HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
İskilip’te doğumu ve ailesi
Molla Câfer Çelebi, yaklaşık 890/1485-1490 yıllarında İskilip’te doğdu. Babası Nebî Efendi, Şeyhülislâm Ebüssuûd Efendi’nin amcasıydı. İlmiye mensubu bir aileden geldiği için “Çelebi” unvanıyla anıldı. Çok sayıda şehirde görev yapması sebebiyle kaynaklarda “Ca‘fer-i Tayyâr” lakabı da kullanılmıştır. Daha sonra dört defa şeyhülislâmlık makamına getirilen Sun‘ullah Efendi onun oğludur.
İstanbul’daki tahsili
Küçük yaşta İstanbul’a giderek devrin tanınmış âlimlerinden Şücâüddîn-i Rûmî ve Fenârîzâde Muhyiddin Efendi’nin ders halkalarına katıldı. Önce muîd oldu; 925/1519’da mülâzemet alarak Osmanlı ilmiye mesleğine girdi.
Amasya, Akşehir ve Merzifon medreseleri
İlk müderrislik görevi yirmi akçe ile Amasya Mehmed Paşa Medresesi’ydi. Burada sancak beyi Şehzade Ahmed’in yakın çevresine katıldı. Ardından otuz akçe ile Akşehir Atabeg Medresesi’ne, kırk akçe ile Merzifon Çelebi Sultan Mehmed Medresesi’ne tayin edildi. Ebüssuûd Efendi Rumeli kazaskeri olunca onun yerine Efdalzâde Medresesi’ne geçti.
İstanbul, Manisa ve Edirne’de yükselişi
943/1537’de kırk beş akçe ile Atik Ali Paşa Medresesi’ne, 954/1547’de Manisa müftülüğüne getirildi. Bir müddet Şehzade Selim’in, geleceğin II. Selim’inin hocalığını yaptı. Aynı yıl Sahn-ı Semân’a, 957/1550’de Edirne II. Bayezid Medresesi’ne müderris tayin edildi.
Şam kadılığı ve Anadolu kazaskerliği
Ocak 1551’de Şam kadılığına tayin edildi. Kendisini bu vazifeye lâyık görmediğini söylemesine rağmen ısrar üzerine görevi kabul etti. Altı ay sonra Anadolu kazaskerliğine yükseldi ve yaklaşık altı yıl bu makamda kaldı. 963/1556’da günlük yüz elli akçe ulûfe ile emekliye ayrıldı.
Dürüstlüğü ve görev anlayışı
Kaynaklar, memuriyetleri sırasında hediye dahi kabul etmeyecek ölçüde titiz davrandığını özellikle kaydeder. Şam kadılığını kabul etmekteki tereddüdü de yüksek bir görevi şahsî kazanç değil ağır bir sorumluluk olarak gördüğünü gösterir.
Muslihuddîn-i Sirozî ile tasavvuf bağı
Câfer Çelebi, Şeyh Muhyiddin-i İskilibî’nin halifesi ve seccadenişini olan Şeyh Muslihuddîn-i Sirozî’ye bağlandı. Emeklilik yıllarında Üsküdar’daki evinde ibadet ve ilmî çalışmalarla meşgul oldu. Kaynaklar mürşidini açıkça bildirir; ancak bu irşad hattını belirli bir tarikat adıyla kaydetmez.
Vakfı ve İskilip’teki eserleri
Câfer Çelebi çok sayıda vakıf kurdu. 12 Muharrem 977 (27 Haziran 1569) tarihli vakfiyesi bu hayır düzenini belgelendirir. İskilip’te Yenicami veya Kazasker Camii diye anılan cami ile yanındaki medrese onun vakfıdır. Şeyhler, Çukurköy, Yaka/Tepe, Çobanlı ve Gündoğmuş köylerindeki arazi, değirmen ve bahçe gelirlerini bu kurumların devamı için tahsis etti. Üsküdar’daki bahçesini de hayır eserinin finansmanı için sattı.
Hac yolculuğu, vefatı ve kabri
Ömrünün son döneminde hacca gitti. Rebîülevvel 978’de, Ağustos 1570’te yaklaşık seksen yaşında vefat etti. Vasiyeti üzerine Eyüp’teki Cezerî Kasım Paşa Camii hazîresinde, mürşidi Muslihuddîn-i Sirozî’nin kabrinin yanına defnedildi.
Tarih içindeki yeri
Molla Câfer Çelebi, XVI. yüzyıl Osmanlı dünyasında medrese, müftülük, kadılık, kazaskerlik, şehzade hocalığı, tasavvuf terbiyesi ve vakıf hizmetini aynı hayat çizgisinde birleştiren seçkin âlimlerdendir. İskilip’te bıraktığı cami ve medrese, geniş vakıf ağı ve oğlu Sun‘ullah Efendi vasıtasıyla ilmî tesiri ölümünden sonra da sürdü.