Zînetü’l-Kulûb · kaynak sayfaları 450–457
Kimse halim bilmedi, Derdim soran olmadı, Dosttan yüzüm gülmedi, Kimse bana yar değil..
İşim âh ile vâhtır, Agki darun Allahtur, Kimse sana yar değil..
«ÂH-Ü-ZÂR»
Düştüm garip gurbete, El-meded meded meded, Muhtacım ben himmete, El-meded meded meded..
Ağyâr deşer cerhamı, Yâr eylemez merhemi, Kıskanırlar dirhemi, El-meded meded meded..
Hiç kimsede vefa yok, Cefa dersen gayet çok, Yağdırırlar bana ok, El-meded meded meded..
Dikensiz gül görmedim, Ömrümü ettim heder, Hep üzüntü, hep keder;
Gam beni takip eder, El-meded meded meded..
El-meded meded meded..
Yıprandım bittim gayrı, Kalmadı ömrün hayrı, Düşmüşüm yârdan ayrı, El-meded meded meded..
Ne gündüz var ne gece, Bitsin artık işkence, Gidiversem gizlice, El-meded meded meded..
Aşki der: Ey Allahım!
Hadden aşkın günahım, ensin ancak penâhım CI-meded meded meded.
«YOLCUYUZ..»
Ey kardeş! Yolcuyuz hazırlansana, Bu fâni dünyadan göçeriz bir gün ümden kurtulus yoktur insana Omuzlar üstünde geçeriz bir gün..
Duydun mu ecele çare bulanı, Bu dünya üstünde bâki kalanı, Hazırla kendine lâzım olanı, Elveda bayrağı açarız bir gün..
Azrail, vâ'desi dolanı bilir;
Dâvetsiz konuktur, her eve gelir;
Dostların ağlarlar, düşman sevinir;
İyiyi, kötüyü seçeriz bir gün..
Kazanla teneşir haberci olur, lümün etrafta çabuk duyulur, ipekler, sırmalar hepsi sovulur Bes arşın kefeni biçeriz bir gün..
Musallâ dediğin bir mehenk taşı, Şahittir insana eşi, yoldaşı;
Âkılsen, kefeni başında taşı;
Evlâd-ü iyalden kaçarız bir gün..
- 468 — 1 Bineğin tabuttur, unutma sakın;
Kapının önüne gelmesi yakın, Rizası olmazsa Cenab-ı Hakkın, Aleme dehşetler saçarız bir gün..
Mezardır fâninin en son duragı, İymanın nurudur onun çerağı, lelekler getirir bize Bürağı 'ennet-i â'lâya ucarız bir gün.
Mü'minin makamı Cennet-ün-nâ'im, Münkirin makarrı berzah-ül-cahiym, Son nefes bizlere lûtfeder Rahiym, Eceli bal gibi içeriz bir gün..
Bu kara toprağa insandır mâye, Amel-i salihtir kabre sermaye, Yayınca Sereri üçeriz bir gmaye, Ey Aşkî! Ölüme hazır ol her ân, Rehberin Hak olsun, düsturun Kur'an;
Nasılsa senin de gelecek sıran, Aklından çıkarma; nâçarız bir gün..
«IBRET!»
Ibret al azizim; gel bu devrandan, Sana hiç fayda yok, seyr-ü seyrandan;
Gün olur göçersin, dehr-i virandan;
Ayırma gönlünü emr-i Kur'andan..
Dünyada bâki mi sanırsın insan, Âbâ'ü ecdadın hâk ile yeksân, Zikrile, şükrile dönmezse lisan:
Ya iyman zayıftır, ya akıl noksan..
Bak, geldi geçiyor gençlik âvanın;
Haniya nerede yâran, ihvânın;
Yakında senin de kalkar kervanın, Bu yolda kılavuz ancak iymanın..
Rabbini bilmektir, en büyük irfan;
Rabbini bulmaktır, irfana bürhan;
Tecelli etmezse rahmet-i Rahman, Akibet mutlaka hicrân-ü husrân..
Emrini, nehyini beyan eyledi;
Sevdiği kulları ayân eyledi, Bay ile gedayı seyyân eyledi, Kadrini bilmeyen ziyan eyledi..
O ihsan eyledi, sen isyan ettin;
O âsan eyledi, sen nisyân ettin;
) iz'an eyledi, hezeyan ettin;
mrünü gafletle girizân ettin..
Arkadaş! Bu dünya yalandır, yalan;
Ölümden ders alır, akıllı olan;
Malını, mülkünü ederler talân Kalırsın ortada girye-vü nâlân..
Kazanla teneşir ederler ilân, Evinden yükselir nâle-vü efgan, Toplanır kapına emsal-ü akran, Olursun âhiret yoluna revan..
Tâbutun içinde nihan-ü pinhân, Bir namaz vaktince olursun mihmân, Karşında saf tutar ahbab-ü yârân, Musallâ taşında olur imtihan..
Kabir var, hufre-i nâr-i niyrândır;
Kabir var, ravza-i bağ-ı cinândır;
Kabir var, mü'mine dâr-ül-emandır;
Kabir var, münkire zâr-ü zindandır..
Koyarlar mezara seni perişan, Başına. dikerler bir küçük nişan, Kalbini Kur'anla etmişsen rahşân, Kabrini melekler eyler dırahsân..
Ey Aşki! Hayır yok fâni cihandan, Gelenler gidiyor, bir bir bu handan;
iymanla Kur'ana bağlan ki candan, Dâreynde olasın şâdan-ü handân..
«DÜŞÜN!»
Bu dünyaya gelen kişi, Ölenleri görmez misin?
Kahkahayla gülen kişi, Kara yere girmez misin?
İster bey ol, ister paşa;
Adem gibi bin yıl yaşa Icel bir gün gelir basa Kara yere girmez misin?
Ayağını bastığın yer, Kulak ver ki, sana ne der:
(Hani önceden gelenler?)
Kara yere girmez misin?
Mâ'mureler harab olur, Nâzik beden türâb olup, Bu dünya bir serâb olur Kara yere girmez misin?
Zevk-ü safaya aldandın, Nefsin hiylesine kandın, Dünya sana kalır sandın Sara vere girmez misin?
Melek-ül-mevt canın alır, Sevdiklerin baka kalır, Ne tâc, ne de hırka kalır, Kara yere girmez misin?
Soyacaklar elbiseni, Koyacaklar kabre seni, Boş geçirme nefesini, Kara yere girmez misin?
Aşki ölümden ibret al, Bâki değil evlât, iyal, Düşmanına kalır bu mal, Kara yere girmez misin?
«GAFLET»
Uyan gel hâb-1 gafletten..
Kazarlar bir korkunç çukur, Felek her gün kefen dokur, Bulunmaz arkandan okur, Uyan gel hâb-1 gafletten..
Kabir amel sandığıdır, İki melek gelir, konar;
Sual sorar, seni sınar;
İblis bile seni kınar, Uyan gel hâb-1 gafletten..
Aşki nâdim günahına, Gelen olmaz hiç âhına, Yalvaragör Allahına, Uyan gel hâb-ı gafletten..
« UYAN!»
Kafile kalkacak, günler yaklaştı;
Takında çıkarsın bâb-ı gafletter Târândan, ihvandan göcler sıklastı Uyan ey gözlerim hâb-1 gafletten..
Yaptığın hesaplar bir gün bozulur, Kafile sessizce yola düzülür, Düşmanın sevinir, dostun üzülür;
Uyan ey gözlerim hâb-i gafletten..
Çırçıplak ederler, soyarlar seni;
Bembeyaz kefenle boyarlar seni, Bir tabut içine koyarlar seni, Uyan ey gözlerim hâb-ı gafletten..
Cansız binek o gün gelir kapıya, Vârislerin koşar malın yağmaya, Var mı kimsen sana Kur'an okuya, Uyan ey gözlerim hâb-ı gafletten..
Üç beş dostun ağlar, agyâr sevinir;
Namazın kılarlar üç beş ihvanın, Kerem eder mi ulu sultanın, Kesilir kuvvetin, gider dermanın;
Uyan ey gözlerim hâb-1 gafletten..
Aşkî ölüm var, unutma sakın;
Bilmiş ol, ecelin bugünden yakın;
Dost-düsman ediyor makbere akın, Uyan ey gözlerim hâb-ı gafletten..
«DERTLI GÖNUL»
Kime gidip deva soram, coni sift mez of amac.i.
Padişahlar gelmiş, geçmiş;
sali alame alinamus.
Harabolmuş mâ'mur iller, Sararmış hep açan güller, ötmez olmuş şen bülbüller, Gönül eğlenmez, eğlenmez..
Derdim artar günden güne, Ne bayrama, ne düğüne;
Bakma yüze güldügüne önül eğlenmez, eğlenmez.
Ne zenginle, ne fakirle;
Ne altınla, ne bakırla;
Te âhu gözlü çakırla önül eğlenmez, eğlenmez.
Ne mal, ne mülk etmez fayda;
Ne evlâd-ü yalimle, Ne emlâk-ü emvalimle, u günahkâr ahvalimle Gönül eğlenmez, eğlenmez.
Aşkî, dostlar göç eyledi;
Varlıkları hiç eyledi Ârifler böyle söyledi, gönül eğlenmez, eğlenmez.
«EYVAH!»
Geçti ömrüm bilmedim, Hadi tum kargaim, Agyârımı yâr sandım, Şu dünyaya aldandım Vâr-i hasretle vandım Geldi ölüm kapıya..
Kagi suculi bilimi Geldi ölüm kapıya..