HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Hayatı ve irşad çevresi
EDHEM BABA
lstanbul fethinde bulunanlardandır. Eyüp'de, Nişancılar'da Arpacı Hayreddin Cami' -i şerifi ittisalinde türbe-i mahsusada medfOndur. AKŞEMSEDDİN Kibar-ı evliyau'llahdandır. lsm-i alileri Şeyh Muhammed b. Hamza'dır. Hz. Şi habeddin- i Sühreverdi neslindendir. Nesebi Hz. Ebubekir es-Sıddik efendimize mün tehidir. Şam'da tevellüd etmiştir. Sabi iken pederiyle diyar-ı Rum'a hicret ile Osman cık ve Amasya'da bulunmuştur. Pederlerine, "Şerefeddin Hamza-i Şam!" derler imiş. Şakayık-ı Nu'maniyye'de kendilerinin fi'l-hakika Şamlı olduğu, validesinin Osman cıklı bulunduğu muharrerdir. Amasya Tarih i ' nde pederinin Amasya'da medfün ol duğu yazılıdır. Akmseddin, zeki bir adam idi. Tahsilde zekavet-i fevka'l-adesinin ziyade yar dımı olmağla, az vakitte ilm-i tıb elde ederek Osmancık kasabasında müderris olmuş tu. Bu vecihle ulum-ı zahireyi ikmal ettikten sonra ilm-i batın tahsili hevesine düşe rek, tarlk-ı sGfiye meyi etmiştir.
Ba'zı zevat Hacı Bayram-ı Veli'ye intisabı tavsiye ey lemişler ise de veliyy-i müşarünileyh, muhtacln ve medyunlara tevzi' etmek üzere öte kinden berikinden para istemeği ve fukara ve mahbGbinin işleri için öteye beriye ko şup hizmet etmeği i'tiyad etmiş bir pir olduğundan, Akşemseddin, Hz. Şeyh'in bu ha lini öteden beri beğenmiyor ve ulum-ı zahire ve müderrislik payesinin verdiği gurur, böyle bir zatın hizmetine girmesine mani' oluyordu. Binaenaleyh, Haleb'de kesb- i iş tihar eden Zeyneddin-i Hafi hazretlerine intisab etmek üzere o tarafa azimet etmiş ise de, Haleb'e vusulünde alem-i menamda boynunda bir zincir olduğunu ve bu zincirin ucunu Hacı Bayram-ı Veli'nin tutup çektiğini görünce, uyanır uyanmaz hemen An kara'ya avdet etmek üzere yola /265/ çıkıp, vusulünde Hacı Bayram-ı Yeli hazretleri ni müridleriyle beraber orak biçmekle meşgul bulur. Şeyh kendisine asla rGy-ı iltifat göstermed iinden, bu da mür!dlere katılarak yardıma başlayıp, netice- i esrara müte rakkıb ol u ıuştur. lşden fariğ oldukları zaman Hz.
Şeyh, yemek hazırlayıp köpeklere de Bayramiyye Tarikatı 45 1 ayrıca yiyecek ihzar ve tefrik ederek, müridlerini başına toplayıp kendilerine ihzar edilen yemeği ekle şüru' ederler ve Akşemseddin'i çağırmazlar. Akşemseddin nlır-ı fe rasetle anlar ki, Hz. Şeyh hakkındaki su- i zannın cezasına duçar oluyor. Enaniyyetini ber-taraf edip köpeklerin yanma giderek, onlara tefrik olunan yiyecekten nevale-çin olmağa şitaban olduğunu Hz. Şeyh görünce, derhal da'vetle sofrasına almıştır. Akşemseddin, Cenab-ı Pir'in irşad ve delaletiyle tasfıye- i derun etti. Sülukunda az bir müddet içinde derecat-ı aliyeyi buldu. Kemalat-ı ilmiyyesi şöhret buldu. Taba betteki ihtisası da ayrıca yer tuttu. Göynük ve Torbalı'da irşad-ı nas ile meşgul olup, mürşid-i mükerremi Hz. Bayram-ı Veli'nin alem-i bekaya intikalinden sonra ca-nişi ni oldu. Fatih Sultan Mehmed Han tarafından isticlab-ı ruhaniyyetleri ümniyyesiyle, pir daşı Akbıyık Abdullah Sultan ile beraber ordu-yı hümayuna da'vet olunmuş, Edir ne'ye azimetinde mazhar-ı iltifat ü hürmetleri olmuş idi. lstanbul'un fethinde Hz.
Pa dişah'ın beraberinde bulunarak nasihatlarıyla kemalat-ı aliye vü ma'neviyyesiyle cümleyi müstefid eylemiştir. Bu sırada kevni ve irfani kerametleri zahir oldu. Fetih den üç gün evvel veya sonra Okmeydanı'nda hayme-nişin-i aram olan Akşemseddin ile Hz. Fatih muhabere ederek, gece sekizde veliyy-i müşarünileyhin menzil-i arifane sine gelmişlerdi. Hz. Şeyh, Cenab-ı Fatih'i der-aguş ile çadırına aldı. Bi'l-umum üme ra-yı guzat, dest-i pak-i Şeyh'i kemal-i hürmetle takbil etmişlerdir. Fetih müyesser olunca, daha ziyade ta'zime mazhar oldu ve Hz. Padişah'a vadi-i teselli vü cesarette büyük hizmetlerde bulundu. Kara gün dostu imiş (Fiitih'in) Akşemseddin Ki yüzilnden lemean itdi anın feth-i mübin Nusreti çeşm-i haklkatla görüp virdi haber Böyle her karı uzakdan gören erbab-ı yakin /266/ Hz. Fatih sabaha kadar şeyhin yanında bulunarak salat-ı fecri birlikte eda eylemişlerdir. Fethi müteakip Ebu Eyyub el-Ensari hazretlerinin merkad-i münevver lerinin Kostantiniyye suruna karib bir mahalde olduğunu tarih kitaplarında evvelce okumuş olduğundan bahisle, bu kabrin keşfini Hz.
Şeyh'den rica etmiştir. Bunun üzerine Hz. Fatih'le birlikte kabrin bulunduğu mahall-i mukaddese gitti ler. Buraları dümdüz ve kabirden nişane yok idi. Hz. Şeyh asasının baş paresini alnı na vaz' ile ittika ederek müddet-i medide murakabeye daldı. Muahharan başını kal dırıp Hz. Fatih'e, "Kabr-i mübarek şurasıdır. " diyerek aldığı çınar dallarının birini baş, diğerini ayak ucuna dikti. Hz. Fatih, kalb-i hümayunundaki tereddüdün külliyen iza- 452 Setlne- i Evliya lesi maksadıyla, o gece hafiyyen silah-darını göndererek Şeyh'in rekz ettiği çınar dal larının vasatına kendi parmaklarındaki yüzüğü defo ettikten sonra, mezkGr dalları yirmi adım kadar kıble tarafına nakl etmesini kendisine emr ve tenbih etti. Silah-dar ağa Padişah'ın arzusu vechile hareket etti. Ertesi gün Hz. Fatih, cenab-ı Şeyh'e tekrar ta'yin-i kabr eylemesi için haber gönderip derhal yine türbenin olduğu mahalle geldi. Padişah dahi bulundu.
Hz. Şeyh-i dil-agah, gece Silah-dar Ağa tarafın dan başka yere rekz edilmiş olan çınar dallarına atf-ı nigah etmeyerek, doğruca kab rin yanına gitti. "Benim dün rekz ettiğim çınar dalları başka yere ıuıkl olunmuş, işte bura sıdır." diyerek Hz. Padişah'a teveccühle oraya gömülen mühr-i hümayunu çıkarıp, "Yed-i şa.Mnelerine teslim ediniz. " diye huzzara hitab etti. Padişah, kalbindeki şekkin zail olduğunu söylemekle beraber, kabrin fi'l-hakika burası olduğuna bir nişane ibraz olunsa, ilmlerinin ayne'l-yakin mertebesine vasıl ola cağını der-meyan etmişlerdi. Bunun üzerine Hz. Şeyh, kabrin baş tarafından iki arşın kadar hafr edilirse hatt-ı İbrani ile, (..U L>. pi l.lA )326 ibaresi mahkuk bir beyaz taş çıka rak, keşiflerini te'yid edeceğini arz etti. Fi'l-hakika kazdılar, dediği gibi çıkınca, Hz. Fatih'in hürmet ve muhabbeti iki kat olup, müridleri sırasına girmek ve halvet etmek istid'asında bulunmuşlar ise de, Şeyh hazretleri, "Padişahlara lazım olan şey adalettir.
Halvet , saltanata münafldir." diye men' etmişlerdir. Padişah-ı müş:lrünileyh merkad-i mekşı1f üzerine türbe yaptırmıştır ve bu türbe Sultan Selim-i salis zamanında tecdid ve son zamanda mükemmelen ta'mir edilmiştir. /267/ Fatih hazretleri bu münasebetle Cenab- ı Şeyh için zaviyeler te'sisini arzu etmişlerse de, kendisi burada durmak istemeyip vatan ittihaz etmiş olduğu Göynük ya'ni Torbalı kasabasına avdetle, vefatlarına kadar orada zikr ve ibadetle ve teşfiye-i merza ile meşgul olmuşlardır. İstanbul'da, Fatih Cami' -i şerifinin ilerisinde, Hırka-i Şerif Cami'-i münifinin ya kınında, müşarünileyhe nisbetle inşa olunmuş bir cami' vardır. "Akşemseddin Camii" derler. Bundan başka Tanin Gazetesi'nin 2341 numaralı ve 12 Haziran 133 1/( 24 Ha ziran 1 9 1 5 ) tarihli nüshasında okuduğuma göre, Üsküdar'da Salacak nam mahalde Hz. Fatih tarafından müşarünileyh namına bir mescid-i şerif bina buyrulmuştur.
Feth-i ce lil-i Kostantıniyye'de binlerce müridanı ile fl-sebili'llah cihada bi'l-iştirak, maddi, ma'nevi hüsn-i hizmeti sebk etmiş olan müş:lrünileyhin akib-i fethde, kendisine mah sus olan "Sala" ( .J..,. ) aşireti efradından bir kısmını Üsküdar'da Salacak'ta iskan ile ilk Türk mahallesini te'sis ederek, mescid-i şerif-i mezkurda sinin-i vefüe irşad ile meşgGl olmuşlar imiş. 326. "Bu Ha.lid'in kabridir." (H) Bayramiyye Tarikatı 453 Şu hatırayı tebcilen 1 2 Şa'ban 1 333/( 2 5 Haziran 1 9 1 5 ) tarihinde bir ihtifal ter tlb olunmuş idi. Her sene tecdidi takarrür etmiş iken, inkılabat te's'iriyle adem-abad-ı nisyan olmuştur. Hafız Hüseyin-i Ayvansaray'i, Hz. Şeyh'in bir müddet Zeyrek Camii'nde - ki ki liseden muhavveldir- ikamet eylediklerini Vefeyat'ında yazıyor. irtihali: "Kurretü'l-Ayn" ( .:,o...l l ö } )327 ve "Kaşif-i esrar" Ur" 1 lS"" ) terk'iblerinin beya nı vechile 863 senesi şehr-i Cemaziye'l-ahirinin beşinci (9 Nisan 1 459) günü alem-i bekaya irtihal eylemişlerdir.
Türbeleri Göynük'te ma'mfir ve ziyaret-gahdır. (Kadde sa'/lahu sırrahit) Asarı: Teveccühü'l-Vahdet ve tasavvufa müteallik Risaletü'n-Niir unvanıyla bir eser-i makbulü merain-i sfif'iyyeye karşı bir risalesi ve tıbba müteallik Mücerrebat'ı ile diğer bir kitabı vardır. Nutuklarından: Gördüm çü Hak' ın vechini ayne'l-yakln ''Ya Hu" dirim Ki sitf'i "ld" dan dem urur ben her dem "illd Hu" dirim * *** Zih'i can kim münevverdir bugün nitr-ı tecelladan Zihl dil kim mııattardır heva-yı aşk-ı Leyla' dan /268/Harahat içre uşşakı görüp ta'n eyleme zahid Ki ol rüsva-yı aşk olmuş yanar derd-i dil-aradan Cihanın ma-verasmda kurulmuş çeşme-i uşşak Oü-alemden haber bilmez dahi şal arş-ı a' ladan veli dil-dara kim virdi cihanda kılmadı aram Yürür avare ser-gerdan geçüp dünya vü ukbadan Temiişasın duyan iişık nazar kılmadı ağyara Ki daim aşk u şevk ister usanmaz ol bu sevdadan 327. Bu ibarenin hesaplanmasından 86 1 çıkmaktadır. ( H )
