İrşad II · kaynak sayfaları 197–203
nının canlarını cehenneme yolladı. Düşman, zaten kendisine zayiat veren bu kahramanı kolluyormuş ki, tekbir alıp tekrar tekrar düşman içine dalmasını fırsat bilip, etrafını çevirdiler.
Yüzlerce düşman süngüsünü ve kılıcını birden o yiğide vurdular. Her tarafı al kan içinde kalmıştı. Akibet o beyti-hüda attan aşağıya yıkıldı. Müslüman askeri bu hali görünce bir ağızdan tekbir ve tehlil ile düşmana öyle bir hücum ettiler ki, tâ ikindi vaktine kadar süren bu cengi azimde deryalar gibi kan aktı, dağlar gibi cesetler yığıldı. Nihayet, düşman bozulmuştu. Sanki o bahadırın, şahadetini zafer bekliyordu. Düşman dagıldı, kaçıyordu. Cesetler ve yaralılar arasında o yigiti buldum. Sırt üstü yatmıştı. Gözünü arşı alâya açmıştı. Kanlara gark olmuş, mübarek boğazından hâlâ kan akıyordu. Bir mübarek koku dimağımı doldurdu. İki gül yanağı henüz solmamış, nuru parlıyordu. Gözlerim kamaştı. Dudakları oynuyordu. Dinledim: «Lâ ilâhe illallâh» diyordu. Gözlerini açtı.
Bana baktı. Eliyle samayı gösterdi, tebessüm etti. Bana sanki «Ben muradıma nail oldum» diyordu ve öylece kaldı. O mübarek şehidi kucakladım, bir münasip yerde kâbir kazdım. Kanı ile defin ettim. Namazını kıldım.
O gece anası dahi rüyada oglunu görmüş, bir taht kurulmuş, oi tahtın azametini, vasfını Allahtan gayri kimse bilmez.
Ol yiğitçik ol tahtın üzerinde oturmuş. Annesi der ki: «Ey ciğer parçam! Ne haber? Allah celle sana ne muamele etti?»
Şehid der ki: «Dy annocigim! O güzel makamlar ve hûriler bana verildi. Muradıma nail oldum. Şehid olduğum ân, bana verilen hûriler benim kudûmüme hazır imişler. Hemen beni kucakladılar ve cennete götürdüler» dedi Işte, Allah yoluna bezli-can eyleyen böyle ulu makamlara erer, cennetin güllerini derer, iltifatı-ilâhiyyeye nail olur. Resûlüllahın sohbetine erişir.
Hasan radiyallahu anh şu hadisi, nebi aleyhisselâmdan nakil ediyor:
(İnneş şühedâe ahyâ'ün indallahi türadü erzakuhüm alâ ervahihim feyasilü ileyhim Er-revhu vel-ferahu kema yû'radun-nârû alâ ervahi âl-i fir'avne guduvven ve aşiyyen feyasilü ileyhim-ir-rece'u).
«Şehidler Allahu tâlânın katında hayattadırlar. Ve onların rızıkları ervahlarına verilir. Onlara verilen bu nimet, bu iltifatı rabbaniye ile ferahlanırlar. Ali firavunun ruhları akşam ve sabah ateşe arz olunup azaplandıkları gibi, bunlar da nimeti ilâhî ile rızıklanırlar.»
Şüheda hakkında Allahu teâlâ kitabı keriminde şöyle buyurmuştur:
"''' (Ve lâ tahsebennelleziyne kutilü fiy sebiylillahi emvaten bel ahyâ'ün inde rabbihim yürzakun-ferihiyne bimâ ilahümüllahü min fadlihi ve yestebşirüne billeziyne lem jelhaku bihim min halfihim ellâ havfün aleyhim ve lâ-hüm yahaenun).
Âl-i-Imrân sûresi: 169
Teisiri âyet:
«Allah yolunda, Allah için katl olunan yâni öldürüleni ölü zannetme. Onlar muhakkak diridir ve Allahın ziyafetinde olup Rabbileri tarafından rızıklanırlar. Allahın onlara verdiği ile ferahlanırlar. Şehid olacaklara, şehid namzetlerine şehadelerini müjdelerler. Ol mübarek kimseler ki, Allah yolunda katl olunup, yâni küffar ile cenk edip hâlis, muhlis muradı Allah nzası için katir elinde katı olsalar, onlar Allah tesli katındadılar. Ölmemişlerdir. Allah tarafından rızıklanırlar. Şâd ve ferahlanırlar.»
HİKAYE Çanakkale harbinde saf ve temiz bir eri, emir eri olarak ayırırlar. Fakat, bu Mehmetçik, emir eri olmaya gönlü razı degildir. Fakat, birşey de söyleyemez. Ne yapsın? Askerlikte Itaat şart! Birgün, kumandanına çıkar «Kumandanım, ben köyde imamdan dinledim. Harpte şehid olanlara Allah, hûri kızı verirmiş. Müsaade ediniz, düşmanla göğüs göğüse çarpışayım. Şehid olayım. Hüri kızı alayım» diye rica eder.
Kumandan, bu söze güler «Haydi işine bak!» der başından savar. Birkaç gün sonra, yine ayni sözleri söyleyip, cephede düşman ile çarpışmasına müsaade ister. Kumandan, Mehmede acur. Zira, giden geri gelmiyor «Oğlum işin yok mu senin?» der Askercik. «Efendim, bana köyde kız vermiyorlar, fakirim diye hor görlyorlar. Ne olur şurada huri kızı ile evleneyim» der, ve kumandanına defalarca, günlerce yalvarır. Kumandanın iyice canı sıkılmıştır. «Haydi git te hûri kızı al bakalım» der. Neferi ön safa gönderir. Bir hücum esnasında nefer alnına yediği bir kurşunla rütbei şehadete erişir.
Iki taraf arasında, yaralıları ve ölüleri kaldırmak için yapılan bir duraklamada, kumandan cesetler arasında şehid olan neferini, yâni kendi emirerini görür. Üzülür canı da sıkılır.
«Bu kadar ısrar etmesi buna mı idi?» diyerek neferin cesedine karşı sinirli bir halde «Aldın mı hûri'yi?» diye söylendiğinde, Yei hârate s sep o hakine inâ re drmei isteyen bu el nemir.
yere düşer.
Kumandan yaptığına nadim olup, şehidi emînin üzerine kapanıp göz yaşları döker. Sonradan kendisi de şehadete nail olur.
Şehidligin ne oldugundan bir nebzecik bahs ettik. Cuma, öyle mübarek bir gündür ki; Resülü-Ekrem Sallallahü aleyhi ve sellem, Cuma gecesi, Cuma günü vefat eden bir mü'min ise, şehid olarak vefat eder. Kendisine, şehid sevabı yazılır buyuruyor. Cuma günü ölen mü'min ise kabir fitnesinden kurtulur.
Yine Resülü Ekrem efendimiz buyurdular: «Cuma namazına yetişen kimseye yüz şehid sevabı verilir.» Mucahid'den rivayet olunduğuna göre, bir adam Ibni Abbasa geldi, dedi ki:
«Ya ibni Abbas! Bir adam var, her gece namaz kılar ve gündüzleri oruçlu. Lâkin Cuma namazına gelmiyor. Cemaata devam etmiyor. Cemaatle namaz kılmıyor. Bu adamın âhirette yeri neresidir!» Ibni Abbas bu soruya cevaben dedi ki: «Boyle olan kişinin yeri cehennemdir» Bu zat, bir ay mütemadiyen gelip ayni suali sorduğunda, Ibni Abbas'ın «O kişi narı cahimdedir» cevabını verdiği Mücahid haber vermede. (Tenbihil gafilin - Sahife 49).
Ey mü'minler! Bakınız; bir kimsenin beş vakit namazı kılıp, geceleri de namaz kılıp, gündüzleri oruçlu olduğu halde, Cuma namazına gitmediği için cehenneme gideceğini duyduk.
Ya, hiç namaz kılmayan, oruç tutmayan, Cuma bilmeyenin hâli nice olur? Sizin irfanınıza terk ederim. Ibni Abbas, Resûlü Ekremin amcası Hazret-i Abbas'ın oğludur.
Ayların hayırlısı, Ramazan ayıdır. Zira, Kur'anı-Azim o mübarek ay'da nazil oldu. Bin aydan hayırlı olan Kadir gecesi bu mübarek aydadır. Dinin rükünlerinden olan oruç bu ayda farz oldu. Nafile ibadetlere bu mübarek ayda farz sevabı verilir.
Amellerin en hayırlısı, dinin temellerinden olan, vaktinde kılınan beş vakit namazdır. Günlerin hayırlısı yevmi Cumadır. Ibni Abbas radiyellahu anh, Cuma günü vefat eyledi. Üç gün sonra Ibni Abbasın verdigi bu cevaplar Esedullah Ali ibni Talibe vasıl oldu. Ibni Abbas bu sorulara böyle cevap vermişti dediklerinde, Imam Ali kerremallahu veçhe şöyle buyurdu:
«Doğudan batıya, bütün ulemaya, hükemaya ve fukahaya bu üç mesele sorulsa, behemahal İbni Abbasın verdiği cevabı verirlerdi. Şu kadar varki, ben de cevaben şunu derim, amellerin hayırlısı Cenabıhakkın senden kabul ettiği ameldir. Az olsun, çok olsun. Ayların hayırlısı da, senin Cenâbı zülcelâle tövbei-
Nasuh ile tövbe ettiğin aydır. Günlerin hayırlısı da, dünyadan iyman ile göçtügün gündür.
Imamı Aliden rivayet olunduğuna göre, Resülü Ekrem buyurdular: «Cuma günü her mescidin kapısına yetmiş melek oturup. Bu melâike hazarâtı, mescide girenlerin isimlerini yazarlar. Nihayet imam minbere oturduğu vakit en son bir adam girer ve kimseye eza vermeden oturur: Dünya kelâmı söylemez. Cuma kılanlardan en az ecir alan işte bu adamdır.
Böyle olmasına rağmen, kıldığı Cuma ile, bir evvel geçen Cuma arasında işlediği günahlar af olunur. Cumayı kılıp, en az ecir alan böyle olursa ve bu nimete ererse, erken gelenin, ne büyük fazilete erdigini sen hesap eyle.»
Cenabı Allah bu günü fazlı kereminden bu ümmete hediye etmiş. Bu gün hakkında Kur'anı-Azîmde bir sûre-i-celile inzal buyurmuştur. Cuma günü ruhlar toplanır. Kabirleri o gün ziyaret etmelidir. Zira o gün yapılan ziyaret, kabir sahibine vâsıl olur. Evliyâullah müstesna. Zira onlara sair günlerde de ziyaret yapılsa sahibine vasıl olur.
Cuma günü kabirleri ziyaret efdaldir. Cuma günü mevtalar azabı kabirden emin olurlar. Keza Cuma gecesi ve günü kabire giren, azâbı kabirden kurtulur. Mü'min olması şarttır.
Cuma günü cehennem hararetlendirilmez. Cuma günü ehlicennet olanlar, âhirette Rabbilâlemini ziyaret edecektir ki, âhirette dahi Cuma günü vardır. Allah Cuma günü cennetten cemâlini müşahede ettirecektir.
Indi-ilâhide Cuma gününün adı «Yevmi Mezîd» tir. Melekler Cuma gününe yevmi mezid derler. Ehli-cennet, cuma günü cenabı zülcemâlin cemâline nazar ederler. Mü'minlerin bayramıdır, fukaranın haccıdır. Cuma gününde bir saat vardır ki, her dua kabul olunur.
Hz. Ademe ruh, Cuma günü verildi. Hz. Nuh Cuma günü necata erdi. Hz. Adem cennete Cuma günü vasıl oldu. Hz. Yusuf, hapisten Cuma günü kurtuldu. Hz. Musaya nusreti ilâhî o' gün erişti. Firaun o gün gark oldu. Hazreti Isa o günü semaya kaldırıldı. Resûller Resûlü mahbubu-kibriya efendimiz, Bedirde, küffârı Kureyşe Cuma günü zafer kazandı. İslâm, Cuma günü kurtuldu. Ehli-cennet nezdinde Cuma gününün ismi, Darusselâmdır. Zira, günahlar Cuma günü örtülür ve bağışlanır. Ehli-nârdan Cuma günü azab, ref' olur Cuma günü okunan salât-ü-selâm, Resûlü Ekreme bilâvasıta, yâni vasıtasız ulaşır.
Cuma ve Pazartesi gecesi, ümmetin yaptığı iyilik ve fenalık Resûlü Ekreme bildirilir. Kıyamet, Cuma günü kopar.
Cenabı kadir kayyûm, bir kavme azab etmeyi murad ederse o kavmi, cuma günü ve gecesi ile leylei-Kadirin feyz ve kadrini bilmekten mahrum eder.
Ihyayı ulûmda, Imamı Gazali, Resûlü Ekrem efendimizin, Cuma günü ve gecesinde ölen kimseye şehid sevabı yazılır diye buyurduğunu bildirir.
Cuma gününün ne olduğunu ve ne gibi fazilete malik oldugunu ögrenmiş bulunuyoruz. Cuma gecesi ölenlerin ruhları hanelerine yani evlerine gelirler, geride bıraktıkları, kendilerini hayır ile yad etmeyen evlât ve akrabalarına lisanı hâl ile, «Sizlere evler, bağlar, bahçeler, tarlalar bıraktık' Siz bizi burada aç bırakıyorsunuz. Ne olur, bizlere de bıraktıklarımızdan gönderiniz.» derler «Birgün siz de bizim gibi olacaksınız. Sizleri de kimse hayır ile anmayacak» deyip boyunlarını büküp, kabirlerine dönerler. Hayır ile yâd edilenler ise: «Allah sizden razı olsun. Bizi hayır ile yad ediyorsunuz. Sizi de hayır ile yad etsinler» derler. Cuma akşamı olduğunda ölülerîmizin ruhlarını şad edecek hayırlar yapmalıyız.Bak şu kıssayı ibretle oku;
HIKAYE Semerkand'da bir saka vardı. Her Cuma günü, kazancını Allah rızası için ana ve babasının ruhlarına tasadduk ederdi.
Her vakit namazdan sonra dua etmeye ahdetmişti. Bir cuma günü, para kazanamadı. Bir âlime gidip nezrini söyledi: «Ben her Cuma günü kazancımı ana ve babamın ruhuna sadaka etmeyi nezir etmiştim. Bu cuma günü para kazanamadım. Bu ahdimi yerine getirmek için ne yapmalıyım?.» dediğinde, O aliz kaBukların Soma, nerkep ve alz a, Koyun ve degilere ver» dedi. Saka da öyle yaptı. O gece rüyasında ana ve babasını gördü. Ana ve babası ona «Ey oğul, her Cuma gecesi bize hediyeler gönderir bize ikram ederdin. Fakat çoktan beri kavun, karpuz istiyorduk. Allah senden razı olsun. Bu cuma bizlere kavun ve karpuz ikram ettiler. Sen hayvanlara kavun ve karpuz kabuğu verdin, Allah bize cennet kavun ve karpuzlarından ikram eyledi» dediler.
Meşayihten rivayet oldu ki; Cuma geceleri yahut cuma günü, ölenlerin ruhları evlerin kapılarına gelirler ve göyle hi-
tab ederler: «Ey sevgili oğlum! Ey sevgili kızım! Ey kardeşim! Ey evimde oturanlar! Türlü türlü nimetler yiyorsunuz.
Biz kabirde açız, sususuz, karanlık yerdeyiz. Siz aydınlıkta, biz karanlıktayız. Siz yumuşak yataklarda, biz çıplak, topraktayız. Bizi hiç anmıyorsunuz. Bizi unuttunuz. Sizden rica edipsizlere yalvarıyoruz. Bizim için sadaka ve hayır ediniz. Bizim için dua ve istiğfar ediniz ki bizlere yiyecek, aydınlık, yatak ve örtü olsun. Bu yaptıgınız hayır hasanat, dua ve istigraf bizim için büyük hediyedir» diye tâ sabaha kadar yalvarıp yakarırlar «Bari bunları yapmazsanız, sofranızdan artmış ekmekleri köpeklere ve kedilere bizim ruhumuz için veriniz. Bize sevabını bagışlayınız» derler. Bu zevatın akrabasından birisi hayır eylese sevinirler «Allah sizden razı olsun, sizleri de Allah sevindirsin. Siz bizleri unutmadınız. Allah sizi iki cihanda aziz eylesin» deyip giderler. Şu kimseler ki, ölülerini hayır ile yad etmezler, ölülerinin ruhları da öylece beddua ederler. «Allah teâlâ sizleri mahrum etsin. Sizin bizi mahrum ettiginiz gibi»
deyip boyunları bükük mahzun olarak giderler. Bu haberin sahih olmasına delil olarak bu hadisi şerif-i gösterdiler:
(Yu'rad-ul-a'malû alâllahi yevm-el-igneyni vel-hamiysi ve lâ yukbelü amelü katıir-rahimi ve alel-enbiyai vel'âbâi vel-ümmibati yevm-el-cum'ati).
Tercümesi:
«Adem oğlunun ameli, pazartesi ve persembe günü Allahu teâlâya arz olunur. Lâkin sılâyı-rahmi terk edenin âmâli hayriyesini Allah kabul etmeyip, red eder. Yapılan hayrın peygamberlere ve babaya, anaya arz olunması cuma günüdür.»
Ey insan oğlu! Sonumuz ölümdür. Hayır ile anarsak, hayır ile anılırız. Dünyanın bekası yoktur. Mâmurlar harab olsa gerektir. Düzenler bozulur, imaretler, saraylar yıkılır. Sevdi.