Envârü’l-Kulûb III · kaynak sayfaları 797–803 mak, mürüvvet sahibi, tok gözlü, kanaatkâr, cömert, sözünde sabit ve vâ'dinde sadık, ilmi ile âmil ve her haliyle mütekâmil olabilmektir. Halkı kıracak ve incitecek konuşmalar yapanlar, asık yüzlü, acı sözlü, olanlar, giyimi ve yiyimi, oturup kalkması çirkin ve kaba bulunanlar, bu kötü hal ve davranışları ile, halka yararlı olmaktan ziyade zararlı olurlar. Bu gerçeği hiçbir zaman gözden kaçırmamalıdır. HIKAYE Abbasi halifelerinden birisiyle nasılsa karşılaşan asık yüzlü ve acı sözlü bir vâ'iz, aklı sıra hükümdarı doğru yola davet etmek maksadiyle kaşlarını çatarak ve parmağını tehditkâr bir ifade ile sallayarak sert ve ağır cümleler kullanmağa başlayınca, Emir-il-mü'miniyn kendisine şöyle söyledi: — Ey vâ'iz!.. Ne, sen Musa aleyhisselâmdan daha büyük bir davetçi ve öğütçüsün, ne de karşında bulunan ben Fira'vundan daha zâlim ve günahkâr bir hükümdarım. Bilmez misin ki, Allahu sübhanehu ve tealâ hazretleri, Hz. Musa ve Harun aleyhimüsselâmı vazifelendirerek Fira'vunu hakka davet için gönderdiği zaman: (Senin…
ÜYE KÜTÜPHANESİ
Okumaya kaldığınız yerden devam edin.
Tam metin Meclis üyelerine açıktır. Üyelik ücretsizdir; okuduğunuz bölümü defterinize kaydedebilir ve özel notlarınızı aynı yerde tutabilirsiniz.