İrşad III · kaynak sayfaları 553–560
gülemeyiz. Zira, bu vak'a islâmın sinesinde unutulmaz bir yara açmıştır ve bu yaranın kapanmasına da imkân ve ihtimal yoktur. Siz, Şi'a tâ'ifesi muharrem ayında yalnız on gün Hz.
Imam-ı Hüseyin radıyallahu anh için gözyaşı döker, dövünürsünüz amma, bu matemin farkına bile varmazsınız. Biz ehl-i hakikat ise, bu elim vak'aya ağlamadığımız gün yoktur.
Ey ehl-i insaf:
Bilmiş olunuz ki, dünyada en büyük ceza. suçluyu affetmektir. Zira, suçlu affolunmakla, ebedi cezaya çarptırılmış olur.
Evlâd-ı Muhammed aleyhisselâmı su içmekten men ve mahrum eden, hattâ şehid-i mazlûm İmam-ı Hüseyin radıyallahu anhın mübarek göğsüne oturarak onu şehit etmek isteyen Şimr hâinine, Hazret-i Imam şöyle hitap buyurmuşlardı:
— Beni ve çocuklarımı, bu kızgın çöllerde susuz bırakarak perişan ettiniz. Bana su vermediniz ve vermeyeceksiniz, biliyorum. Fakat, hiç olmazsa yavrularıma bir yudum su veriniz ki.
bize yaptığınız bunca zulmü bağışlayalım.
Haydutların cevapları ne oldu bilir misiniz?
— Yer ve gök su ile dolsa, sana ve evlâtlarına bir yudum su vermeyecegiz...
Hazret-i İmam-ı Hüseyin radıyallahu anh, Şimr mel'ununa şöyle buyurdu:
— Siz, bize su vermediniz ve evlâtlarımı bir yudum sudan mahrum ettiniz. Fakat, yarın mahşerde biz sizleri susuz bırakarak, sizin seviyenize düşmeyeceğiz. Zira, Kevser'in sahibi dedem ve sâkisi de babamdır.
Ve mübarek ayağını hızla yere vurdu, yerden billûr gibi bir su fışkırdı. Hayretle gözleri açılan Şimr lâ'inine bu suyu göstererek şöyle buyurdular:
- Görüyorsun ya, bizim sabır sıfatımızı.. Biz, ancak icap ettiğinde zâlim ve fâsıklara karşı girişilecek mücadelede, her şeylerini fedaya hazır olmalarını ümmete talim ve tefhim için buna katlandık. Yoksa, su elimizin altında idi.. Dilesek.
daha evvel de çıkarır ve içerdik. Ümmet-i Muhammed'e fedakârlık örnegi verebilmek için buna teşebbüs etmedik.
Evet, böyle buyurdular ve şerbet-i şehadet ile susuzluklarını giderdiler.
Yâ Rabbi.. Bizi şefaat-i Hüseyin'den mahrum eyleme... İyman ile öldür, sâlihlere ilhak eyle.. Nârından uzak ve zâlimlerden ırak eyle.. Bizleri, cennet ve cemaline lâyık eyle.. Amin bi-hürmeti seyyid-ül-mürseliyn..
Ibn-il-Arac, KITAB-I-ENSAB'ında demiştir ki:
Hz. Imam-ı Hüseyin radıyallahu anh hazretleri, hicretin altmış birinci senesi muharreminin onuncu günü yevm-i aşurada şehit edildi. O yil, yevm-i aşuranın cumartesi veya pazar.
tesi gününe tesadüf ettiği söylenir. Fuzuli, HADIKA'T-ÛS- S'EDA'sında o yıl aşr-ı muharremin cuma günü idi, demektedir.
Hangisi doğru olursa olsun, Imam-ı mazlûm yevm-i aşurada vakt-i zevalde. Kerbelâda mazlûmen ve feci şekilde şehit edilmiştir. Kendilerine hücum eden askere, Amr bin Sa'ad kumanda ediyordu. Abdullah bin Zeyyad habisi ise, Yezid-i bednâmın Irak valisi bulunuyordu. Bu memuriyete, Hz. Imam-ı Hüseyin radıyallahu anhın, Yezid-i pelide bi'atini sağlamak vera evlâd-ı Resûlü hunharca katletmek taahhüdü ile tayin olunmuştu.
Hz. Hüseyin radıyallahu anh efendimizin, o gün Kerbelâ'da bütün ashabı ve arkadaşları yetmiş iki kişi idi. Bu muhterem zevatın bazıları Abdülmuttalib evlâdı, bazıları da diğer sülâelerdendi. Otuz ikisi atlı ve kırkı yaya idi. Cümlesi, evlâd-ı Ali ve ahvad-ı Muhammed aleyhisselâm uğrunda. Allah rizası için susuz olarak şehadeti seve seve kabul ettiler. (Radiyallahu anhüm ve erdâhüm ecmaiyn.)
Başladı ceng-ü-cidâl etmeğe â'van-ı Yezid, Ehl-i-beyt üzre hücum eyleyip ol kavm-i anid, Harbedip yetmiş iki bende-vü evlâd-ü hafid, Oldular mâ'rekede hak yoluna cümle şehit..
Yetmiş iki kişiyi şehit ettikten sonra, hepsi birden Hz. Hüseyin radıyallahu anh üzerine hücum ettiler ve okçulara atış emri verildi. Önce okçular, Hz. İmam'ın üzerine yağmur gibi
ok yağdırdılar. O kadar ki, mübarek vücutlarında ok, mızrak, kılıç ve taş yarası olmak üzere cem'an 329 yara vardı. Çok ağır şekilde yaralanan Hazret-i Imam'ın daha fazla karşı koymağa takat ve mecalleri kalmamıştı. Bitâp yere düştüler. Sinan bin Enes-il-Mahzumi adındaki lâ'in, kuruyası elleriyle Hazret-i Imam-ı hâk-i helâke serdi. Hulu ibn-i Yezid-il Isbihi denilen habis de, mübarek başlarını gövdelerinden ayırmak maksadiyle üzerlerine vardıgında. tekmil vücuduna bir titreme ârız oldu ve düşüp bayıldı. Bu esnada Şimr bin Zil-cevşen adındaki mel'un baygın olduğu halde hâlâ titreyen Hulu'ya hitaben:
— Allah bazûnu dağıtsın, ne var ki böyle titriyorsun? diyerek hayvandan indi ve ol server-i kâinatın sevgili torununu, koç boğazlar gibi hunharca boğazladı:
Şimr-i mel'un dayayıp gerdenine hançerini.
Kıymadan kesti o ferzed-i Resûlün serini..
Ehl-i beytinden, kendisi ile beraber şehit edilenlerin adedi on sekiz kişidir.
Emir-ül-mü miniyn Hz. Ali kerremallahu vechehu efendimizin evlâdından yani Hz. Hüseyin radıyallahu anh efendimizin baba bir kardeşlerinden şehit düşenler, şu zevat-ı âl-i kadrdir:
Abbas. Abdullah, Cafer, Osman, Ebu-Bekir, Muhammed rıdvanullahi aleyhim ema'iyn.
Hz. Imam-ı Hüseyin efendimizin sulb-ü pâkinden sehit edilen evlâtları da Ali ve Abdullah'tır.
Hz. Imam-ı Hasan efendimizin evlâtlarından şehit düşenler ise Kasım. Ebu-Bekir ve Abdullah'tır.
Hz. Abdullah bin Cafer Tayyar efendimizin | evlâdindan şehit düşen Muhammed Avn'dir.
Hz. Akıl İbn-i Ebi-Talib evlâdından şehit düşenler de Abdullah, Cafer, Akıyl. Abdurrahman, Muhammed bin Said bin Akıyl bin Ebi-Talib'tir ki, Hz. Akıl imam-ı Ali kerremallahu vechehu efendimizin birader-i muhteremleridirler. (Ridvanullahi teâlâ aleyhim ecmaiyn..)
Ibn-i Zeyyad mel'unu, Hz. Hüseyin efendimizin mübarek başlarını ve o gün Kerbelâ'da hazır bulundukları halde hasta olduklarından dolayı harbe iştirak edemeyen ve bu canavarların ellerinden kurtularak nasılsa sağ kalan sevgili oğulları Imam-ı Zeynel-Abidin ile halası Sevyide Zeynep hazretlerini.
mahfuzen ve mevcuden Şam'da bu cinayetinin semeresini sabırsızlıkla bekleyen Yezid-i Pelid'e gönderdi.
Yezid-i bednâm, önüne getirilen re's-i mübareki, elinde bulunan bir değnekle dürterek tahkire dahi cür'et eyledi ve âl-i Resûle karşı saygısızlığını son kertesine kadar götürdü. Bu cinayetinden dolayı, fevkalâde memnun ve mesrur görünüyor.
kıyâmete kadar yalnız bütün müslümanların değil: aklı başında, vicdanı ve sağduyusu yerinde tekmil insanlığın lânet ve nefretine müstehak olacağını hiç düşünmüyordu.
Al-i Resûle hangi yüzü kare böyle eder?
Olsun Yezid'e lâ'net-i Yezdân yâ Hüseyn..
Yezid-i pelid. bununla da iktifa etmemiş ve re's-i mübarekin, bütün islâm ülkelerinde dolaştırılarak teşhir olunmasını emretmişti. Şu kadar ki, Hz. Hüseyin radıyallahu anh efendimizin şehadetini duyan bütün müslümanların bu hale memnun olmadıklarını ve hoşnutsuzluklarını açıkça ifade eylediklerini işiterek, nedamete düşmüş ve hanedan-ı Hz. Hüseyin'in sâlimen Medine-i münevvere'ye iadelerini emretmek zorunda kalmıştı.
Hz. Hüseyin radıyallahu anh efendimizin mübarek başları Askalan'a gönderilmiş ve Askalan emiri tarafından defnettirilmişti. Sonradan. Askalan Ehl-i salip tarafından istilâ olununca.
Fatımi vezirlerinden Salih Talâ i bir çok mal vererek re's-i mübareki ehl-i salibin elinden almış ve büyük bir askerî merasim ile karşılamış, Hz. Hüseyin efendimizin mübarek başlarını bizzat başının üzerinde taşımış ve onu abanozdan yapılmış bir kürsü üzerinde, yeşil ipekten bir torba içine koymuştu. Som altından vaptırdığı bir sandığın zeminini misk ile döşetmiş ve bu sandığı inşa ettirdiği Mescid-i Hüseyin'deki meşhed-i mahsusuna defnettirmişti.
Bir çok hususlarda olduğu gibi, re's-i şerifin nereye defnolunduğu meselesi üzerinde de ihtilâf vardır. Bazıları, Medine-i münevvere'ye gönderildiğini ve kefenlenerek Bakı'a-i şerifte valideleri yanına defolundugunu ileri sürmektedirler. Bazıları da, Kerbelâ'ya iade olunarak, mübarek cesed-i şeriflerinin bulunduğu yere defolunduğunu iddia etmektedirler.
Ekâbir-i ehlullahın kavillerine göre ise, re's-i mübarek elyevm Mısır'da herkes tarafından bilinen ve ziyaret edilen Mescid-i Hüseyin'de bulunmakta ve zamanımızın kutbu tarafından her gün ziyaret olunmaktadır. Ehl-i keşfin çoğu, bu kavli te'yit buyurmaktadırlar.
Ibn-i Araç, Kitab-ül-ensâbında. Hz. Imam-ı Hüseyin radıyallahu anh efendimizin, altı evlâd-ı mükerremi bulunduğunu bildirmekte ve mübarek isimlerini saymaktadır:
1) Aliyyi Ekber hazretleridir ki, bu zat-1 muhteremin valideleri, Iran şahı Yezdecurd'un kerimesi Şâh Bânu'dur.
2) Ali Asgar hazretleridir ki, bu iki şehzade peder-i mükerremleri ile birlikte şehit edilmişlerdir.
3) Cafer 4) Abdullah hazretleridir ki, henüz çok küçük ve kundakta bulundukları halde, pederleri ile birlikte şehit edilmiştir. Hz.
Hüseyin efendimizin kucağında iken, düşman tarafından atılan bir oka. mâsum vücutları hedef olmuştur.
5) Sekine 6) Fatma'dır. (Ridvanullahi aleyhim ecmaiyn..)
Ey ehl-i iyman:
Hayat hikâyesini kısaca arzettiğimiz Hz. Imam-ı Hüseyin radıyallahu anh efendimiz; peygamber evladı, peygamber torunu olarak ehl-i faziletten idi. Onlara lâyık olan da, hiç şüphe yoktur ki, kerem ve fazilettir. Fâni dünya mülküne tamah ederek gurura düşenler, ashab-1 fazilet olan bu zevat-i âli-şâna kıymışlardır. Dünyaya mağrur olanların mülkleri de, ergeç Yezid'in mülkü gibi hâk ile yeksân olacaktır. Beşer tarihi, onları ebediyyete kadar lânet ve nefretle yâd ederken, ehl-i faziletin mübarek namları da yalnız tarih ve menakıp kitaplarında değil, insanlık haysiyetine sahip olanların gönüllerinde ebediyyen
aşayacaktır. Bir başka tâbirle, zâlimlerin zulümleri tarih kitaplarının sahifelerini kirletirken, ehl-i faziletin mürüvvet ve hamiyyetleri, tarih, ahlâk ve menakıp kitaplarını kıyâmete kadar süsleyecektir. Zira, ehl-i fazilet gönül sultanı olur. Onların devlet ve saltanatları bâkidir, ebedidir. Netekim, beş vakitte okunan ezanlar da, Hz. Hüseyin efendimizin saltanatının de.
vamını ilân eylemektedir.
Ey hak yolcusu:
Ne yaparsan yap; ister hayır ile, ister şer ile amel eyle, iyi bil ki seni gören vardır. Onun, insanların sayabilecekleri yedi şahidi her yerde hazırdır. İşte, bu yedi şahit yarın huzur-u izzette seni mahkûm ettirecektir. Bu yedi şahidin kimler olduklarını merak ettiysen, sana hemen haber vereyim:
1. Melâike-i kiramdır. Meleklerin, senin yaptığın her işe sehadet edecekleri, âyet-i kerime ile sabittir:
Vel-meliketü yeşhedûn...
En-Nisâ: 166 (Melekler de sehadet ederler.)
2. Üzerine bastığın topraktır. Şu basıp geçtiğin kara toprağın, senin her haline şehadet edeceği de, yine âyet-i kerime ile sabittir:
Ve kalel-insanü mâlehö yevme'izin tuhaddisü ahbareha Ez-Zilzâl: 3 4 (Ve insan: BU ARZA NE OLUYOR? dediği zaman, arz iyi veya kötü üzerinde neler işlendiğinin haberlerini anlatacaktır.)
3. Geçirdiğin zamandır. Büyük bir gafletle geçirdiğin her gün, her saat, her dakika ve her saniye, senin bütün yaptıklarına şahitlik edecektir.
4. Söylediğin sözlerdir. Konuştuğun her cümle ve kelimenin de, senin her haline şehadet edeceğini, Kur'an-ı azim haber vermektedir:
0 99...
sie!!,
1,9° agitanog Yevme teşhedü aleyhim elsinetühüm...
En-Nûr: 24 (Kıyâmet günü, onların dilleri işledikleri kötü amellerine şahitlik edecektir.)
5. Vücudunun bütün azalarıdır. Her uzvunun, aleyhinde şahitlik edeceği de yine âyet-i celile ile sabittir:
Elyevme nahtimü alâ efvâhihim ve tükellimuna eydihim ve teshedü ercûlühüm bimd kânu yeksibûn...
Yâ-sin: 65 (O gün, onların ağızlarını mühürleriz. Söz söylemekten men'ederiz. Kazançları ne ise, bize elleri söyler ve ayakları şahitlik eder.)
6. Sana müekkil olan Kirâmen kâtibiyn melekleridir:
jLâülü,é0 Ve inne aleyküm le-hafızıyne kirâmen katibiyne yâ'lemune mâ tef'alûn...
El-Infitar: 10—11—12 (Halbuki, üzerinizde Allahu teâlâ tarafından memur edilmiş kerim kâtipler vardır, ki amellerinizi yazarlar, hayır ve şer her işlediğinizi bilirler.)
7. Amel defterindir.
Nasıl? Bu yedi şahidin, şehadetinden kolay kolay kurtulabilir misin? Elbette, kurtulamazsın!
.. Bunların hepsini düstur-u mükerremimiz olan Kur'an-ı azim-ül-bürhan haber vermektedir. O büyük kitabı bildin mi? Ona uydun mu? Onun emirlerini yerine getirdin, nehiylerinden kaçındın mı? (Yapamadım, edemedim..) dersen vay haline.. Zira:
Hâzâ kitâbünâ yankıtu aleyküm bil-hak...
El-Câsiye: 29 (İşte, kitabımız.. Size karşı hakkı söylüyor...)
Dahası da var.. Bu yedi şahidin fevkinde, bütün yaptıklarımıza, fiillerimize, amellerimize ve kavillerimize, Allahu teâlâ şahittir:
Stötje pârs Vallahu şehiydün ala ma td'melûn...
Âl-i-İmtan: 98 (Allahu teâlâ, bütün yaptıklarınıza şahittir.)