl, hayatını sıralı bir çizgi hâlinde verir: memleketinde mukaddimât-ı ulûmu tamamlayıp yeterli istidada ulaşınca himmetini İstanbul'a çevirmiş, orada Hekim Çelebi Tekkesi'ndeki hizmetin ardından mülâzemet almış, sonra kadılık yoluna girerek Rumeli kalemindeki kadılar zümresine katılmış ve bazı mansıplarda bulunmuştur. Zâviyenin boşalması üzerine kadılık yolundan meşihate dönmeye razı olmuş, bundan sonra uzun yıllar çeşitli ilimleri okutarak ömrünü tamamlamış ve 1085 senesi içinde vefat etmiştir.
Kaynak onu tanıtırken "kemâlât-ı ilmiyye ile meşhûr, halîm ü selîm, müşfik u kerîm, nûr-ı mücessem, pîr-i mükerrem" nitelemelerini kullanır; yani ilmî yetkinliğini ve yumuşak huyluluğunu birlikte öne çıkarır.