Ara
Menü

Sayfalar 804–810

1.756 kelime · kısa başlangıç

Envârü’l-Kulûb III · kaynak sayfaları 804–810 halkı irşâd görevini yüklenenler, herşeyden önce onların ıztıraplarını azaltacak tedbirleri alırlar ve sonra da esaslı tedavi çarelerine baş vururlar. Aksi halde, yanlış verilen ilâcın o hastalığı artırması tabi'i olduğundan, ters ve yanlış telkinler de mâ'nevi hastalıklarının tedavisinde müsbet sonuç vermezler. Sözü uzatmak neye yarar? Özetleyecek olursak; imam, hatib ve vâ'izler, işgal ettikleri makamın kudsiyyetini müdrik bulunmalı, kendilerinin peygamberlerin mirasçısı olduklarını unutmamalı, cemaatinin hüsn-ü halini telkin ve tâ'limlerinin tesirinden ve dolayısiyle kendisinden bilmeyerek Allahu tealâ'dan olduğuna iyman etmeli, hidayetin de, dalâletin de Yedullah'ta bulunduğunun şu'ur ve idraki içinde yılmadan, usanmadan, ye'se düşmeden, hiç kimseden korkup çekinmeden bu kutsal vazifelerine devam etmeli, Hakkı söylemeli ve Hakkı tavsiye etmelidirler. Allah rizası için vâ'z-ü nasihatte bulunmak, imamlık, hatiblik veya müezzinlik yapmak, sevapların en büyüğü ve en yücesidir. Onun için, imam, hatib, vâ'iz veya müftülerin dilleri tutulmadan, bunaklık alâmetleri belirmeden halkı irşad etmekten geri durmaları ve bir kenara çekilip…

Okumaya kaldığınız yerden devam edin.

Tam metin Meclis üyelerine açıktır. Üyelik ücretsizdir; okuduğunuz bölümü defterinize kaydedebilir ve özel notlarınızı aynı yerde tutabilirsiniz.

Giriş yapÜcretsiz üye ol
Sayfalar 804–810 · Envârü’l-Kulûb III — tarikat.org