İrşad I · kaynak sayfaları 302–307 hammed aleyhisselâmın nübüvvetine şehadet edip, beş vakit namazı vaktinde eda, zahirinde tadil-i erkâna, farzına, vacibine, sünnetine, riayet, batınında ise Allaha tam teslimiyet, farzlarda ise emirlerine riayet, nehiylerinden içtinap, vacibinde ise, hayrı hasenata sa'y, sünnetinde ise bunları severek yapmandır. Zira, Allahü teâlâ namaz kılanlara (Veyl olsun ki yani azabım o namaz kılanlaradır ki, onlar zahirde namazın erkânına, dikkat ve riayet ederler de, namazın ruhu olan yardımlaşmayı menederek bu güzel namazlarında sehiv ederler.) buyurdu. Sehv denildiği zaman, namazın zahirinde yapılan hadesten ve necasetten taharet setri avret, vakit niyet, iftitah tekbiri, kıyam, kıraat, rükû, sücud, celse, halalı olsa dahi mücerret bunlar için veyl olsun, azab olsun. O namaz kılana ki namazlarında sehv ediyorlar denilmezdi. Zira server-i Alem (A.S.) (Ummetimden, sehv ile hata ref' olundu.) Buyurmazdı. Niyete itibar vardır. Hata ve nisyanı sehv ile yenilen oruç sahihtir. Yukarıda zikrettiğimiz gibi, namazı kılıp şekillerine dikkat edip, ruhu salât olan…
ÜYE KÜTÜPHANESİ
Okumaya kaldığınız yerden devam edin.
Tam metin Meclis üyelerine açıktır. Üyelik ücretsizdir; okuduğunuz bölümü defterinize kaydedebilir ve özel notlarınızı aynı yerde tutabilirsiniz.